Bebeklerde kafa şekil bozuklukları ve tedavisi

Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda bu duruma bağlı olarak gelişen kafa şekil bozuklukları ve bu sorunun tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.


 

Bazen çocukların özellikle de prematüre bebeklerin hep bir tarafa yatma eğiliminde olduklarını dile getiren Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda bu duruma bağlı olarak gelişen kafa şekil bozuklukları ve bu sorunun tedavisi hakkında önemli bilgiler verdi.

Doç. Dr. Barış Ekici, çocukların hep sağ tarafa ya da hep sol tarafa doğru yattıklarında kafa şekil bozukluğu ile karşı karşıya kalınabiliyor.

Peki bu durumda aileler ne yapmalı?

Kafa şekil bozukluklarında kask tedavisinin uygulandığını ama kendi hastalarının çok az bir kısmının bu tedaviye ihtiyaç duyduğunu dile getiren Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarında kafa şekil bozukluğu olan ailelere üçgen piramit yastık önerisinde bulundu.

*Kadın ve Kadın.net’ten alıntılanmıştır

İşte detaylar…

Otizm ve Serebellum (Beyincik)


otizm doktoru doç dr barış ekici
Otizm ve Serebellum

Evrimsel yaklaşımla değerlendirildiğinde korteks kalınlığının insanda diğer canlılardan daha fazla olduğu bilinmektedir. Son dönemlerde insanı diğer primatlarda ayıran bu özelliğinden çok daha belirgin olarak serebellum-korteks kalınlığı oranın yüksekliği dikkat çekmektedir. Serebellumu sadece denge ile sorumlu tutan klasik yaklaşımın yerini,  dil ve ileri kognisyondaki görevlerini tanımlayan bir bakış almaktadır. Serebellum beyin hacminin sadece %10’unu doldurmakta iken, beyindeki nöronların yarısını barındırmaktadır. Konjenital veya edinilmiş serebellar hastalıklarda otizm spektrum bozukluğunu semptomlarını ortaya çıkabileceği bildirilmektedir. Özellikle vermis ve letaral hemisfer etkilenmelerinin üzerinde durulmaktadır (1).

Serebellum duyusal, motor ve kognitif verinin hızlı işlenmesinde ve koordinasyonunda görev almaktadır. Özellikle tekrarlayıcı hareketler, motor koordinasyon bozuklukları, duyusal hassasiyet, dil sorunları ilişkilendirlmektedir. Otizmli bireylerin dinleme durumunda yapılan fonksiyonel MR çalışmalarında serebro-serebellar bağlantı sorunları gösterilmiştir. İnterhemisferik ve kortikal bağlantılarda azalma saptanırken, subkortikal bağlantıların arttığı bildirilmiştir (2). Sınırlı sayıdaki otizmli hastanın post-mortem çalışmalarında serebellar korteksteki purkinje hücrelerinde azalma bildirilmiştir. Bu bulgu frajil X ve tuberosklerozlu olgularda da saptanmıştır. Purkinje hücreleri korteks ile derin serebellar çekirdekleri bağlayan yapılardır, bu çekirdekler ise bir çok ön beyin bölgesiyle bağlantılıdır. Nörokimyasal çalışmalar serebellumun baskılayıcı-uyarıcı dengesindeki bozulmaya işaret etmektedir (1).

Tsc gen mutasyonlu farelerde, gen mutasyonu sadece purkinje hücrelerinde sınırlanmış, yapılan bir çalışmada purkinje hücrelerindeki uyarım değişikliğinin bile otizm semptomlarına yol açtığı bildirilmiştir (3). Purkinje hücrelerindeki patolojik azalma ileri evrelerde ortaya çıkabilir ve geri dönüşsüz son evreye işaret edebilir.

 

  1. Hampson DR, Blatt GJ. Autism spectrum disorders and neuropathology of the cerebellum. Front Neurosci. 2015;9:420.
  2. Crippa A, Del Vecchio G, Busti Ceccarelli S, Nobile M, Arrigoni F, Brambilla P. Cortico-Cerebellar Connectivity in Autism Spectrum Disorder: What Do We Know So Far? Front Psychiatry. 2016;7:20.
  3. Tsai, P. T., Hull, C., Chu, Y., Greene-Colozzi, E., Sadowski, A. R., Leech, J. M., et al. Autistic-like behaviour and cerebellar dysfunction in Purkinje cell Tsc1 mutant mice. Nature 2012; 488: 647–651

Bıngıldağın erken kapanması normal mi?

Bıngıldağın erken kapanması hakkında…


Bıngıldağın erken kapanmasının çocuk nörologlarının çok sık karşılaştığı bir durum olduğunu belirten Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, bu durumun çok da fazla endişe edilecek bir durum olmadığını söyledi.

Ön bıngıldağın normalde 4 ile 18 ay arasında kapandığını belirten Doç. Dr. Barış Ekici, ön bıngıldağın erken kapanmasının birçok nedene bağlı olabileceğini belirtti; beslenme şekli veya genetik nedenler gibi…

Önemli olan baş çevresinin ayına uygun gelişimi

“Burada önemli olan; bıngıldağın erken kapanması değil baş çevresinin ayına uygun gelişim gösterip göstermediğidir” diyen Doç. Dr. Ekici, “Bıngıldak kapansa bile kemikler birbirine tam yapışmadığı için arada hala büyüme mesafeleri oluyor ve baş çevresi büyümeye devam ediyor” şeklinde konuştu. (kadınvekadın.net sitesinden alınmıştır)

Detaylar için…

http://www.cocuk-norolojisi.com

Zapella Tipi Rett Sendromu

Rett Sendromunun Hafif Tipi…


rett sendromu, otizm, Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi
Klasik Rett Sendromlu Bir Kız Çocuğu

Rett sendromu öncesinde normal veya normale yakın gelişim öyküsü olan kız çocuklarda dil ve el beceri kaybı ile giden bir hastalıktır. Bu çocuklarda sıklıkla MECP2 geni mutasyonları saptanır. Klasik Rett sendromunda ilk belirtilen 6. aydan sonra başlar. Beyin gelişiminin yavaşlamasına bağlı olarak başçevresi persantili geriler. Çocuk ellerini amaca yönelik kullanmayı bırakır ve stereotipik bir el hareketi geliştirir. Oyuncaklarına ve ebeveynlerine ilgisi azalır.  Bir yaşından sonra belirgin otistik özellikler göstermeye başlar ve kazanılmış dil yetisi kaybedilir. İki ila on yaş arasında hastalık bir duraklama safhasına girebilir ve bu dönemde çocuklar da ilerlemeler gösterebilir. Son evrede ise yürüme kaybedilir, skolyoz ve spastisite gelişir (1).

Zapella M. 1992 yılında 102 Rett Sendromlu hastayı değerlendirdiği bir çalışmada üç hastada dilin daha çok korunduğu atipik bir varyantı bildirmiştir (2). Klasik tipin bulguları ile karşılaştırıldığı ve atipik varyantlı 29 hastanın değerlendirildiği bir çalışmada hastaların yanlızca  % 27.5′inde mikrosefali  % 32’sinde boy kısalığı ve %25’inde düşük kilo saptanmıştır (3). İlginç olarak aynı hasta grubunda 2 olguda makrosefali bildirilmiştir. Bu grubunun Zapella tipi olarak isimlendirlmesi önerilmiştir.

Zapella Tipi Rett Sendromunun tanı kriteleri,

  • Gerileme döneminin klasik tipe göre daha geç görülmesi
  • Ellerdeki stereotipilerin daha hafif oluşu ve amaca yönelik el hareketlerinin korunması
  • Zekanın daha az etkilenmesi (ortalama 40-50 IQ puanı)
  • Normal başçevresi gelişimi
  • 6 yaşında en az tek kelime düzeyinde dil yetisinin tekrar kazanılması olarak belirlenmiştir.

Zapella tipi olguların otistik gerileme ile gösterdiği benzerlik ilgi çekicidir. Klinik değerlendirmede otistik gerileme gösteren kızların Rett Sendromu açısından genetik incelemelerin yapılması önerilmektedir.

