Bebeğiniz Dünyayı Nasıl Görüyor?


 

Doğumda, bebeğinizin görüşü oldukça bulanıktır ancak ışık, büyük şekiller ve hareketi fark edebilir. Yenidoğanlar yaklaşık 15 ila 40 cm uzakta – onları tutan kişinin yüzünü açıkça görebilirler. Yüzünüz yeterlidir, yüzünüz bebeğinizin bu yaşta çok ilgisini çekecektir. Ayrıca bir dama tahtası gibi yüksek kontrastlı nesneler de onun ilgisini çekecektir. Yenidoğanlar dünyayı siyah beyaz görürler.
Bir ya da 2 aylıkken, bebeğiniz doğumdan kısa geçmesine rağmen her iki gözü ile de odaklanmayı öğrenecek ve hareketli bir nesneyi soldan sağa takip edebilecektir. Yüzünün önünden geçen sade bir çıngırakla ilgilidir, yüzüne çok yakınlaşıp başınızı yavaşça yanlara doğru hareket ettirerek gözleri ile sizi takip etmesini sağlayabilirsiniz. Genellikle, gözleri sizinkine kilitlenir.
İkinci aydan başlayarak ve dördüncü ayına kadar devam ederek, renk farklılıkları bebeğiniz için daha net hale gelecektir. Kırmızı, turuncu gibi benzer tonları ayırmaya başlayacaktır. Muhtemelen önce parlak renkler daha sonra ise ayrıntılı ve karmaşık tasarımlar ve şekiller için bir tercih yapmaya başlayacaktır. Onun parlak resimler, fotoğraflar, kitaplar ve oyuncaklara bakmasına izin vererek bunu teşvik edin.
Bebeğiniz 5 ayını tamamladıktan sonra, çok küçük eşyaları bulmada daha iyi olacak ve pastel renklerin arasındaki farkı anlamaya başlayacaktır. Sekizinci aydan sonra ise bebeğinizin vizyonu odanın her yerindeki kişileri ve nesneleri tanıyacak kadar güçlü bir hale gelecektir.

Doç Dr Barış Ekici

Otizm Kitabımızdan…

Otizm kitabımızdan Amazon tarzı küçük bir Look Inside…


Çocuk Nörolojisi Doktoru

Bana Biraz Otizmden Bahset

 Açılış Sahnesi

 Herşey fark edince başlar…

Muayene odama kucaklarında 2 yaşlarında erkek bir çocuk olan, genç çift giriyor. Anne ve babanın yüzlerindeki yoğun endişe daha kapıdan girerken fark ediliyor. Anne neredeyse ağlayacak.

Ufaklığı yere bırakmalarını istiyorum. Çocuk yere bırakıldığı gibi hızlıca odamdaki oyuncaklara doğru yöneliyor. Hemen yanımda duran oyuncak evin kapılarını açıp kapatmaya başlıyor. Bir süre kapaklarla meşgul olduktan sonra arkamdan dolaşıp bilgisayara doğru hareketleniyor.

Çocuğu yakalayıp muayene masasına alıyorum ve gıdıklamaya başlıyorum. Gülmeye başlıyor ve ilk kez yüzüme bakıyor. Beni ilk kez fark etmiş olduğunu anlıyorum. Huysuzlanmaya başlayınca onu tekrar yere bırakıyorum, bu sefer odanın diğer ucundaki oyuncaklara yöneliyor. Arkasından ismini sesleniyorum ama dönmüyor.

İsmine dönmeyince annesinin gözleri dolmaya başlıyor. Gergin baba dün gece hiç uyumadığını anlatıyor. İnternette videoları izlemiş. Anne araya giriyor, aslında bunları bir süredir fark ettiğini ama emin olamadığını söylüyor. Son zamanlarda etrafında da dönmeye başladığını, ismine dönmediğini, diğer çocuklarla beraber oyun oynamadığını ekliyor.

Bu sırada ufaklık odanın bir köşesinde kendi kendine oyun oynamaya devam ediyor. Ebeveynlerinin ise tüm dikkatleri benim söyleyeceklerime odaklanmış…

 

 

Geç Konuşan Bebekler


Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özelliklerini ve tedavisini anlattı. (Kadın ve Kadın sitesinden alınmıştır)
Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri
Geç konuşma erkek bebeklerde daha sıktır.

Konuşma geriliğinin erkek çocuklarda çok sık görülen bir tablo olduğunu söyleyen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, genellikle otistik çocuklarda konuşma geriliği görüldüğü için ailelerin bu konuda çok endişelendiğini dile getirdi.

Peki izole konuşma geriliğinin tipik özellikleri ve otizmden ayıran yönleri nelerdir?

İzole konuşma geriliği olan çocukların, genellikle tek erkek çocuklarda görüldüğünü ve ailede de aynı hikayenin görüldüğünü belirten Doç. Dr. Barış Ekici, bu çocukların istedikleri her şeyi parmak işaretleriyle ya da mimikleriyle anlattıklarını vurguladı.

Ne yapmalı

Doç. Dr. Ekici, “İzole konuşma geriliği olan çocuklar, hızlıca kreşe adapte edilmeli, işitme testleri yaptırılmalı, televizyondan uzak tutulmalı ve birlikte müzikler dinlenmeli” dedi.

Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri – İZLE:

İkiz Bebek Deneyi…


Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Doktoru

1932’de Myrtle  Mc Graw tarafından Johnny ve Jimmy isimli ikizler üzerinde 6 yıllık bir izlem çalışması planlandı.  İkizlerden biri fiziksel egzersizlerle desteklendi. Amaç daha başarılı, atletik bir çocuk yetiştirilmesi idi.

İkizler 2 yaşına geldiklerinde desteklenen bebek Johnny motor performans ve algısal olarak hafif daha başarılı olsa da 6 yaşına geldiklerinde aralarında bir fark kalmamıştı. Kendi doğal gelişimine bırakılan bebek Jimmy sonunda Johnny’i yakalamıştı.Bu çalışma o zaman kamuoyu tarafından ilgiyle izlenmişti.

Küçük bir not: Kaydedilmiş en uzun yakalama refleksiyle kendini taşıma süresi 2.5 dakikadır!!!!!!!!!!!!!!!!!

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, cocuk-norolojisi.com

 

Hastam Muayene Ederken Bana “BABA” Dedi!!!


Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici

Çarpıcı başlığın sizi çekerek okuduğunuz bu durum biz çocuk doktorlarının sık başına gelen bir olaydır aslında. Yaşına daha yeni girmiş bir hastamın dil gelişimini sorgularken 2 haftadır “baba” dediği annesi tarafında ifade edilmişti. Ben bu durumun iyi bir gelişme olduğunu onaylayıp bebeği muayane etmeye başladığımda bebek bana dikkatlice odaklandı ve bana bakarak “baba” dedi.

Annesi araya girip….Aslında Erkeklere “baba” diyor diye düzeltti.

Bebekler kelimeleri ilk öğrenirken onlara geniş anlamlar yükleme eğilimindedir. “Baba” kelimesi de ilk başta bebek tarafında “Yetişkin erkek” olarak algılanmıştır. Zaman içinde dil hakimiyeti artacak ve sadece babasına “baba” denildiğini öğrenecektir.

Bunun tam tersinin geçerli olduğu durunlarda mümkündür. Mesela, babasıyla top oynayan bir kız çocuğu babası ona topu attığında “Top” diyerek bir sevinç çığlığı atmıştır. Heyecanlanan baba bu kelimeyi annesinin önünde tekrar etmesi için bebeğe topu göstererek ne olduğunu sorduğunda bebek ona yanıt vermemiştir. Bu olaydan bir kaç gün sonra parkta annesi, bebeğe topu attınca yine “Top” diye bağıracağına şahit olacaktır.

Burada bebek “Top” kelimesine kendine doğru atılan top anlamı yüklemiştir ve “Top” kelimesini bu anlamda kullanmaktadır. İlerleyen zamanda bu kelimenin eyleme değil topa ait olduğunu fark edecektir.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocuk-norolojisi.com

Sakar çocukları jimnastiğe yönlendirin


Çocuklarda gelişimsel koordinasyon bozukluğunun son dönemlerde sıklıkla arttığını dile getiren Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, “Aslında bu çocuklar daha önce sakar çocuklar olarak tanınıyor” dedi ve bu durumun erkek çocuklarda daha sık, daha belirgin görüldüğünü söyledi.

Geç yürüme ve konuşma varsa dikkat

Doç. Dr. Barış Ekici, “Gelişimsel koordinasyon bozukluğu, hafif geç yürüme, konuşmada gecikme tablosu ile başlıyor. Sonra aileler, çocuğun sık düştüğünü, arkadaşlarının gerisinde kaldığını, oyunlarda daha az seçildiğini, ince motor becerilerinin biraz geri kaldığını fark ediyorlar” şeklinde konuştu.

Jimnastiğe yönlendirin

Doç. Dr. Ekici, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklar, erken dönemde fark edilip jimnastiğe ya da piyano çalmaya yönlendirilirse bu koordinasyon sorunlarının çözüldüğünü dile getirdi.

Kadinvekadin.net özel haberidir.

Doç. Dr. Barış Ekici – Gelişimsel koordinasyon bozukluğu İZLE:

http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Çocuklarda Kalp Ameliyatları ve Nörolojik Sorunlar

Kalp ameliyatı olan çocuklarda görülebilecek nörolojik sorunlar…


çocuk kalp hastalıkları, nörolojik sorunlar, çocuk nörolojisi
Kalp Ameliyatı olan çocuklarda Nöroloji

Doğuştan gelen kalp hastalıkları neredeyse her 100 çocuktan birini etkileyecek kadar sıktır. Son yıllarda artan cerrahi başarı ile deneyimli merkezlerde ameliyat sonrası hayatını kaybetme oranları yüzde 1’e kadar düşmüştür. Hayatta kalımın yükselmesine rağmen ameliyat sonrası nörolojik sorunların görülme sıklığı yüzde 2-5 oranında kalmaya devam etmektedir.

Doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda, örneğin hipoplastik sol kalp hastalığında veya Fallot hastalığında, beyinde de gelişimsel sorunlar görülebilmektedir. Yani bu çocukların bir kısmında ameliyat öncesinde de gelişimsel sorunlar, epilepsi ortaya çıkabilir.

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının ameliyatları zor ve karmaşık işlemlerdir. Çoğu kez kan dolaşımında kalp devre dışı bırakılır, vücut soğutularak dolaşımı yavaşlatılır ve beynin kan akımının yönü değiştirilir.

Kan dolaşımı kalp dışından sağlanırken tuturulması gereken hassas ayarlar vardır ve bunlardaki ufak değişiklikler beyinde kan birikmesine yol açabilir.  Beyni korumak için çocuğun vücut ısısı düşülür çünkü bazen kan dolaşımını tamamen durdurmak gerekebilir. Ameliyat sırasında sistemden kaynaklanan hava veya diğer pıhtılar beyne doğru gidebilir.

Ameliyat sonrasında beyin etkilenmesinin ilk belirtisi çocuğun uyanamaması veya epilepsi krizleridir. Ameliyatta kansız kalan veya pıhtı atan beyin şişer. Bu çocuğun bilincini etkiler ve nöbetlere yol açar. Yine etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak kollarda veya bacaklarda felç tablosu gelişebilir. Bazen beynin arka bölgesi etkilenerek geçici körlük tablosu ortaya çıkar.

Tüm bu korkutucu tabloya rağmen iyi cerrahi ekiplerde bu riskler yüzde 2’ye kadar düşebilmektedir. Nörolojik sorunları yöneten ameliyat sonrası bakımdır. Kalp hastaları konusunda uzmanlaşmış yoğun bakımlarda erken fark edilen nörolojik sorunların önemli bir bölümü iyileşebilmektedir.

 

Doç Dr Barış Ekici. Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

 

 

 

Nörolojide Diyet Tedavileri

Beslenme ile nörolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin en klasik örneği şüphesiz ki ketojenik diyettir.


Gaps diyeti, ketojenik diyet
Gaps Diyeti, Ketojenik Diyet

Son yıllarda nörolojik hastalıklarda beslenme giderek önem kazanıyor. Doğru beslenme, bütün kronik hastalıklarda başarılı tedavinin temel taşıdır. Yapılan çalışmalar şizofreni, epilepsi, otizm, dikkat eksikliği bozukluğu (DEB), dikkat eksikliği bozukluğu ve hiperaktivite (DEHB) vb. hastalıklarda beslenme değişikliklerinin hastalıklar üzerine etkili olacağını gösteriyor.