Rett Sendromunda transkripsiyon faktörü MECP2’nin eksikliğine bağlı bazı genlerin ekspresyonunda sorunlar ortaya çıkar. Beyin kaynaklı nörotrofik faktör (BDNF) düzeyleri azalırken, glutamat ve NMDA glutamat reseptörleri artar. Bu durum otizmle benzer şekilde Glutamat-Gaba dengesizliğine ve bozulmuş sinaptik yapıya yol açar.  Dekstrometorfan, NMDA antogisti, ile Rett sendromlu kızların alıcı dil yetisinde iyileşme bildirilmiştir. Benzer bir ajan olan ketaminin düşük dozlarda etkili olabileceğini düşündürten preklinik çalışmalar mevcuttur. Farklı bir yaklaşımla BDNF düzeylerini yükselten insülin benzeri büyüme faktörü 1 ve glatiramer asetatın kullanıldığı düşük olgulu çalışmalarda olumlu etkliler bildirilmektedir (4).

Doç Dr Barış Ekici

  1.  Trevathan E, Moser HW. Diagnostic criteria for Rett syndrome. Ann Neurol.1988; 23: 425–8
  2.  Zappella M. The Rett girls with preserved speech. Brain Dev 1992; 14: 98–101
  3. Renieri A, Mari F, Mencarelli MA, Scala E, Ariani F, Longo I, Meloni I, Cevenini G, Pini G, Hayek G, Zappella M. Diagnostic criteria for the Zappella variant of Rett syndrome (the preserved speech variant). Brain Dev. 2009; 31 (3): 208-16.
  4. Johnston M, Blue ME, Naidu S. Recent advances in understanding synaptic abnormalities in Rett syndrome. F1000Research. 2015;4:F1000 Faculty Rev-1490. doi:10.12688/f1000research.6987.1.

 

Otistik Gerilemede Steroid Tedavisi

Otistik gerilemede steroid tedavisi üzerine bir çalışma…


 

steroid otizm, dr barış ekici

Landau Kleffner Sendromu ve otistik gerileme benzerlikler gösterse de başlangıç yaşı ve klinik seyir olarak farklılıklar gösterdiğine değinmiştim. Otistik gerileme de elektroensefalografi bulguları daha nadirdir fakat,  Landau Kleffner hastalarına benzer şekilde  magnetoensefalografi incelemeleri epileptik odağın süperior temporal girusda (STG) olduğunu ortaya koymuştur. Landau Kleffner  hastalarının steroid tedavine yanıt verebildiklerinden yola çıkan bir çalışmada otistik gerileme gösteren 3-5 yaş arasındaki 20 çocuğa 4-14 ay boyunca 2 mg/kg/gün’den prednisolon tedavisi uygulanmış ve bunlar steroid tedavisi almayan grup ile karşılaştırılmıştır (1).  Çalışmanın değerlendirdiği önemli bir ölçüt değişken frekanslı işitsel uyarılmış potansiyellerdir. Konuşma farklı hızlardan oluşan akıcı bir yapıdır, bu değişken frekanslardaki işitsel uyaranın anlamlandırılması STG da gerçekleştirilir. Kaydedilen standart yanıt olan 4 Hz sinüzoidal dalgaların otizmli çocuklarda bozulduğu, steroid tedavisi sonrasında belirgin düzelme gösterdiği bildirilmiştir. Benzer şekilde steroid tedavisi alan grubun dil ve davranışsal skorlarında da iyileşme saptanmıştır. İlginç olarak elektroensefalografik bir fark ortaya konulamamıştır. Yazarlar bu durumu STG disfonksiyonunun epileptik deşarjlar oluşturmadan da gelişebileceği ve  işitsel uyarılmış potansiyellerin daha anlamlı  kabul edilmesi gerektiği şeklinde açıklamışlardır. Çalışmaya alınan 20 çocuğun sadece ikisinde yakın dönemde aşılanma veya enfeksiyon öyküsü olması enfeksiyon ve otistik gerileme ilişkisini desteklememektedir. Steroidlerin Gaba uyarımı artırırken, glutamat uyarımı üzerinde baskılayıcı etki göstermeleri, çocuklarda görülen bu etkiyi açıklayabileceği öne sürülmüştür (1).

  1. Duffy, Frank H, Aditi Shankardass, Gloria B McAnulty, Yaman Z Eksioglu, David Coulter, Alexander Rotenberg, and Heidelise Als. 2014. “Corticosteroid therapy in regressive autism: a retrospective study of effects on the Frequency Modulated Auditory Evoked Response (FMAER), language, and behavior.” BMC Neurology 14 (1): 70.

Landau Kleffner Sendromu Otisitk Gerileme için Model Hastalık Olabilirmi?

Otizm ve Landau Kleffner Sendromu…


otizm eeg çocuk nörolojisi

Landau Kleffner Sendromu (LKS) erken çocukluk döneminde edinilmiş epileptik afazi ile giden durumdur. Otistik gerileme gösteren çocuklardan bazılarının LKS olabileceği tartışılan bir konudur. Landau Kleffner Sendromu bir ucunda selim sentro-temporal epilepsilerin olduğu hastalık yelpazesinin ciddi ucunda değerlendirilmektedir. Konuşma alanlarını etkileyen yoğun epileptik deşarjların alıcı dilde bozulmaya ve gerileme yol açtığı öne sürülmüştür.  Epileptik ensefalopati grubunda değerlendirlen LKS dil alanı ile birlikte diğer bilişsel süreçlerde de bozulmaya yol açmaktadır.

Otizmli çocuklarda yapılan elektroensefalografi incelemelerin altında yatan neden bu benzerliğin ortaya çıkarılmasıdır. Otizmli çocuklarda tipik LKS elektroensefalografik bulguları çok nadiren saptanabilir. LKS’unda özellikle uykuda yoğunlaşan fokal veya jeneralize epileptiform deşarjların perisliviyan bölge veya süperior temporal alanda yoğunlaştıkları , frontal bölgelere yayılabildikleri bilinmektedir. Bu çocukların öyküleri dikkatli değerlendirildiğinde gerileme dönemi öncesinde hafif bilişsel geriliğin varlığı saptanabilir. Otistik gerilemenin aksine LKS’li olgular dalgalı bir seyir izlemekte ve gerileme atakları birden fazla olabilmektedir. Gerileme otizmden daha geç, genellikle 3-5 yaş aralığında belirginleşmektedir. Otizm tanısıyla izlenen ve ileri yaşlarda tekrar gerileme atakları tarifleyen olgularda LKS’unda şüphelenmek gereklidir.

Alıcı dil bozukluğu olan küçük çocuklar ismine bakmama, sözel iletişime girmeme gibi otistik belirtiler gösterdiği için otizm tanısı  alabilmektedirler. İlerleyen yaşlarda çocukların sözel olmayan iletişimdeki becerileri tanının sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu çocuklar işitme engellilere yönelik özel eğitim programlarından fayda görebilir ve işaret diliyle iletişim kurabilir hale gelebilirler (1).

1.Deonna T, Roulet-Perez E. Early-onset acquired epileptic aphasia(Landau-Kleffner syndrome, LKS) and regressive autistic disorders with epileptic EEG abnormalities: the continuing debate. Brain Dev. 2010 Oct;32(9):746-52.


	

Otistik Gerileme ve Beyin Hacmi

Otizmde beyin hacmi nasıl değişiyor?


otizm beyin hacmi
Otizmde beyin hacmi

Otistik gerilemeye yol açan nedenleri ortaya koymak için bu duruma eşlik eden diğer özelliklerin tanımlanması önem taşımaktadır. Otizmli çocukların bir grubunun baş çevrelerinin  yaşıtlarına oranla daha büyük olduğu bilinmektedir. Otizmli çocukların doğumdan itibaren baş çevrelerinin ve 3 yaşında tüm serebral hacimlerinin manyetik rezonans görüntüleme ile değerlendirildiği bir çalışmada, gerileme gösteren erkek çocukların %22 sinde makrosefali saptanırken bu oran gerileme göstermeyen otizmli erkek çocuklarda %5 olarak saptanmıştır. Gerileme gösteren erkeklerin 3 yaşında beyin hacimlerinin %6 daha büyük olduğu hespalanmıştır. Baş çevresi ölçümleri değerlendirildiğinde, beynin hızlı büyümesinin 4-6 aylıkken başladığı fark edilmiştir. Kız çocuklarında otistik gerileme ile başçevresi arasında bağlantı saptanmazken, çalışmanın yazarları bu durumu kızlarda otizmin farklı nedenlerde kaynaklanmasına bağlamışlardır.

Sonuçları değerlendirirken yazarlar beyin gelişimindeki farklılığın 4-6 aylarda, aşılanmalarla benzer zaman diliminde başladığını, dolayısıyla bir nedenselliğin söz konusu olabileceğini speküle etmişlerdir. Oysa ki benzer aşılanma programı uygulanan kız çocuklarda otistik gerilemeye başçevresi büyümesi eşlik etmemiştir (1).

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

  1. Christine Wu Nordahl,Nicholas Lange,Deana D. Li, et al.Brain enlargement is associated with regression in preschool-age boys with autism spectrum disorders. PNAS 2011;108(50): 20195-200

Otistik Gerileme

Otistik gerileme üzerine…


61914acbdd28b1f4e39b3a572d753424
Otistik gerileme

Otizm bozulmuş sosyal etkileşim, sosyal iletişim ve sınırlı ilgi alanı, tekrarlayıcı hareketlerin görüldüğü bir hastalıktır. Otizmin dikkat çekici bir diğer belirtisi, kazanılmış gelişimsel yetilerin kaybıdır. Otistik regresyon-gerileme olarak adlandırılan bu durum genellikle aileler tarafından bildirilmektedir. Kanner’in 1943’deki ilk otizm tarifinde otistik gerilemeden bahsedilmemiş,  otizm doğumdan itibaren başlayan bir durum olarak kabul edilmiştir. Otistik gerileme ile ilgili ilk olgu sunumları 1960’lı yılların başında yapılmaya başlanmış, 80’lerde ise daha çok konuşmanın kaybedilmesi üzerinde durulmuştur (1). Tipik olarak aileler doğumdan itibaren normal gelişmekte olan çocuğun 16-24. aylarda gerileme gösterdiğini hastalık öyküsünde anlatırlar. Otistik gerileme sıklığının farklı çalışmalarda %15 ila %62 aralığında olduğu bildirilmiştir. 2013 yılında yayınlanan bir meta-analizde 85 farklı çalışmadan 29035 çocuğun verileri değerlendirmiş ve otistik gerileme oranı % 32.1 olarak saptanmıştır. Gerileme gösteren çocuklarda cinsiyet ve sosyoekonomik düzey bakımından fark saptanmamıştır (2). Gerileme gösteren çocukların yaklaşık üçte birinin öncesinde gelişimsel gerilik gösterdiği bilinmektedir. Çocukların gerilemesi  dil alanında ve/veya sosyal etkileşimde ortaya çıkar. Belirtiler genellikle çocuğun daha önce kullandığı kelimeleri artık kullanmaması olarak ortaya çıkar. Otizm tanısal görüşme ölçütlerinde, otistik gerileme; en az 3 ay boyunca baba-mama dışında 5 sözcüğü iletişimde kullanan bir çocuğun en az 3 ay süreyle bu yetisinin kaybı olarak tanımlanmıştır (1). Buna göz temasında azalma ve ismine bakmama eşlik eder (3).

Otistik gerileme gösteren, tipik gelişen ve otistik gerileme öyküsü vermeyen otizmli çocukların birinci ve ikinci yaş günü videolarının değerlendirildiği bir çalışmada, otistik gerileme gösteren çocukların birinci yaş gününde tipik gelişen çocuklara benzer özellikler gösterdiği saptanmış. İkinci yaş günü videolarında gerileme gösterenler ile göstermeyenlerin benzer olduğu izlenmiştir (4). Yine gerileme gösterenlerin diğer otizmli çocuklarla benzer şiddette hastalık bulguları gösterdiği, CARS skorları arasında fark olmadığı bildirilmiştir(5).

Otistik gerilemeyi dikkat çekici kılan öncesinde normal gelişim gösteren çocuklarda hastalığın ortaya çıkması, dolayısıyla hastalık patofizyolojisinin aydınlatılmasında rol oynayabileceğidir. Otistik gerileme gösteren çocukların aileleri yaklaşık %60 sıklıkta öncesinde aşı öyküsü, yaklaşık %30 sıklıkta öncesinde enfeksiyon öyküsü vermektedir(3). Gerilemenin ortalama başlangıç ayının 18-22 olarak saptandığı ve 18.ay aşılamalarıyla aynı dönemde ortaya çıkmasının tesadüf olabileceği, yine bu dönemde çocukların sık enfeksiyon geçirmeye yatkın olmaları ile açıklanabilir.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

  1. Williams K, Brignell A, Prior M, Bartak L, Roberts J. Regression in autism spectrum disorders. J Paediatr Child Health. 2015 Jan;51(1):61-4.
  2. Barger BD, Campbell JM, McDonough JD. Prevalence and onset of regression within autism spectrum disorders: a meta-analytic review. J. Autism Dev. Disord. 2013; 43: 817–28.
  3. Kern JK, Geier DA, Geier MR. Evaluation of regression in autism spectrum disorder based on parental reports. North Am J Med Sci 2014;6:41-7.
  4.  Malhi P, Singhi P. Regression in children with autism spectrum disorders. Indian J Pediatr 2012;27:975-81.
  5. Werner E, Dawson G. Validation of the phenomenon of autistic regression using home videotapes. Arch Gen Psychiatry 2005;62:889-95

 

CSI Otizm…. Olay Yeri İnceleme

Otizmda olay yeri inceleme… Doç Dr Barış Ekici katili bulmaya çalışıyor.


otizm-sinaptik
Solda sağlıklı bir nöron, Sağda ise Otizm hastasının nöronu(Sinir hücresi)

Olay yeri inceleme suçluların ortaya çıkarılması için bilimle-polisiyenin buluştuğu bir alan. Sherlock Holmes katili açıklarken her zaman cinayet yeri incelemesinin önemine vurgu yapar. Bu alandaki modern dizilerde ise tüm deliller modern laboratuarlarda incelenir, otopsi bulguları ile katil yakalanır.

Biz de sizinle olay yeri incelemesi yapalım bu yazıda. Yukarıda iki sinir hücresi görüyorsunuz.  Nörolojik hastalık dışında bir nedene bağlı hayatını kaybetmiş öncesinde sağlıklı bir çocuk ile otizmli bir çocuğun nöronları bunlar. Otopsi sonuçları… Nöronların üzerindeki dikenler yani sinapslar diğer nöronlarla bağlantı noktaları. Dikkat çeken nokta otizmli çocuğun nöronlarındaki diken sayısının belirgin fazla olduğu…

2014 yılında 24 otizmli çocuğun beyin otopsilerinin benzer yaştaki çocuklarla karşılaştırıldığı bir bilimsel çalışmadan alınan bu fotoğraf, bize çalışmanın sonucunu da anlatıyor aslında.

Beyinimizdeki bağlantı sayısı bebeklik dönemindeki artışı takiben çocukluk dönemi boyunca azalıyor. Buna budanma diyoruz. Buluğ çağı sonuna doğru bu sinapsların yaklaşık yarısı budanırken, otizmli çocuklarda sadece %16’sı budanıyor. Budanma mekanizmasını ise mTOR sistemi kontrol ediyor. mTOR fazla aktifleşirse beyin budanma yeteneğini kaybediyor.  Otizm için protipik Rett sendromu, Tüberoskleroz, PTEN mutasyonunda mTOR sistemi etkileniyor.

Peki bu artan sinaps sayısı neden otizme yol açıyor. Artan sinapslar beynin normal çalışmasını bozuyor, aşırı yüklenmesine yol açıyor. Kendi hastalarımda gördüğüm bir durumla açıklamak istiyorum; bu artmış beyin faaliyeti hareketli ve objelere çok takıntılı çocuklara yol açıyor. Çocuk bilgisayar gibi davranıyor fakat sosyal etkileşim geliştiremiyor.