Sinir hücreleri vücudumuzda beynimizden sonra en yoğun bağırsakta yer alır. Bu iki sistem arasındaki etkileşim son yıllarda gittikçe önem kazanmakta ve ‘beyin bağırsak aksı’ olarak isimlendirilmektedir.

KETOJENİK DİYET

Beslenme ile nörolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin en klasik örneği şüphesiz ki ketojenik diyettir.1920’li yıllarda Mayo Clinic’ten Dr.Russel Wilder çocuklarda nöbetlerin sıklığını ve yoğunluğunu azaltmaya yönelik bir diyet oluşturmuştur ve günümüzde ketojenik diyet artık alternatif tedavi yöntemi olmaktan çıkıp rutin uygulamanın bir parçası haline gelmiştir. Kimi uzmanlar west sendromu gibi çocukluk çağının yıkıcı epileptik durumlarında dahi ketojenik diyetin ilk tedavi tercihi olabileceğini öne sürmektedirler.

Beynimiz enerji üretimi için öncelikle şekerleri tercih eder. Fakat açlık durumunda yağların yıkılmasıyla ortaya çıkan keton cisimcikleri de beyinde alternatif bir yakıt olarak kullanabilir. Beynin şekeri ve diğer karbonhidratları kullandığı durumda ortaya çıkan ana metabolitlerin epileptik nöbetleri tetikleyebileceği gösterilmiştir. Oysaki açlık durumunda veya ketojenik diyet altındayken beyin ketonları kullanır ve bu yeni metabolik düzende sinir uyarılırının azaldığı beynin epilepsi üretiminin gerilediği bilinmektedir.

 

Ketojenik diyet karbonhidrat alımını, belirli bir minimum düzeyde tutar. Protein alımı ise koruma ve tamire yeterli olacak şekilde dikkatli ölçülmektedir. Diyetin geri kalanını yağ oluşturmaktadır. Diyet listesi, deneyimli bir diyetisyen tarafından, her hasta için ayrı hazırlanmalıdır. Diyete başlamadan önce hastanın üç günlük yemek kaydının tutulması, yemek tercihlerinin belirlenmesi ve damak tadına uygun liste hazırlanabilmesi açısından önerilmektedir.

 

GAPS DİYETİ

Ketojenik diyet tedavisinin yarattığı etki bilim insanlarının diğer nörolojik hastalıklarda da diyet tedavilerini kullanmaya yönelmesine yol açmıştır. Gaps (Bağırsak ve psikoloji sendromu) diyeti buna bir örnektir.

Bağırsak florasındaki düzensizliklerin beyinde, etkin zararlı toksinlerin üretilmesine yol açtığı bilinmektedir. Özellikle otizmli hastalarda bağırsak florasının sağlıklı çocuklara nazaran bozulduğu, kabızlık, beslenme sorunları, kısıtlı beslenme ve kilo sorunlarının ortaya çıktığını görüyoruz.

Gaps diyetinin amacı, hasta çocukların vücudunu toksinlerden arındırmak, beynin üzerindeki toksik sisi kaldırıp gelişmesine ve doğru işlemesine izin vermektir. Bunun için ilk olarak sindirim yolunu temizleyip iyileştirerek, vücutta toksisitenin en büyük kaynağını ortadan kaldırmak ve olması gerektiği üzere onu beslenmenin kaynağı haline getirmek, ikinci olarak farklı dokularda birikmiş olan toksinleri temizlemek gerekmektedir.

Günümüzde sağlıklı gıdaya ulaşmak zorlaşmaktadır. Gıdaların içine yoğun katkı maddeleri karıştırılmakta, bu da çocukların bağırsak bütünlüğüne zarar vermektedir. Çoğu kez aileler sağlıklı olduğunu düşündükleri zararlı gıdaları çocuklara yoğun olarak vermektedirler.

Gaps beslenme protokolünde; tüm işlenmiş besinler, nişastalı sebzeler, süt şekeri laktoz, soya dahil nişastalı sebzeler ve tüm tahıllar kaçınılması gereken besinlerin arasındadır.

Diyet üç bölümden oluşur. Giriş diyeti, Tam GAPS Diyeti, GAPS Diyetinden Çıkış. Ağır vakalarda tüm aşamaları düzenli bir şekilde yapmak gerekir. 2 yıllık zorlu bir çalışmanın ardından çocuğunuzla ilgili birçok hastalık belirtisinin gerilediğini veya yok olduğunu göreceksiniz.

 

GLUTENSİZ – KAZEİNSİZ DİYET (GKD)

Otizmli hastalarda bir diğer tedavi yöntemi ise glutensiz-kazeinsiz diyettir. Otistik hastaların en az %95’inin sindirim fonksiyonları ağır metal ve toksinlere bağlı olarak bozulmuştur. Bu nedenle kazein (süt pıhtısı, peynir, yoğurdun susuz bölümü), gluten (buğday proteini) ve soya protein yapısındaki büyük moleküller sindirilirken küçük birimleri olan aminoasitlere parçalanamazlar. Bu şekilde kana geçerek bağışıklık sistemi ve beyinin işleyiş tarzını bozarlar. Gıdaların sindirilmemiş protein parçaları kana geçtiklerinde morfin etkisi göstererek vücutta az miktarda üretilen serbest morfin miktarını artırırlar. Diyet ile bu morfinlerin kan düzeyi azalmakta ve klinik bulgular da aynı oranda hafiflemektedir. Otistik hastaların %80 kadarı kazeinsiz-glutensiz diyetten fayda görmektedir.

 

 

Uzm. Dyt.Eftal GEÇGİL, Doç Dr Barış Ekici

      http://www.cocuk-norolojisi.com

Serebral Palsili doğdu, Hacettepe Tıp’ı bitirip TUS’ta derece yaptı.

İzmir’de doğduğundan beri Serebral Palsi (Beyin Felci) hastalığı nedeniyle yürüyemeyen Mehmet Servet Şatıroğlu, engelleri aşarak doktor oldu.


Serebral Palsili doğdu, Hacettepe Tıp'ı bitirip TUS'ta derece yaptı

 

Medimagazin sitesinden güzel bir haber!!!