Doç Dr Barış Ekici

http://www.cocuk-norolojisi.com

18 Aylığım ve Ben de Buradayım!!!

18 aylık bebeklerin nörolojik gelişimi üzerine, çocuk nörolojisi doktorunun paylaşımı…


seamus-18months-old-having-a-baby-762193_596_879
Ben 18 aylığım
Bebeğimizi önce oturtup sonra yürüttük. Şimdi onun kendini göstermesinin zamanı geliyor. 18. ay, bebekler için iletişimsel bir dönüm noktası. Artan öz güvenleriyle kişiliklerinin ilk ipuçları da ortaya çıkmaya başlıyor…
Peki, On sekiz aylık çocuk neler yapabilir?
İleriye doğru, yanlamasına ya da arkaya yürüyebilir.
İpe bağlı bir oyuncağı çekebilir, itebilir veya oyuncak kamyonuna binebilir.
Koşabilir ama hâlâ sık sık düşer.
Yürürken oyuncak taşımayı sever.
Elinden tutulduğunda yavaşça merdivenden yukarı çıkabilir.
Tahta küplerden üçlü kuleler yapar.
Başta annesi olmak üzere tanıdık yetişkinlere duygusal açıdan hâlâ bağımlıdır.
Bebeğine yemek yedirme, onu uyutma gibi basit günlük faaliyetlerden bazılarını kendince taklit eder.
On iki-on sekiz aylarda 30 civarında sözcük söyleyebilir.
On altı-yirmi aylarda yaklaşık 50 sözcük kullanabilir.
Belli eşyaları belli yerlerde bulmayı, belli zamanlarda belli şeylerin olmasını bekler.
Sürekli yeni şeyler dener, öğrendiklerini uygular.
Bir nesne o an ortamda olmasa bile onun adını hatırlayabilir.
On sekiz aylık çocukların gelişimi nasıl desteklenebilir?
Oyuncakları itip çekerek ona model olunabilir. Giyinip soyunma, yemek yeme gibi faaliyetleri kendi başına yapması teşvik edilebilir.
Merdiven çıkarken elinden tutulabilir.
Diğer çocuklarla bir arada olması ve onlarla oynaması sağlanabilir.
Çocukla baskısız ve kaygısız biçimde konuşulmalıdır.
Resimli kısa hikâye kitabı okunabilir, bebeğin bildiği nesnelerin adı söylenerek kitapta
göstermesi istenebilir. Örneğin “ Aaa bak burada senin oyuncak arabandan var? Kırmızı renkte ama bizimkisi mavi” gibi ifadelerde bulunulabilir.
İki komut içeren cümleler söylenebilir. Örneğin “Bebeğini al, yanıma gel.” gibi cümleler
kurabilir.
Çocukla mümkün olduğunca çok konuşulmalıdır. Örneğin “Bakalım tabakta kaç bisküvi var? 1,2, 3. Evet 3 bisküvi var.” gibi cümlelere ile iletişim yürütülebilir

9-12 aylık bebekler… Yürüme zamanı…

Çocuk Nörolojisi, Doç Dr Barış Ekici’nin bebek gelişimi ve desteklenmesi üzerine yazısıdır.


çocuk nörolojisi uzmanı barış ekici 9 aylık bebek gelişimini özetliyor
Ben 9 aylığım…

Bebeğimizi büyütüyoruz. Önceki yazıda 6. ayın önemine değinmiştik. Şimdi ise 9 ay ve sonrasına bakıyoruz.

Dokuz aylık bebek neler yapabilir?

  • Eşyalara tutunarak ayağa kalkabilir.
  • Yerde tek başına ve desteksiz 15 dakika oturabilir.
  • Yerde yuvarlanır. Bir o yana bir bu yana dönerek ilerler.
  • Emeklemeye çalışır.
  • Belli insanlara bağlanır. Kendisine bakan kişiyi hep yanında ister.
  • Baba, mama gibi iki heceli sesler çıkartır.
  • Oynadığı bir oyuncağın üstüne örtü örtüldüğünde arar.

 

 Dokuz aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Ata biner gibi dize oturtularak bazı oyunlar oynatılabilir. Böylece bebek hareket ederken beden duruşunu ayarlamayı öğrenir.
  • Oyuncağı biraz yüksek bir yere (örneğin kanepenin üstüne) konulur ve böylece tutunarak kalkması, oyuncağı alması sağlanabilir.
  • Mama sandalyesi, koltuk, sedir vb. yüksek bir yerde otururken aşağı güvenle fırlatabileceği küçük oyuncaklar verilebilir.
  • Yanından ayrılırken onu öpüp “Allahaısmarladık” denebilir. Yanına gidildiğinde özel bir şekilde selamlatılabilir. Bu tür tepkiler bebeğin sosyalleşmesine yardımcı olur.
  • Bebekle açık ve anlaşılır biçimde konuşup tepki vermesi sağlanabilir.
  • Severek oynadığı oyuncak ondan alınıp ucu görünecek şekilde örtünün altına konulabilir. Bebek, örtüyü kaldırıp oyuncağı bulursa ödüllendirilebilir. Bulamazsa oyuncak örtünün altından çıkartılıp gösterilebilir. Tekrar aynı şekilde saklanıp bulması beklenebilir.

 

On iki aylık bebek neler yapabilir?

  • Destek almadan bir süre ayakta durabilir.
  • Tek elinden tutulduğunda yürür.
  • Yabancı insan ve yerlere ilişkin korku ve tepkileri artabilir.
  • “Hayır” dendiğinde yapacaklarından vazgeçebilir.
  • El sallayabilir.
  • Günlük alışkanlıklar kendini güvende hissetmesine, değişiklikler ise huzursuzluk yaşamasına neden olabilir.
  • On iki-on sekiz ay arasında ilk anlamlı sözcüklerini kullanmaya başlar. Örneğin “fu” diyerek su isteyebilir.
  • Semboller kullanmaya başlar. Örneğin gezme yerine “atta” diyebilir.

On iki aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Anne babaya yürüyerek gelmesi için teşvik edilebilir.
  • Eşyalar birbirlerinden uzaklaştırılarak arayı tutunmadan yürümesi sağlanabilir.
  • Evdeki eşyaların bebek ayağa kalkmak için tutunduğunda devrilmeyecek türden olması sağlanmalıdır.
  • Yürümeye yeni başlayan çocuk bir süre sık sık düşeceği için, evde onun zarar görmesini engelleyecek önlemler alınmalıdır. Örneğin köşeli eşyalar kaldırılmalı ya da köşeleri sünger ve benzeri malzemeyle kaplanarak güvenli hâle getirilmelidir.
  • Tatil vb. bir sebeple evden uzaklaşmak gerekirse çocuğun alıştığı eşyalar birlikte götürülebilir.

Bebeğin kullandığı semboller yetişkinler tarafından kullanılmamalıdır. Örneğin bebek araba yerine “düt” dediğinde “Evet o bir araba” denebilir

6 aylık olmak… Bebeklerin dönüm noktası!

6 aylık bebekler neler yapabilir? Gelişimleri nasıl desteklenir?


Genellikle çocuk nörolojisi hastalıklarından bahsettiğim bloğumda biraz da sağlıklı çocuğun nörolojik gelişimine değinmek istiyorum. Çocuk Nöroloji Kliniğinden Pedagog Sezen Hanımla mini bir söyleşi yayınlıyorum…

f6bddcb510b72799f8a464637a3b149c
Ben 6 aylığım…

Sezen Hanım, neden 6 aylık olmak bu kadar önemli?

Bebeklerin motor-kişisel gelişimi 6. ayda hızlanmaya başlar. Altı aydan sonra bebekler artık yavaş yavaş bağımsız oturmaya başlamıştır ve bu ayla beraber bebekler bir eliyle nesneyi tutarken diğer eliyle manipüle edebilmeyi öğrenir. Bebekler ilk kez bu ayda kendi ismini bilir ve kendisine seslenildiğinde sesin geldiği yöne doğru döner. Aslında dikey ve bireysel yaşamın ilk filizlenmeleri bu ayda başlar.

Altı aylık bebek neler yapabilir?

  • Koltuk altından tutulduğunda başını dik tutabilir, beden ağırlığının çoğunu taşıyabilir.

  • Beşikte ya da bebek sandalyesinde destekle oturur, çevresine bakmak için başını sağa sola çevirir.

  • Onu kucağına almaya çalışan kişiyi ayaklarıyla itmeye çalışır, hatta kendi kendine kalkma girişimlerinde bulunur.

  • Hareket ederken sırtını dik tutar ve dengesini sağlar.

  • Avuçla kavrarken tüm elini kullanır.

  • Her şeyi ağzına götürür. Bu sayede dış dünyayı tanı- maya başlar.

  • Tanıdığı kişilere daha çok gülümser. Onların yanında sakinleşir.

  • Bağlılık geliştireceği kişileri seçmeye başlar. Yaklaşık sekizinci. Aydan itibaren yabancılara yönelik açık bir çekingenlik sergiler.

  • Tek heceli sesler çıkartmaya başlar.

  • Eğleniyorken neşe çığlıkları atar.

  • Kızdığında bağırır.

  • Gördüğü nesneyi almak için uzanır.

  • Bilerek yaptığı yeni davranışlar edinir.

Altı aylık bebeklerin gelişimi nasıl desteklenebilir?

  • Dışarıya çıkarken ya da alışveriş yaparken bebek bir kanguru aracılığıyla taşınabilir. Bebek bu sayede kendisini annenin beden hareketlerine uydurmayı öğrenebilir. Ayrıca nefes alıp vermesini anneye göre ayarlayabilir.

  • 10 dakikayı aşmamak kaydıyla sırtını ve yanlarını destekleyerek oturması sağlanabilir.

  • Farklı yönlerden seslenilerek değişik pozisyonlara dönmesi sağlanabilir.

  • Yüzükoyun konumda yatarken biraz uzağa sevdiği oyuncak konulur ve oraya doğru sürünerek gitmesi sağlanabilir. Bu esnada vücudunu hareket ettirebilmesi için tabanlarından destek verilmelidir.

  • Çocuğun uzanabileceği mesafelerde tehlikeli olabilecek küçük nesneler bulundurulmamalıdır.

  • Bebek yabancılardan tedirgin olmaya başladığında, tanımadığı kişilerin kucağına verilmemelidir

  • Mutsuz olduğunda yalnız bırakılmamalıdır.

  • Bebeğin çıkarttığı sesler tekrar edilebilir.

  • Yumuşak bir sesle çocuk şarkıları ya da ninni söylenebilir.

  • Kimlik duygusunun gelişimine yardımcı olmak için aynada yansıması gösterilebilir.

  • Adı yüksek sesle söylenip dikkat çekilebilir.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Çocuklarda Kekemelik

Çocuklarda kekemelik hakkında çocuk nörolojisi uzmanı doç dr barış ekici bilgilendirici yazısı


 

Çocuklarda Kekemelik
Çocuklarda Kekemelik
  • Çocukların %5’inde altı aydan uzun süreli kekemelik ortaya çıkıyor. Yaşla beraber bu çocukların yaklaşık %80’inde belirtiler kaybolurken kalanlar konuşma sorunlarını erişkinliğe taşıyor.
  • Kekemelik için erkek cinsiyet ve ailede kekemelik hikayesi risk faktörü olarak kabul ediliyor.
  • Tek yumurta ikizlerinde birlikte ortaya çıkışı çift yumurta ikizlerine göre daha sık.
  • Çocukların dilin daha kompleks yapılarını kullanmayı öğrendikleri   2-5 yaş arasında daha sık görülüyor.
  • 3 yaş öncesi ortaya çıkanları önemli bir kısmı, özellikler kızlar herhangi bir müdaheleye gerek kalmaksızın iyileşiyorlar.
  • 18 ay ile 3 yaş arasındaki çocuklar gelişimsel olarak, cümlelerin ilk kelimesinde takılma ve tekrar etme eğiliminde olabilirler.
  • Konuşmanın akıcılığındaki gelişimsel bozukluk bazı günler-haftalar artış gösterirken, arada kaybolduğu veya hafiflediği dönemler vardır.
  • Gelişimsel sorunun aksine kekemelik gösteren çocuklar bu durumun farkına varıp, konuşurken daha çekinik davranmaya başlarlar.
  • Kekemelik genellikle ilerleyen zamanda kalıcı bir sorun haline dönüşebilir.
  • Ciddi kekemeliği olan çocuklar kekeleyeceğini düşündüklerinde stres belirtileri gösterirler.
  • Kekemeliğin beyinde artmış dopaminerjik mekanizmalar ile ilişkili olduğu düşünülmektedir. Tik bozukluklarına benzediği öne sürülmektedir.
  • Tedavide ilaçlar bazen yararlı olmakla beraber, aile eğitimi ve konuşma terapistiyle yapılan çalışmalar önemli yer tutmaktadır.

 

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

Brezilya Seyahati Öncesi Sağlık Uyarısı!!! Hamileler ve Çocuk İsteyenler İçin…


Mikrosefali salgını!!!

Otizm Belirtileri Nelerdir?

brazil Brezilyadan Çocuk Nöroloji Uyarısı

Son bilimsel çalışmalar hastalıklarda çevresel faktörlerin çok baskın neden olduğunu gösteriyor. Değişen iklim ve yaşam şekli daha önce rastlamadığımız durumlara yol açıyor. Çocuk nörolojisi açısından ilginç bir uyarı yayınlandı geçenlerde…

Washington Post tarafından yapılan habere göre, 70 yıl önce Afrika’da ormanda yaşayan maymunlarda görülen Zika virüsü, insanlara bulaşmaya başladı. 28 Kasım’da mikrosefali (doğuştan kafa küçüklüğü) yaşayan bir bebekte virüsün tespit edildiği aktarılırken, aynı virüsün bu hastalığı yaşayan diğer bebeklerde de olduğu tespit edildi.

Brezilya Sağlık Bakanlığı bunun benzeri görülmemiş bir durum olduğunu söylerken, 2 bin 400 bebeğin beyin hasarıyla doğduğu, 29’unun öldüğü bildirildi. Geçtiğimiz yıl beyin hasarıyla doğan bebek sayısının 147 olduğu, artış oranının çok yüksek olduğu belirtiliyor.

Durumun çok ciddi olduğunu belirten doktorlar, kadınlara hamile kalmamalarını tavsiye ediyor. Salgın hastalık uzmanı Angela Rocha, beyin hasarlı bebeklerin yaşamları boyunca bakıma muhtaç olabileceğini ve bundan bütün bir neslin etkilenebileceğini söylüyor.

Son bir kaç yıla kadar bu virüsün insanlara…

View original post 91 kelime daha

Angelman Sendromu

Angelman sendromu üzerine genel bilgiler içiren çocuk nörolojisi paylaşımı


angelman sendrom
Angelman sendromlu bir kız bebek

Angelman sendromu, öncelikle sinir sistemini etkileyen kompleks bir   genetik bozukluktur. Sıklığı 1:12000 ila 1:20000 arasındadır. Bu durumun karakteristik özellikleri gelişme geriliği, zihinsel engellilik, şiddetli konuşma bozukluğu ve sara nöbetleridir. Etkilenen çocuklar da tekrarlayan nöbetler (epilepsi) ve küçük bir kafa boyutu (mikrosefali) vardır. Gelişimdeki gerilik çoğu kez 6 ila 12 aylıkken fark edilir, ve diğer belirtiler genellikle erken çocukluk döneminde ortaya çıkar.

Angelman sendromlu çocuklar genellikle sık gülümseyen, kahkaha ve el çırpma hareketleri ile mutlu, heyecanlı bir tavır gösterirler. Hiperaktivite, kısa dikkat süresi ve su ile oynamaya hayranlık yaygındır. Etkilenen çocuklar da uyku bozuklukları görülür, bu çocuklar uykuya normalden daha az  ihtiyaç duyarlar. Yaşla birlikte, Angelman sendromu olan kişiler daha az heyecanlı hale gelir ve uyku problemleri gerileme eğilimi gösterirler. Ancak, etkilenen bireylerin hayatları boyunca entelektüel sorunları, şiddetli konuşma bozukluğu ve nöbetleri devam edebilir. Angelman sendromlu yetişkinler ayırt edici yüz özelliklere sahiptir. Diğer ortak özellikleri açık renkli saç ve ten, omurgada bir yana eğrilikdir. Bu durumdaki kişilerin yaşam beklentisi normale yakın olduğu düşünülmektedir.

Angelman sendromunda vakalarının çoğu , anne kromozom 15 deki silinme veya babadan uniparental dizomi nedeniyle oluştuğu için kalıtsal değildir . Bu genetik değişiklikler üreme hücreleri (yumurta ve sperm) oluşumu sırasında ya da erken dönemde embriyo gelişiminde rasgele meydana gelir. Etkilenen insanların genellikle kendi ailesinde hastalık öyküsü yoktur .

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com


Gebelikte Antidepresan Kullanımı Otizme Yol Açıyor.

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici gebelikte ilaç kullanımı ve otizm ilişkisi üzerine yeni bir araştırmanın sonuçlarını paylaşıyor. Çocuk Nöroloji Kliniği


çocuk nörolojisi gebelite alınacak önlemler, çocuk nöroloji doktoru barış ekici
Gebelikte Antidepresan Kullanımı ve Otizm İlişkisi

Amerikanın en saygın tıp dergilerinden JAMA’da bugün yayınlanan bir yazı ilk kez gebelikte antidepresan kullanımı ve otizm ilişkisinin oldukça güçlü olduğunu gösterdi.

SSRı antidepresanlar…. Yani Prozac, Paxil, Lustral gibi neredeyse en sık kullanılanlar ve onların benzerlerinin gebeliğin 2. veya 3. trimesterinde kullanımının otizmli bebek sahibi olma riskini iki kat artırdığı düşünülüyor.

145,456 gebelik ve çocuğun 10 yıllık izlem sonuçları bu çocuklarda 1.054’ünün 4.5 yaşın geldiklerinde otizm tanısı aldıklarını gösterdi. Bu sonuçlar gebeliğin son 6 ayında antidepresan kullanan kadınların çocukların otizm riskini %87 artığını ortaya koydu.