İzmir’de doğduğundan beri Serebral Palsi (Beyin Felci) hastalığı nedeniyle yürüyemeyen Mehmet Servet Şatıroğlu, engelleri aşarak doktor oldu. Koltuk değnekleriyle ayakta durabilen Şatıroğlu, engelli birçok insanı da hayata bağladı. Hiçbir engelin hayatı yaşamaya engel olmadığını söyleyen Şatıroğlu, “Engeller başarının önünde duramaz” dedi.

İzmirli 38 yaşındaki Mehmet Servet Şatıroğlu, doğumunda beynine yeterli oksijen gitmemesi nedeniyle beyin felci geçirdi. 3 büyük ameliyat geçiren Şatıroğlu, lisede yürüyemez hale geldi. Ailesi ve arkadaşlarının kendisinden ümidini kestiği sırada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Şatıroğlu, mezun olduktan sonra girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda ilk 300’e girdi. Hayalini kurduğu fizik tedavi uzmanı olan Şatıroğlu, şimdi kendisi gibi engeli bulunanları iyileştirmek için çalışıyor.

‘Geçmiş olsun Doktor Bey’

Hastalarının kendisini koltuk değnekleriyle gördüğünde, “Geçmiş olsun doktor bey” dediğini söyleyen Şatıroğlu, “Çoğu hastam fiziksel engelim olduğunu anlamıyor. Kaza geçirdiğimi düşünüyorlar. Bizim hastalık grubumuz zor. İyileşme için çok emek vermek gerekiyor.
Ama insanların hayata tutunması lazım” dedi. Üniversiteyi kazandığında birçok kişinin kendisine “Yapamazsın” dediğini belirten Şatıroğlu, “Üniversite benim hayata daha sıkı tutunmama yardımcı oldu.
Şu anda koltuk değneği kullanarak sınırlarımı bilerek yaşıyorum” diye konuştu.

Herşey engelliler için

Çocukluğundan beri hastanelerde tedavi gördüğü için doktorluğa ilgi duyduğunu söyleyen Şatıroğlu, “Hem engelim olduğu için, hem de engellilere yardım etmek için fizik tedavi dalını seçtim. Benim daha rahat yapabileceğim bir branş. Hayatımızın kıymetini bilmeliyiz. Sürekli engeli düşünüp depresyona girmek hayatı güzelleştirmiyor. Bir şekilde hayata gülümseyebilmek lazım” dedi.


Serebral Palsi (SP) çocukluk çağında görülen en sık sakatlık nedenidir. Gelişmekte olan beynin etkilenmesi sonucu motor ve postür bozukluğu ile karakterize heterojen bir hastalık grubudur. Yaşamın erken döneminde ortaya çıkan ilerleyici olmayan ancak zaman ile klinik tabloda değişkenlik gösteren statik bir hastalıktır. Daha çok batı kaynaklı çalışmalara göre prevelansı 1000 canlı doğumda 2 ile 3.6 arasındadır. SP oranı erken doğanlarda, zamanında doğanlara göre daha fazladır. Doğum ağırlığı ve gestasyon yaşı azaldıkça oran artmaktadır. SP’nin toplam sayısı 1970 yıllarından beri stabil kalmasına rağmen son yıllarda yoğun bakım ünitelerinin yaygınlaşması ve etkin kullanımı ile bazı çalışmalarda SP prevelansında azalma saptanmıştır. SP’nin etiyolojisi multifaktöryeldir. Son 20 yılda etiyolojik faktörlerde ve bizim bunları anlamamızda radikal değişiklikler olmuştur. Halen bilinen nedenler olguların az bir kısmını oluşturmaktadır. SP’nin bilinen nedenleri risk faktörlerinden ayırt edilmelidir. Tanı, ayrıntılı anamnez, fizik ve nörolojik muayene temelinde yapılmalıdır. Ayırıcı tanıda yavaş ilerleyici dejeneratif hastalıklar ekarte edilmelidir. Turkiye Klinikleri J PM&R-Special Topics 2009;2(2):8-12

 

Çocuklarda zeka gelişiminin göstergeleri

Çocuklarda zeka gelişimi ile ilgili ailelerin çok fazla endişe duyduğunu dile getiren Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici


Çocuklarda zeka gelişimi ile ilgili ailelerin çok fazla endişe duyduğunu dile getiren Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici,“Zeka geriliğini bir çocukta tanımlamak için 6 yaş bizim için çok önemli” dedi ve ekledi: “6 yaşından önce çocuklarda zeka geriliği tanımını kullanmıyoruz. Onun yerine gelişimsel gerilik, bilişsel gerilik gibi tanımlar kulanıyoruz.”

Doç. Dr. Ekici, “Bir çocuğun size 2 aylıkken sosyal gülüp bakması, sizi takip etmesi, 3 aylıkken elini ağzına götürmeye başlaması, 4,5 – 5 aylıkken bir şeye uzanmaya başlaması bile çocuklarda zeka gelişiminin göstergeleridir” açıklamasında bulundu.

Doç. Dr. Ekici, zeka gelişiminin takip edilmesinde önemli olan noktanın; çocukların belirli aralıklarla zeka tarama testlerine tabi tutulması olduğunu belirtti.

Daha detayı bilgi için videomuzu izleyebilirsiniz…

KadınveKadın.net’ten alıntılanmıştır

Bebeklerde kafa şekil bozuklukları ve tedavisi

Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda bu duruma bağlı olarak gelişen kafa şekil bozuklukları ve bu sorunun tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.


 

Bazen çocukların özellikle de prematüre bebeklerin hep bir tarafa yatma eğiliminde olduklarını dile getiren Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda bu duruma bağlı olarak gelişen kafa şekil bozuklukları ve bu sorunun tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.

Doç. Dr. Barış Ekici, çocukların hep sağ tarafa ya da hep sol tarafa doğru yattıklarında kafa şekil bozukluğu ile karşı karşıya kalınabiliyor.

Peki bu durumda aileler ne yapmalı?

Kafa şekil bozukluklarında kask tedavisinin uygulandığını ama kendi hastalarının çok az bir kısmının bu tedaviye ihtiyaç duyduğunu dile getiren Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarında kafa şekil bozukluğu olan ailelere üçgen piramit yastık önerisinde bulundu.