Bu ilişki daha önce bazı çalışmalarda gösterilse de, artmış riskin depresyonun kendisinden mi kaynaklandığı anlaşılamamıştı. Antidepresanların serotonin isimli beyin kimyasalı üzerine yaptıkları etkinin gelişmekte olan bebeğin beynini etkilediğini söyleyen bilim adamları gebelikte depresyonla başa çıkmanın egzersiz ve psikoterapi gibi ilaç dışı yöntemleri olduğunu vurguluyorlar.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

 

 

Bebeğimin Zekasını nasıl artırırım?


çocuk nörolojisi, çocuk epilepsi, bebek epilepsi, pediatrik nöroloji

Geçen hafta anne sütü ile beslenme ve zeka ile ilişkili paylaşımım sonrasında gelen yorum ve eleştiriler, bu konuya daha çok eğilmem gerektiğini gösterdi. Anladığım kadarıyla herkes en zeki bebeğin kendisinin bebeği olmasını istiyor.

O zaman en zeki bebeğe sahip olmak için yapmamız gerekenleri bilimsel çalışmaların ortaya koyduklarıyla sıralayalım.

Önceden uyarmalıyım, hiç bir şey genetik potansiyelin önüne geçemez!!! Sizin bebeğinizde Einstein genetiği varsa bunları yapmasanız da yine Einstein olacaktır.

10 İpucu için Tıklayınız

 

 

Zeki Bebekler için 1o İpucu

Zeki bebeklere sahip olmak için yapabilecekler. Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici’nin önerileri.


  1. Doğum zamanını planlamayın, araştırmalar 39 hafta tamamlanmadan önce yapılan doğumların bebeğin beyin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor.
  2. Hamileliğinizin erken döneminden itibaren, mümkünse öncesinden demir takviyesi kullanın.
  3. Anne sütü
  4. Hamilelikte ve bebeğinizi emzirirken Omega 3 ve Omega 6 yağları içeren yiyecekler tüketin.
  5. Bebeğininiz kaliteli gece uykusu uyumasını sağlayın. Gündüz uykusu gece uykusunun yerini tutmuyor…
  6. Evcil hayvanlar ile oynamanın çocukların sosyal zeka gelişimini desteklediği gösterilmiştir.
  7. Üç yaş altındaki çocukların tek başına uzun süre ekran karşısında kalmamasına özen gösterin.
  8. Bebeğinizle oyun oynayın. Araştırmalar bebeklerin zeka geliştirici oyuncaklar ile oynarken ebeveyn tarafında motive edilmesi gerektiğini göstermiş.
  9. Hamilelik döneminde yoğun trafik olan bölgelerden uzak kalmaya çalışın. Egsoz gazı solumaktan kaçının.
  10. Bebekleri kurşun içeren oyuncaklardan koruyun. Kanda hafif artmış kurşun düzeyleri bile zeka sorunlarına yol açabilir.

Diğer Yazılarım için Tıklayınız

Anne sütüyle beslenenler daha zeki oluyor.

Anne sütüyle beslenen bebeklerin daha zeki olduğu bildirildi.


Brezilya’da yapılan kapsamlı araştırmada varılan sonuca göre anne sütüyle beslenenler ileride daha iyi eğitimli, daha çok kazanan bireyler oluyor.

Araştırmada 6 bin bebek doğumlarından itibaren 30 yıl boyunca izlendi ve bu şekilde anne sütüyle beslenmenin uzun vadedeki etkileri ilk kez incelenebildi. Bugün 30 yaşında olan deneklerin 3,500’ü mülakata katılma ve IQ testlerine girme davetini kabul etti.

Anne sütü alanların daha akıllı oldukları, daha uzun süre eğitim gördükleri ve daha çok kazandıkları saptandı. Bebekken anne sütüyle beslenme süresi arttıkça durumlarının daha iyileştiği gözlendi.

Anne sütüyle beslenmenin çocukların IQ derecesini az miktarda arttırdığı biliniyordu.

Ancak Pelotes Federal Üniversitesi’nde araştırmayı yapan Dr.Bernardo Lessa Horta, IQ’daki bu artışın daha iyi bir zekâ ve yetişkinlikte daha iyi koşullara sahip olmak anlamına gelip gelmediğini araştırdıklarını söyledi.

Farklı çevrelerden denekler

Horta ayrıca, çoğu anne sütü araştırmasında yaşanılan bir sorunla karşılaşmadıklarını, çünkü çalışmalarına başladıkları 1982’de bebeklere anne sütü vermenin daha müreffeh ve eğitimli annelere özgü olmadığını vurguluyor.

Anne sütü uzun zincirli doymamış yağlar içeriyor.

Horta araştırmaya katılan deneklerin farklı sosyoekonomik çevrelerden geldiğini vurguluyor.

Çalışmaya göre 12 ay anne sütüyle beslenen bebeklerin IQ’su, bir aydan kısa süre anne sütü alan bebeklere kıyasla dört puan artıyor, bir yıl daha fazla eğitim görüyor ve ayda 70 Sterlin (280 TL) daha fazla kazanıyor.

Horta bebeklerini emziren annelerin çocuklarının gelişmelerine başka yollarla katkıda bulunabileceğini de kabul ediyor. Ancak anne sütünün beyin büyümesi için gerekli uzun zincirli çoklu doymamış yağlar açısından zengin olduğunu vurguluyor.

bbc.com’dan alıntılanmıştır.

iPad küçük çocuklarda gelişimi engelleyebilir


“Küçük yaşta bir çocuğu oyalamak için iPad kullanmak çocuğun davranışlarını kontrol yetisinin gelişmesini engelleyebilir.”

Boston Üniversitesi Tıp Fakültesi’den bir grup uzmanın yaptığı araştırma, ayrıca taşınır elektronik cihazların çok küçük yaştan itibaren yoğun şekilde kullanılmasının çocukların gelişimi ve davranışlarında tahminlerin çok ötesinde etkiler yapabileceğini söylüyor.

Uzmanlar televizyon ve videonun çocuk gelişimindeki olumsuz etkisi hakkında bu kadar veri varken, taşınır elektronik cihazların okul öncesi çocuklar tarafından kullanımının bu kadar yaygın olmasının bunların çocuk beyni üzerindeki etkileri konusundaki toplumsal farkındalığın yetersiz olduğuna işaret ettiğini söylüyorlar.

Araştırmayı yürütenler çocuğu oyalamak için tablet ya da akıllı telefon kullanmanın çocuğun sosyal-duygusal gelişimine büyük hasar verebileceği, davranışlarını kontrol etme becerilerini geliştirmesini engelleyebileceği uyarısında bulunuyor.

Araştırmalar yetersiz

Ayrıca üç yaşın altındakilere interaktif ekranlı cihazlar kullandırmanın çocuğun matematik ve fen bilimleri için ihtiyacı olan becerileri geliştirmesini engelleyebildiğini gösteren deneyleri hatırlatıyorlar.

Boston Üniversitesi Tıp Falültesi’nin davranışsal-gelişimsel pediatri uzmanı Jenny Radesky başkanlığındaki uzmanların bulguları American Academy of Pediatrics adlı bilim dergisinde yayımlandı.

Burada uzmanlar anne ve babalara çocuklarıyla bire bir, insandan insana ilişkilerini artırmalarını tavsiye ediyor.

Radesky, çocukların aileleriyle, akrabalarıyla iletişm içinde geçirdikleri zamanların, hatta oyun küpleriyle uğraşmanın, farklı şeyler öğrenme bakımından televizyon seyrederek ya da taşınır elektronik cihazlarla oynayarak harcadıkları zamanlardan çok daha yararlı olabileceğini söylüyor.

Araştırmada, 30 aydan küçük çocukların video ya da televizyondan hiç bir şekilde insandan insana iletişim kadar öğrenemeyeceklerine dair bulgulara dikkat çekiliyor ama taşınır cihazlarla ilgili buna benzer araştırmaların henüz yeterli araştırma yapılmadığı da ekleniyor.

bbc.com’dan alıntılanmıştır.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, www.cocuk-norolojisi.com

 

Çocuk Nörologları Ne İş Yapar? Hangi Çocuklara Bakar? Batsın Bu Çocuk Nörolojisi…Nöroloji…..Nöroloji…


çocuk nörolojisi doktoru

Çocuk Nörolojisi ülkemizde zor ulaşılan uzmanlık bölümlerinden biri olmaya devam ediyor. Ben kendi tecrübemden devlet kurumlarında çalışırken sevilen fakat o kurumlardan ayrılınca bazen nefret edilen bir hekim grubu olduğumuzu söyleyebilirim. Mecburi hizmetimi yaptığım Kocaeli Derince Eğitim Araştırma Hastanesinde gerçekten hastalarımca sevildiğimi düşünürken geçen gün google da hakkımda çıkmış bir habere rastlayınca çocuk nörologlarının yaşadığı sevgi-nefret ilişkisini tekrar hatırladım. Haber beni eğlendirdi aslında…..