*Kadın ve Kadın.net’ten alıntılanmıştır

İşte detaylar…

Bıngıldağın erken kapanması normal mi?

Bıngıldağın erken kapanması hakkında…


Bıngıldağın erken kapanmasının çocuk nörologlarının çok sık karşılaştığı bir durum olduğunu belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, bu durumun çok da fazla endişe edilecek bir durum olmadığını söyledi.

Ön bıngıldağın normalde 4 ile 18 ay arasında kapandığını belirten Doç. Dr. Barış Ekici, ön bıngıldağın erken kapanmasının birçok nedene bağlı olabileceğini belirtti; beslenme şekli veya genetik nedenler gibi…

Önemli olan baş çevresinin ayına uygun gelişimi

“Burada önemli olan; bıngıldağın erken kapanması değil baş çevresinin ayına uygun gelişim gösterip göstermediğidir” diyen Doç. Dr. Ekici, “Bıngıldak kapansa bile kemikler birbirine tam yapışmadığı için arada hala büyüme mesafeleri oluyor ve baş çevresi büyümeye devam ediyor” şeklinde konuştu. (kadınvekadın.net sitesinden alınmıştır)

Detaylar için…

http://www.cocuk-norolojisi.com

Otistik Gerileme

Otistik gerileme üzerine…


61914acbdd28b1f4e39b3a572d753424
Otistik gerileme

Otizm bozulmuş sosyal etkileşim, sosyal iletişim ve sınırlı ilgi alanı, tekrarlayıcı hareketlerin görüldüğü bir hastalıktır. Otizmin dikkat çekici bir diğer belirtisi, kazanılmış gelişimsel yetilerin kaybıdır. Otistik regresyon-gerileme olarak adlandırılan bu durum genellikle aileler tarafından bildirilmektedir. Kanner’in 1943’deki ilk otizm tarifinde otistik gerilemeden bahsedilmemiş,  otizm doğumdan itibaren başlayan bir durum olarak kabul edilmiştir. Otistik gerileme ile ilgili ilk olgu sunumları 1960’lı yılların başında yapılmaya başlanmış, 80’lerde ise daha çok konuşmanın kaybedilmesi üzerinde durulmuştur (1). Tipik olarak aileler doğumdan itibaren normal gelişmekte olan çocuğun 16-24. aylarda gerileme gösterdiğini hastalık öyküsünde anlatırlar. Otistik gerileme sıklığının farklı çalışmalarda %15 ila %62 aralığında olduğu bildirilmiştir. 2013 yılında yayınlanan bir meta-analizde 85 farklı çalışmadan 29035 çocuğun verileri değerlendirmiş ve otistik gerileme oranı % 32.1 olarak saptanmıştır. Gerileme gösteren çocuklarda cinsiyet ve sosyoekonomik düzey bakımından fark saptanmamıştır (2). Gerileme gösteren çocukların yaklaşık üçte birinin öncesinde gelişimsel gerilik gösterdiği bilinmektedir. Çocukların gerilemesi  dil alanında ve/veya sosyal etkileşimde ortaya çıkar. Belirtiler genellikle çocuğun daha önce kullandığı kelimeleri artık kullanmaması olarak ortaya çıkar. Otizm tanısal görüşme ölçütlerinde, otistik gerileme; en az 3 ay boyunca baba-mama dışında 5 sözcüğü iletişimde kullanan bir çocuğun en az 3 ay süreyle bu yetisinin kaybı olarak tanımlanmıştır (1). Buna göz temasında azalma ve ismine bakmama eşlik eder (3).

Otistik gerileme gösteren, tipik gelişen ve otistik gerileme öyküsü vermeyen otizmli çocukların birinci ve ikinci yaş günü videolarının değerlendirildiği bir çalışmada, otistik gerileme gösteren çocukların birinci yaş gününde tipik gelişen çocuklara benzer özellikler gösterdiği saptanmış. İkinci yaş günü videolarında gerileme gösterenler ile göstermeyenlerin benzer olduğu izlenmiştir (4). Yine gerileme gösterenlerin diğer otizmli çocuklarla benzer şiddette hastalık bulguları gösterdiği, CARS skorları arasında fark olmadığı bildirilmiştir(5).

Otistik gerilemeyi dikkat çekici kılan öncesinde normal gelişim gösteren çocuklarda hastalığın ortaya çıkması, dolayısıyla hastalık patofizyolojisinin aydınlatılmasında rol oynayabileceğidir. Otistik gerileme gösteren çocukların aileleri yaklaşık %60 sıklıkta öncesinde aşı öyküsü, yaklaşık %30 sıklıkta öncesinde enfeksiyon öyküsü vermektedir(3). Gerilemenin ortalama başlangıç ayının 18-22 olarak saptandığı ve 18.ay aşılamalarıyla aynı dönemde ortaya çıkmasının tesadüf olabileceği, yine bu dönemde çocukların sık enfeksiyon geçirmeye yatkın olmaları ile açıklanabilir.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

  1. Williams K, Brignell A, Prior M, Bartak L, Roberts J. Regression in autism spectrum disorders. J Paediatr Child Health. 2015 Jan;51(1):61-4.
  2. Barger BD, Campbell JM, McDonough JD. Prevalence and onset of regression within autism spectrum disorders: a meta-analytic review. J. Autism Dev. Disord. 2013; 43: 817–28.
  3. Kern JK, Geier DA, Geier MR. Evaluation of regression in autism spectrum disorder based on parental reports. North Am J Med Sci 2014;6:41-7.
  4.  Malhi P, Singhi P. Regression in children with autism spectrum disorders. Indian J Pediatr 2012;27:975-81.
  5. Werner E, Dawson G. Validation of the phenomenon of autistic regression using home videotapes. Arch Gen Psychiatry 2005;62:889-95

 

18 Aylığım ve Ben de Buradayım!!!

18 aylık bebeklerin nörolojik gelişimi üzerine, çocuk nörolojisi doktorunun paylaşımı…


seamus-18months-old-having-a-baby-762193_596_879
Ben 18 aylığım
Bebeğimizi önce oturtup sonra yürüttük. Şimdi onun kendini göstermesinin zamanı geliyor. 18. ay, bebekler için iletişimsel bir dönüm noktası. Artan öz güvenleriyle kişiliklerinin ilk ipuçları da ortaya çıkmaya başlıyor…
Peki, On sekiz aylık çocuk neler yapabilir?
İleriye doğru, yanlamasına ya da arkaya yürüyebilir.
İpe bağlı bir oyuncağı çekebilir, itebilir veya oyuncak kamyonuna binebilir.
Koşabilir ama hâlâ sık sık düşer.
Yürürken oyuncak taşımayı sever.
Elinden tutulduğunda yavaşça merdivenden yukarı çıkabilir.
Tahta küplerden üçlü kuleler yapar.
Başta annesi olmak üzere tanıdık yetişkinlere duygusal açıdan hâlâ bağımlıdır.
Bebeğine yemek yedirme, onu uyutma gibi basit günlük faaliyetlerden bazılarını kendince taklit eder.
On iki-on sekiz aylarda 30 civarında sözcük söyleyebilir.
On altı-yirmi aylarda yaklaşık 50 sözcük kullanabilir.
Belli eşyaları belli yerlerde bulmayı, belli zamanlarda belli şeylerin olmasını bekler.
Sürekli yeni şeyler dener, öğrendiklerini uygular.
Bir nesne o an ortamda olmasa bile onun adını hatırlayabilir.
On sekiz aylık çocukların gelişimi nasıl desteklenebilir?
Oyuncakları itip çekerek ona model olunabilir. Giyinip soyunma, yemek yeme gibi faaliyetleri kendi başına yapması teşvik edilebilir.
Merdiven çıkarken elinden tutulabilir.
Diğer çocuklarla bir arada olması ve onlarla oynaması sağlanabilir.
Çocukla baskısız ve kaygısız biçimde konuşulmalıdır.
Resimli kısa hikâye kitabı okunabilir, bebeğin bildiği nesnelerin adı söylenerek kitapta
göstermesi istenebilir. Örneğin “ Aaa bak burada senin oyuncak arabandan var? Kırmızı renkte ama bizimkisi mavi” gibi ifadelerde bulunulabilir.
İki komut içeren cümleler söylenebilir. Örneğin “Bebeğini al, yanıma gel.” gibi cümleler
kurabilir.
Çocukla mümkün olduğunca çok konuşulmalıdır. Örneğin “Bakalım tabakta kaç bisküvi var? 1,2, 3. Evet 3 bisküvi var.” gibi cümlelere ile iletişim yürütülebilir

9-12 aylık bebekler… Yürüme zamanı…

Çocuk Nörolojisi, Doç Dr Barış Ekici’nin bebek gelişimi ve desteklenmesi üzerine yazısıdır.


çocuk nörolojisi uzmanı barış ekici 9 aylık bebek gelişimini özetliyor
Ben 9 aylığım…

Bebeğimizi büyütüyoruz. Önceki yazıda 6. ayın önemine değinmiştik. Şimdi ise 9 ay ve sonrasına bakıyoruz.

Dokuz aylık bebek neler yapabilir?

  • Eşyalara tutunarak ayağa kalkabilir.
  • Yerde tek başına ve desteksiz 15 dakika oturabilir.
  • Yerde yuvarlanır. Bir o yana bir bu yana dönerek ilerler.
  • Emeklemeye çalışır.
  • Belli insanlara bağlanır. Kendisine bakan kişiyi hep yanında ister.
  • Baba, mama gibi iki heceli sesler çıkartır.
  • Oynadığı bir oyuncağın üstüne örtü örtüldüğünde arar.

 

 Dokuz aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Ata biner gibi dize oturtularak bazı oyunlar oynatılabilir. Böylece bebek hareket ederken beden duruşunu ayarlamayı öğrenir.
  • Oyuncağı biraz yüksek bir yere (örneğin kanepenin üstüne) konulur ve böylece tutunarak kalkması, oyuncağı alması sağlanabilir.
  • Mama sandalyesi, koltuk, sedir vb. yüksek bir yerde otururken aşağı güvenle fırlatabileceği küçük oyuncaklar verilebilir.
  • Yanından ayrılırken onu öpüp “Allahaısmarladık” denebilir. Yanına gidildiğinde özel bir şekilde selamlatılabilir. Bu tür tepkiler bebeğin sosyalleşmesine yardımcı olur.
  • Bebekle açık ve anlaşılır biçimde konuşup tepki vermesi sağlanabilir.
  • Severek oynadığı oyuncak ondan alınıp ucu görünecek şekilde örtünün altına konulabilir. Bebek, örtüyü kaldırıp oyuncağı bulursa ödüllendirilebilir. Bulamazsa oyuncak örtünün altından çıkartılıp gösterilebilir. Tekrar aynı şekilde saklanıp bulması beklenebilir.

 

On iki aylık bebek neler yapabilir?

  • Destek almadan bir süre ayakta durabilir.
  • Tek elinden tutulduğunda yürür.
  • Yabancı insan ve yerlere ilişkin korku ve tepkileri artabilir.
  • “Hayır” dendiğinde yapacaklarından vazgeçebilir.
  • El sallayabilir.
  • Günlük alışkanlıklar kendini güvende hissetmesine, değişiklikler ise huzursuzluk yaşamasına neden olabilir.
  • On iki-on sekiz ay arasında ilk anlamlı sözcüklerini kullanmaya başlar. Örneğin “fu” diyerek su isteyebilir.
  • Semboller kullanmaya başlar. Örneğin gezme yerine “atta” diyebilir.

On iki aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Anne babaya yürüyerek gelmesi için teşvik edilebilir.
  • Eşyalar birbirlerinden uzaklaştırılarak arayı tutunmadan yürümesi sağlanabilir.
  • Evdeki eşyaların bebek ayağa kalkmak için tutunduğunda devrilmeyecek türden olması sağlanmalıdır.
  • Yürümeye yeni başlayan çocuk bir süre sık sık düşeceği için, evde onun zarar görmesini engelleyecek önlemler alınmalıdır. Örneğin köşeli eşyalar kaldırılmalı ya da köşeleri sünger ve benzeri malzemeyle kaplanarak güvenli hâle getirilmelidir.
  • Tatil vb. bir sebeple evden uzaklaşmak gerekirse çocuğun alıştığı eşyalar birlikte götürülebilir.