……….Hastanesinde bulunan çocuk nörolojisi uzmanı da pılını pırtısını toplayıp görevden ayrılınca, kentimizde onun hastası olarak tedavi gören aileler sıkıntıya girmiş…..

Anladığım benim mecburi hizmet sonrası istifa edip yaşadığım şehire dönmem dolayısıyla yaşanan sıkıntıdan bahsediliyor.  Adı üzerinde mecburi hizmet için mecburen gönderildiğim bir şehirden sakin sakin ayrılmamışım anlaşılan bir gece kaçmışım gibi bir haber yapmışlar.

Bence çok haklılar. Askerlerde askerlikleri bitince biraz daha oldukları yerde takılsınlar, Polisler doğu hizmetlerini kendi istekleriyle uzatsınlar, Öğretmenler eşlerinden ayrı çalışmaktan memnun olduklarını bildirip uzatma istesinler.

Herkes mutlu olsun. Delilerde nöroloji…. nöroloji…nöroloji….

Kış Geliyor, Çocuklarımızı Yüz Felcinden Koruyalım!!!


yüz felci, çocuklarda yüz felci, çocuk nörolojisi, pediatrik nöroloji

Çocukların yüzünü soğuğa karşı korumak, eski bir gelenek… Peki bunun bilimsel bir karşılığı var mı?

Yüz felci hastalarının yarısından fazlası periferik sinir etkilenmesine bağlı olarak ortaya çıkıyor. İlk kez 1829 yılında Dr. Charles Bell tarafından tanımlanan bu tablo özellikle 10 ile 45 yaş aralığında daha sık görülmektedir. Periferik yüz felci genellikle yüzün bir tarafının tutulduğu ve öncesinde viral enfeksiyonun eşlik ettiği bir hastalıktır. Hastaların %2,4-28,6’sının yakınlarda hastalık öyküsü olduğu bildirilmiştir.

Basitçe kışın görülen gribal (viral) enfeksiyonlar yüz felcini tetikleyebiliyor. Ya peki hava durumu?

Komşumuz Yunanistan’da 7 yıl boyunca yüz felci olan 568 hastanın incelendiği bir çalışmada, yazın yüz felcinin daha az görüldüğü ortaya konmuş!

Peki çocuklar atkıları taksın mı?

Bunun cevabı da Kore’den geliyor. Meterolojik durumlarla yüz felci sıklığı arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim adamları çarpıcı bir sonuç bulmuşlar. Çok rüzgarlı günlerde yüz felci sıklığı artıyor.

Sonuç olarak, nezle grip iken, soğuk kış günlerinde, özellikle de rüzgar varsa kesinlikle yüzümüzü atkı ile korumalıyız.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocukbeyingelisimi.com

Bebekleri sıcak su ile yıkamak epilepsi (Sara) nöbetine yol açabilir!!!


çocuk nörolojisi, bebek epilepsi, çocuk epilepsi, pediatrik nöroloji

Epilepsi, bir başka deyişle sara krizleri, bazen hiç akla gelmeyen nedenlerden kaynaklanabilir. Refleks epilepsi denilen bu durumlarda bir koku, ışık yansımaları hatta yemek yemek gibi uyaranlar sara krizlerini tetikler. Sıcak su epilepsisi de bu refleks sara krizlerinden biridir.

Ülkemizde ve müslümanların yaşadığı güney hindistanda sık görüldüğü bildirilmektedir. Bunun nedeni genetik yatkınlık yanında, yıkanırken sıcak suyun tasla vücuda dökülmesine bağlanmaktadır. Sıcak su dolu tas birden çok miktarda suyun baş, boyun ve gövdeye temas etmesine yol açar. Beynin bu geniş alandan aldığı uyarının sara krizini tetiklediği düşünülmektedir.

Sıcak suyu epilepsisi genellikle bebeklik ve çocukluk çağında ortaya çıkar. Çocuk yıkandıktan sonra dalgınlaşır, bazen banyo esnasında gözleri kayıp bayılır. Bu anormal durumda tanıda gecikmeler yaşanabilir, çünkü bir çok hasta banyo dışında tamamen normaldir. Tetkikler de tanıda yardımcı olmaz.

Tanı konabilmesi için daha önce benzer hasta ile karşılaşmış hekime rastgelene kadar biraz uğraşmak gerekir… Çoğu kez de tedavisi çok basittir. Hastaya ılık su ile yıkanmasını önerirsiniz. Kışın biraz üşür ama ilaç kullanmasına gerek kalmaz.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocukbeyingelisimi.com

Bu Tortikolis Başka Tortikolis


Tortikolis, çocuk nörolojisi, pediatrik nöroloji, doç de barış ekici

Selim Paroksismal Tortikolis

 Tekrarlayan servikal distoni ataklarıdır.
 Sıklığı bilinmemekle beraber, kızlarda daha sık görülür.
 Siproheptadin etkili olabilir.

Selim paroksismal tortikolis ortalama bir hafta süren servikal distoni ataklarıdır. Belirtiler çoğu kez yaşamın ilk altı ayında ortaya çıkar. Atakların sıklığı değişken olmakla beraber, ortalama ayda bir kezdir. Bildirilenden daha fazla olgu olduğu düşünüldüğü için, kesin sıklık tahmin edilememektedir. Literatürdeki yaklaşık 150 olgunun %60’ı kızdır. Selim paroksismal tortikolis 2 yaşında gerilemeye başlar ve 3 yaşında kaybolur. Tortikolis atakları taraf değiştirebilir, nadiren bir tarafta sebat eder. Bazı olgularda kalorik testlerde saptanan anormal yanıtlar vestibüler sistem bozukluğunu düşündürtmüş, tutulan taraftaki sternokleidomastoid kası elektromyografisi ise distoni varlığını desteklemiştir. Bazı olgularda ilerleyen yaşlarda selim paroksismal vertigo ve migren gelişmesi, bu durumun yaşla ilişkili bir migren öncülü olduğunu düşündürtmektedir.

Klinik İpuçları

 Yenidoğan döneminde de ortaya çıkabilir.
 Tortikolis atakları 10 dakika ile 1 ay arasında sürebilir.
 Atak esnasında çocuklarda huzursuzluk, solukluk, kusma ve dengesizlik ortaya çıkabilir.
 Bu hastalarda kaba motor gelişim geri kalabilir.
 Tortikolise tortipelvis eşlik edebilir.
 Uyku ile ataklar sonlanmaz ve uykudada distoni çoğunlukla devam eder.
 Görüntüleme yöntemler yapısal anomaliler ve organik lezyonların dışlanması için gerekebilir.
 Atlantoaksiyal dislokasyon ve hemivertebra ayırıcı tanıda düşünülmelidir.
 Beslenme ile ilişkili ataklarda ve gastroözafajial reflü varlığında sandifer sendromu ayırıcı tanıda düşünlmelidir.

Tedavi
Çoğu kez selim bir durum olan paroksismal tortikoliste sadece izlem yeterlidir. Bu hastalarda motor gelişimin geri kalabileceği unutulmamalıdır. Siproheptadin tedavisi atak süre ve şiddetini azaltabilir.

Pediatrik Nöroloji, Serebral Palsi Genetik Kökenli Olabilir!!!


Kanada’da gerçekleştirilen bir araştırma, çocuklarda beyin felci vakalarındaki genetik bağlantıyı ortaya koydu.

Toronto’daki Sick Kids Hospital Uygulamalı Genomik Merkezi Direktörü Dr. Stephen Scherer başkanlığındaki bilim heyeti tarafından gerçekleştirilen çalışma, The Nature Communications isimli bilimsel derginin son sayısında yayımlandı.

Ekip olarak, beyin felci olan 115 çocuk ve onların ebeveynleri üzerinde çalıştıklarını açıklayan Dr. Stephen Scherer, bugüne kadar enfeksiyon, inme, doğum sırasında bebeğin oksijen eksikliği yaşaması, beyindeki fetus gelişimi sırasında kaydedilen olumsuzluklar ya da doğum asfiksi gibi nedenlerden kaynaklandığına inanılan Celebral Palsy hastalığında yakaladıkları yeni bulguları ”şoke edici” olarak nitelendirdi.