Bebeğin kullandığı semboller yetişkinler tarafından kullanılmamalıdır. Örneğin bebek araba yerine “düt” dediğinde “Evet o bir araba” denebilir

6 aylık olmak… Bebeklerin dönüm noktası!

6 aylık bebekler neler yapabilir? Gelişimleri nasıl desteklenir?


Genellikle çocuk nörolojisi hastalıklarından bahsettiğim bloğumda biraz da sağlıklı çocuğun nörolojik gelişimine değinmek istiyorum. Çocuk Nöroloji Kliniğinden Pedagog Sezen Hanımla mini bir söyleşi yayınlıyorum…

f6bddcb510b72799f8a464637a3b149c
Ben 6 aylığım…

Sezen Hanım, neden 6 aylık olmak bu kadar önemli?

Bebeklerin motor-kişisel gelişimi 6. ayda hızlanmaya başlar. Altı aydan sonra bebekler artık yavaş yavaş bağımsız oturmaya başlamıştır ve bu ayla beraber bebekler bir eliyle nesneyi tutarken diğer eliyle manipüle edebilmeyi öğrenir. Bebekler ilk kez bu ayda kendi ismini bilir ve kendisine seslenildiğinde sesin geldiği yöne doğru döner. Aslında dikey ve bireysel yaşamın ilk filizlenmeleri bu ayda başlar.

Altı aylık bebek neler yapabilir?

  • Koltuk altından tutulduğunda başını dik tutabilir, beden ağırlığının çoğunu taşıyabilir.

  • Beşikte ya da bebek sandalyesinde destekle oturur, çevresine bakmak için başını sağa sola çevirir.

  • Onu kucağına almaya çalışan kişiyi ayaklarıyla itmeye çalışır, hatta kendi kendine kalkma girişimlerinde bulunur.

  • Hareket ederken sırtını dik tutar ve dengesini sağlar.

  • Avuçla kavrarken tüm elini kullanır.

  • Her şeyi ağzına götürür. Bu sayede dış dünyayı tanı- maya başlar.

  • Tanıdığı kişilere daha çok gülümser. Onların yanında sakinleşir.

  • Bağlılık geliştireceği kişileri seçmeye başlar. Yaklaşık sekizinci. Aydan itibaren yabancılara yönelik açık bir çekingenlik sergiler.

  • Tek heceli sesler çıkartmaya başlar.

  • Eğleniyorken neşe çığlıkları atar.

  • Kızdığında bağırır.

  • Gördüğü nesneyi almak için uzanır.

  • Bilerek yaptığı yeni davranışlar edinir.

Altı aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Dışarıya çıkarken ya da alışveriş yaparken bebek bir kanguru aracılığıyla taşınabilir. Bebek bu sayede kendisini annenin beden hareketlerine uydurmayı öğrenebilir. Ayrıca nefes alıp vermesini anneye göre ayarlayabilir.

  • 10 dakikayı aşmamak kaydıyla sırtını ve yanlarını destekleyerek oturması sağlanabilir.

  • Farklı yönlerden seslenilerek değişik pozisyonlara dönmesi sağlanabilir.

  • Yüzükoyun konumda yatarken biraz uzağa sevdiği oyuncak konulur ve oraya doğru sürünerek gitmesi sağlanabilir. Bu esnada vücudunu hareket ettirebilmesi için tabanlarından destek verilmelidir.

  • Çocuğun uzanabileceği mesafelerde tehlikeli olabilecek küçük nesneler bulundurulmamalıdır.

  • Bebek yabancılardan tedirgin olmaya başladığında, tanımadığı kişilerin kucağına verilmemelidir

  • Mutsuz olduğunda yalnız bırakılmamalıdır.

  • Bebeğin çıkarttığı sesler tekrar edilebilir.

  • Yumuşak bir sesle çocuk şarkıları ya da ninni söylenebilir.

  • Kimlik duygusunun gelişimine yardımcı olmak için aynada yansıması gösterilebilir.

  • Adı yüksek sesle söylenip dikkat çekilebilir.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Çocuklarda Kekemelik

Çocuklarda kekemelik hakkında çocuk nörolojisi uzmanı doç dr barış ekici bilgilendirici yazısı


 

Çocuklarda Kekemelik
Çocuklarda Kekemelik
  • Çocukların %5’inde altı aydan uzun süreli kekemelik ortaya çıkıyor. Yaşla beraber bu çocukların yaklaşık %80’inde belirtiler kaybolurken kalanlar konuşma sorunlarını erişkinliğe taşıyor.
  • Kekemelik için erkek cinsiyet ve ailede kekemelik hikayesi risk faktörü olarak kabul ediliyor.
  • Tek yumurta ikizlerinde birlikte ortaya çıkışı çift yumurta ikizlerine göre daha sık.
  • Çocukların dilin daha kompleks yapılarını kullanmayı öğrendikleri   2-5 yaş arasında daha sık görülüyor.
  • 3 yaş öncesi ortaya çıkanları önemli bir kısmı, özellikler kızlar herhangi bir müdaheleye gerek kalmaksızın iyileşiyorlar.
  • 18 ay ile 3 yaş arasındaki çocuklar gelişimsel olarak, cümlelerin ilk kelimesinde takılma ve tekrar etme eğiliminde olabilirler.
  • Konuşmanın akıcılığındaki gelişimsel bozukluk bazı günler-haftalar artış gösterirken, arada kaybolduğu veya hafiflediği dönemler vardır.
  • Gelişimsel sorunun aksine kekemelik gösteren çocuklar bu durumun farkına varıp, konuşurken daha çekinik davranmaya başlarlar.
  • Kekemelik genellikle ilerleyen zamanda kalıcı bir sorun haline dönüşebilir.
  • Ciddi kekemeliği olan çocuklar kekeleyeceğini düşündüklerinde stres belirtileri gösterirler.
  • Kekemeliğin beyinde artmış dopaminerjik mekanizmalar ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Tik bozukluklarına benzediği öne sürülmektedir.
  • Tedavide ilaçlar bazen yararlı olmakla beraber, aile eğitimi ve konuşma terapistiyle yapılan çalışmalar önemli yer tutmaktadır.