Kanada’da doğan her bin bebekten 2’sinin bu hastalıkla doğduğunu kaydeden Dr. Scherer, inceledikleri vakaların yüzde 10’unda genetik bağlantı saptadıklarını ifade etti. Bu vakalarda, klinik olarak genleri etkileyen kopya sayısı varyasyonları ya da CNVs olarak bilinen DNA değişiklikleri bulunduğunu anlatan Dr. Scherer, bu varyasyonların hastalığa yolaçan en önemli etkenler olduğunu bildirdi.

Ebeveynlere, bu durumla ilgili kendilerini suçlamamaları tavsiyesinde de bulunan Dr. Stephen Scherer, ”Bu kendiliğinden olan bir genetik değişim. Anne-babanın  yapabilecekleri bir şey yok” diye konuştu.yapabilecekleri bir şey yok” diye konuştu.

Bu çalışma klinikte şüpheli olgularda serebral palsi gelişimini açıklamamıza yardımcı olacak. Aynı şartlar altında iki ayrı bebeğin oksijensizliğe yanıtının farklı olduğu düşünebilir ( Dr. Barış Ekici)

Kardeşin Epilepsi Riski


Ailelerin merak ettiği sorulardan birisi de küçük kardeşinde epilepsi(sara) ortaya çıkma olasılığı.

Yeni yapılan bir çalışmada epilepsi hasta olan çocukların kardeşlerine yapılan EEG incelemesi araştırılmış. Sağlıklı kardeşlerin bir kısmında EEG’de bozukluklar saptanmış. Sağlıklı çocuklar uzun süreli izlem altında tutulmuş. Sonuçta sağlıklı kardeşlerin üçte birinde sara krizileri ortaya çıkmış.

Özellikle yapısal bir sorun olmaksızın nöbet geçiren çocukların kardeşlerine de EEG testinin yapılması nöbet olasılığını belirlemede yol gösterici olabilir. Epilepsi için başlangıç olabilecek yaşta yapılan EEG’de bozukluk saptanmazsa küçük kardeş için herhangi risk söz konusu değildir.

 

 

Nörostimülasyon


Kocaeli Çocuk Nöroloji’de Türkiye’de bir ilk

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinde  Çocuklarda Transkraniyal Doğru Akım Tedavisi;  Çocuk Nörolojisi Kliniği Epilepsi, serebral palsy ve otizmde bu tedaviyi uygulayan tek merkez olduğu açıklandı.

İnvazif olmayan bir yöntem olan transkraniyal doğru akım tedavisi  Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi çocuk nörolojisi kliniğinde   Doç. Dr. Barış Ekici tarafında yaklaşık 1 yıldır uygulanmaktadır. Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından  görevlendirilerek  Gottingen Üniversitesinde Nörostimulasyon eğitim alan Dr. Barış Ekici bu yöntemle nörolojik sorunları olan çocuklarda iyi yanıtlar aldıklarını ifade etti.  Doğru akım tedavisinde çok düşük dozda elektriğin beynin hastalık ile ilişkili bölgesine uygulandığını, bu uygulamanın seanslar halinde yapılması sonucunda, epileptik hastalarda nöbetlerin azaldığını, serebral palsili hastalarda motor fonksiyonların arttığını ve otistik hastalarda ise duygu aktarımının ve öğrenmenin  hızlandığı gözlemlenmiştir.

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinde  1 yıllık süreçte yaşları 3 ila 17 arasında değişen yaklaşık 20 hastaya nörostimulasyon tedavisi uygulanmıştır. Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesinin   bu tedavi yönteminin uygulandığı dünyadaki sayılı merkezlerden biri durumundadır.  Doç.Dr. Barış Ekici tedavi alan hastaların sonuçlarını bilimsel yazılar haline getirmeye başladıklarını, şu an vaka takdimi şeklindeki sonuçların önümüzdeki süreçte, hasta sayısının da artmasıyla bilimsel araştırma şeklinde yayınlanacaklarını belirtmiştir.

Ketojenik Diyet


DERİNCE EĞİTİM ARAŞTIRMA DOKTORLARININ BÜYÜK BAŞARISI

doç dr barış ekici

Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi doktorlarından büyük başarı..Ortak çalışma ile Epilepsi nöbetlerini azalttılar
20.09.2013 / 13:51

HABERPİ/SAĞLIK- Kocaeli Derinece Eğitim ve Araştırma Hastanesinden Epilepsi hastalarına umut olacak çalışma başarıyla sonuçlandı..Epilepsinin tedavi yollarından bir tanesi de ketojenik diyettir. Yüksek yağ ve düşük karbonhidrat içeren ketojenik diyet 1920’lerin başında epilepsi tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Epilepsi ilaçların keşfiyle 90’lara kadar unutulmuş eski bir tedavi olarak kalmıştır. Dirençli epilepside ketojenik diyet ile hastaların yarısının nöbet sayılarında belirgin azalma ve yaklaşık %15’inde ise tam nöbet kontrolü bildirilmiştir. Önceleri son tedavi tercihleri arasında yer alan diyet, artan bilgi birikimi ve daha kolay uygulanabilir modifiye formların da etkinliğinin görülmesiyle dirençli epilepsi de ilk tedavi seçenekleri arasına yerleşmiştir.

Ülkemizde bir kaç merkezde uygulanabilen bu tedavi yöntemi hastanemiz Çocuk Nöroloji Kliniğinden Doç. Dr. Barış Ekici, Çocuk Endokrinoloji Kliniğinden Uz. Dr. Ayşe Nurcan Cebeci ve Beslenme Diyet Ünitesinden uzman diyetisyenler Enise Çalışkan ve Yasemin Özdeş Yılmaz’ın ortaklaşa çalışması ile bir dirençli epilepsi hastasına uygulanmıştır. Uygulanan hastanın epilepsi nöbetlerinde belirgin şekilde azalma gözlenmiştir. Tedaviye uygun olarak seçilmiş hastalarımızda bu yolla tedavi uygulanmaya devam edilmesi planlanmaktadır.

Yeni Kliniğim


Merhaba,

Fulya Beşiktaşta Prof. Dr. Burak Tatlı ile beraber hasta gördüğümüz yeni kliniğimize ulaşmak için…………..

Sekreterimiz Gamze Hanım… 0542 286 15 25

Ketojenik Diyet(1)


Çocukluk Çağı Epilepsilerinde Diyet Tedavisi

 

Günümüzde çoğu epilepsi hastası çocuğun nöbetleri antikonvülzan ilaç tedavisi ile kontrol altına alınabilmekte iken, bazı hastaların dirençli nöbetleri hekimleri ilaç dışı tedavi arayışına yönlendirmektedir. Bu tür dirençli epilepsilerin tedavisinin beslenme ile ilişkisi uzun yıllardır bilinmektedir. 1900’lü yılların başında araştırmacılar, epileptik nöbetlerin tam açlık ile durdurulabildiğine dikkat çekmişlerdir; ancak doğaldır ki, tam açlık durumu günlük yaşamda sürdürülebilir bir tedavi yöntemi değildir. Bu nedenle 1921 yılında Mayo Klinik’te Dr. Wilder tarafından açlık durumunda oluşacak asidoz, dehidratasyon ve ketozis durumunu taklit eden ve yıllarca kullanılabilecek bir diyet geliştirilmiştir. Ketojenik diyet (KD) adı verilen bu tedavi yüz yılı aşkın süredir içeriği değişmeden epilepsi tedavisinde kullanılmaktadır. 1938 yılında fenitoinin piyasaya sürülmesi ile ilaç tedavileri ön plana çıkmış ve KD’in popülaritesi ilerleyen yıllarda azalmıştır. Yirminci yüzyılın ikinci yarısında diyet tedavisini uygulayan çok az sayıda merkez kalmıştır ve çoğu nörolog diyet tedavilerini “alternatif” ya da “tamamlayıcı” tıp olarak görmüştür. Ancak 1994 yılında, çoklu ilaç ve cerrahi tedavinin başarısız kaldığı iki yaşında epileptik bir erkek çocuğun ailesinin girişimiyle KD’ye başlaması ve nöbetlerinin tamamen iyileşmesi ile doktorların ve hasta ailelerinin diyet tedavilerine ilgisi tekrar artmıştır.  Son yirmi yılda tıbbi literatüre yüzlerce yayın eklenmiş, uluslararası sempozyumlar düzenlenmiş ve uzlaşı raporları yayınlanmıştır

Doç Dr Barış Ekici