 

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

Angelman Sendromu

Angelman sendromu üzerine genel bilgiler içiren çocuk nörolojisi paylaşımı


angelman sendrom
Angelman sendromlu bir kız bebek

Angelman sendromu, öncelikle sinir sistemini etkileyen kompleks bir   genetik bozukluktur. Sıklığı 1:12000 ila 1:20000 arasındadır. Bu durumun karakteristik özellikleri gelişme geriliği, zihinsel engellilik, şiddetli konuşma bozukluğu ve sara nöbetleridir. Etkilenen çocuklar da tekrarlayan nöbetler (epilepsi) ve küçük bir kafa boyutu (mikrosefali) vardır. Gelişimdeki gerilik çoğu kez 6 ila 12 aylıkken fark edilir, ve diğer belirtiler genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkar.

Angelman sendromlu çocuklar genellikle sık gülümseyen, kahkaha ve el çırpma hareketleri ile mutlu, heyecanlı bir tavır gösterirler. Hiperaktivite, kısa dikkat süresi ve su ile oynamaya hayranlık yaygındır. Etkilenen çocuklar da uyku bozuklukları görülür, bu çocuklar uykuya normalden daha az  ihtiyaç duyarlar. Yaşla birlikte, Angelman sendromu olan kişiler daha az heyecanlı hale gelir ve uyku problemleri gerileme eğilimi gösterirler. Ancak, etkilenen bireylerin hayatları boyunca entelektüel sorunları, şiddetli konuşma bozukluğu ve nöbetleri devam edebilir. Angelman sendromlu yetişkinler ayırt edici yüz özelliklere sahiptir. Diğer ortak özellikleri açık renkli saç ve ten, omurgada bir yana eğrilikdir. Bu durumdaki kişilerin yaşam beklentisi normale yakın olduğu düşünülmektedir.

Angelman sendromunda vakalarının çoğu , anne kromozom 15 deki silinme veya babadan uniparental dizomi nedeniyle oluştuğu için kalıtsal değildir . Bu genetik değişiklikler üreme hücreleri (yumurta ve sperm) oluşumu sırasında ya da erken dönemde embriyo gelişiminde rasgele meydana gelir. Etkilenen insanların genellikle kendi ailesinde hastalık öyküsü yoktur .

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com


Gebelikte Antidepresan Kullanımı Otizme Yol Açıyor.

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici gebelikte ilaç kullanımı ve otizm ilişkisi üzerine yeni bir araştırmanın sonuçlarını paylaşıyor. Çocuk Nöroloji Kliniği


çocuk nörolojisi gebelite alınacak önlemler, çocuk nöroloji doktoru barış ekici
Gebelikte Antidepresan Kullanımı ve Otizm İlişkisi

Amerikanın en saygın tıp dergilerinden JAMA’da bugün yayınlanan bir yazı ilk kez gebelikte antidepresan kullanımı ve otizm ilişkisinin oldukça güçlü olduğunu gösterdi.

SSRı antidepresanlar…. Yani Prozac, Paxil, Lustral gibi neredeyse en sık kullanılanlar ve onların benzerlerinin gebeliğin 2. veya 3. trimesterinde kullanımının otizmli bebek sahibi olma riskini iki kat artırdığı düşünülüyor.

145,456 gebelik ve çocuğun 10 yıllık izlem sonuçları bu çocuklarda 1.054’ünün 4.5 yaşın geldiklerinde otizm tanısı aldıklarını gösterdi. Bu sonuçlar gebeliğin son 6 ayında antidepresan kullanan kadınların çocukların otizm riskini %87 artığını ortaya koydu.

Bu ilişki daha önce bazı çalışmalarda gösterilse de, artmış riskin depresyonun kendisinden mi kaynaklandığı anlaşılamamıştı. Antidepresanların serotonin isimli beyin kimyasalı üzerine yaptıkları etkinin gelişmekte olan bebeğin beynini etkilediğini söyleyen bilim adamları gebelikte depresyonla başa çıkmanın egzersiz ve psikoterapi gibi ilaç dışı yöntemleri olduğunu vurguluyorlar.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

 

 

Bebeğimin Zekasını nasıl artırırım?


çocuk nörolojisi, çocuk epilepsi, bebek epilepsi, pediatrik nöroloji

Geçen hafta anne sütü ile beslenme ve zeka ile ilişkili paylaşımım sonrasında gelen yorum ve eleştiriler, bu konuya daha çok eğilmem gerektiğini gösterdi. Anladığım kadarıyla herkes en zeki bebeğin kendisinin bebeği olmasını istiyor.

O zaman en zeki bebeğe sahip olmak için yapmamız gerekenleri bilimsel çalışmaların ortaya koyduklarıyla sıralayalım.

Önceden uyarmalıyım, hiç bir şey genetik potansiyelin önüne geçemez!!! Sizin bebeğinizde Einstein genetiği varsa bunları yapmasanız da yine Einstein olacaktır.

10 İpucu için Tıklayınız

 

 

Zeki Bebekler için 1o İpucu

Zeki bebeklere sahip olmak için yapabilecekler. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici’nin önerileri.


  1. Doğum zamanını planlamayın, araştırmalar 39 hafta tamamlanmadan önce yapılan doğumların bebeğin beyin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor.
  2. Hamileliğinizin erken döneminden itibaren, mümkünse öncesinden demir takviyesi kullanın.
  3. Anne sütü
  4. Hamilelikte ve bebeğinizi emzirirken Omega 3 ve Omega 6 yağları içeren yiyecekler tüketin.
  5. Bebeğininiz kaliteli gece uykusu uyumasını sağlayın. Gündüz uykusu gece uykusunun yerini tutmuyor…
  6. Evcil hayvanlar ile oynamanın çocukların sosyal zeka gelişimini desteklediği gösterilmiştir.
  7. Üç yaş altındaki çocukların tek başına uzun süre ekran karşısında kalmamasına özen gösterin.
  8. Bebeğinizle oyun oynayın. Araştırmalar bebeklerin zeka geliştirici oyuncaklar ile oynarken ebeveyn tarafında motive edilmesi gerektiğini göstermiş.
  9. Hamilelik döneminde yoğun trafik olan bölgelerden uzak kalmaya çalışın. Egsoz gazı solumaktan kaçının.
  10. Bebekleri kurşun içeren oyuncaklardan koruyun. Kanda hafif artmış kurşun düzeyleri bile zeka sorunlarına yol açabilir.

Diğer Yazılarım için Tıklayınız