Katılma nöbetleri

Sık, Korkutucu ama İyi Huylu….

Katılma Nöbeti
Katılma nöbetleri sık görülen, iyi huylu olsa da korkutucu bir durumdur.

 

  Bilinç değişikliğine yolaçan nefes tutma nöbetleridir.

  Yaklaşık 20 çocuğun birinde görülür.

  Kızlar ve erkekler eşit oranda etkilenir.

 

Katılma nöbetleri önemli bir sorunun göstergesi olabilir…

 

Aileleri oldukça tedirgin eden, sık rastlanan bir durum katılma nöbetleri. Bazı bebeklerde dirençli seyir göstererek hayat kalitesine olumsuz etkileri olabiliyor.

Katılma nöbetleri çocuğun canının yanması veya istediğinin yerine getirilmemesiyle başlayan ağlamayı sessiz nefes verme, yüzde renk değişikliği, bilinç değişikliği ve kasılmanın izlemesi şeklinde ortaya çıkar. Siyanotik (morarmalı) katılma nöbetleri bu klasik sıralamayı izlerken, pallid (solgunlaşmalı) katılma nöbetlerinde ise sessiz bir ağlamayı takip eden bilinç değişikliği ve cillte beyazlama vardır. Ülkemizden yayınlanan bir prevelans çalışmasında, katılma nöbeti sıklığı %3.6 olarak saptanmıştır. Yine aynı çalışmada prematürelerde katılma nöbetlerinin çok nadir olduğu, akraba evliliğinin ve anne eğitim düzeyinin ise önemli risk faktörleri olduğu saptanmıştır. Katılma nöbetlerinde aile hikayesi sorgulanmalıdır. Yine bu ailelerde epilepsi sıklığı artmıştır. Katılma nöbetleri çoğu kez bir yaşından önce başlar, sıklıkları ise 16-18 aylıkken zirve yapar. Altı yaşında sonra devam etmesi beklenmez. Erişkinlikte artmış senkop (bayılma) eğilimi dışında selim nöbetler olarak kabul edilir. Katılma nöbetinde uzun dönem prognoz çalışmalarında bu çocuklarda ilerleyen yaşlarda konsantrasyon sorunları bildirilmiştir. Pallid katılma nöbetlerinde kardiyak ritim bozuklukları prognoza olumsuz etki yapabilir.

Demir tedavisine yanıtsız katılam nöbetlerinde piracetam, fenobarbital ve levetirasetamın etkili olabileceğini bildiren çalışmalar vardır.

Doç Dr Barış Ekici

Katılma nöbetlerine benzeyen diğer epilepsi dışı durumlara göz atalım…

 

Yenidoğanlarda Epileptik Olmayan Paroksismal Bozukluklar

Yenidoğan döneminde santral sinir sistemi hasarlarının en sık klinik bulgusu epileptik nöbetlerdir. Nöbetler 1000 yenidoğanın bir ila beşinde görülür. Kliniğimizde yenidoğan döneminde nöbetleri olan çocukların izlendiği bir çalışmada hastaların % 27.6’sında serebral palsi, %50.8’inde ise global gelişimsel geriliğin ortaya çıktığı saptanmıştır. Yine bu hastaların yaklaşık üçte ikisinde elektroensefalogram yönlendirici olmamıştır. Dolayısıyla, yenidoğan nöbetleri çoğu kez klinik izlemle tanı alan ve hekimlerin prognozu hakkında kaygılanmasına yol açan durumlardır.

Epileptik olmayan paroksismal bozuklar ise epileptik nöbet benzeri bazen bilincin de etkilenebildiği fakat elektrografik karşılığı olmayan durumlardır. Bu paroksismalar genellikle belirli yaş gruplarında ortaya çıkar, çocuğun nörogelişimini etkilemez ve belirli bir sürede gerileme eğilimi gösterir. Yenidoğan döneminde epileptik olmayan paroksismaların epileptik nöbetlerden ayrımında elektroensefalogramın yeri sınırlıdır. Bu olaylar genellikle yenidoğan servislerinde fark edildiği için hızlıca antiepileptik tedaviler başlanan hastalar, çoğu kez çocuk nörologları içinde zorlayıcı olabilmektedir. Epileptik olmayan paroksismal bozukluklarda tanı koydurucu ana yöntem olayın iyi sorgulanmasıdır.

  • Paroksismanın başlangıç yaşı nedir ?

  • Paroksima stereotipik midir, yani ataklar bir birine benzer şekilde ve benzer zaman diliminde ortaya çıkmaktadır ?

  • Paroksismayı tetikleyebilen bir uyarı var mıdır?

  • Hastada olay anında postürel, solunumsal bir değişiklik gösteriyor mu? Morarma veya soluklaşma eşlik ediyor mu?

  • Olayı yatıştırabiliyormusunuz ? Olay anında bebeğin dikkatini dağıtabiliyor musunuz?

  • Atağın hemen sonrasında çocuk nasıl davranıyor ?

  • Atakların süresi ve sıklığı nedir ?

  • Ailede benzer yakınma öyküsü olan birey var mıdır?

  • Olayı taklit edebilirmisiniz ?

Olayın sorgulanması kadar önemli diğer bir tanısal yöntem ise video kayıtlarıdır. İlerleyen teknoloji sayesinde aileler veya yenidoğan servisi çalışanları atakları kolayca kayıt altına alabilmektedir. Burada tekrarlayan her atağın video kaydının yapılmasına çalışılması önemlidir. Böylece atakların semiyolojisi, çeşitliliği ve frekansı hakkında daha belirgin bir kanıya ulaşılabilir. Atakların sorgulanması ve video kaydı sonrasında elde edilen bilgiler değerlendirilirken epileptik olamayan paroksismaların özellikleri akılda tutulmalıdır.

  • Paroksismaları genellikle tetikleyen bir uyarı vardır.

  • Paroksismalar bebeğin pozisyonlanması veya dış uyaranlarla hafifletilebilir, sonlandırılabilir.

  • Paroksismaların ortaya çıkışı çoğu kez uyanıklık, uykuya geçiş veya uyku evresine sınırlıdır.

  • Bebek olay sonrasında hızlıca toparlar, uykudaki olaylar uyandırılınca kaybolur.

  • Paroksismaların başlangıç, seyir ve sonlanışı birbirine benzer.

  • Paroksismalara iktal EEG bulgusu eşlik etmez.

  • Antiepileptik tedavi ile atakların sıklığı ve şiddeti değişmez, bazen atakların sıklığını artar.

Bu bölümde yenidoğan döneminde görülebilen paroksismal olaylardan bahsedilecektir. Sık görülen durumlarda daha seyrek olanlara doğru bir sıralama izlenecektir.

  • Jitterness, Titrek bebek

  • Uyku Myoklonisi

  • Katılma Nöbetleri

  • Hiperekplesia

  • Paroksismal Aşırı Ağrı Sendromu

  • Alternan Hemipleji

Yenidoğan Tremoru “Jitteriness”

  • Yenidoğan döneminde tekrarlayan titreme ataklarıdır.
  • Yenidoğanların %20’sinde görülür.
  • Altta yatan nedene yönelik tedavi yapılmalıdır.

Tüm yenidoğanların 3/4’ünde yaşamın ilk 72 saatinde tremor görülebilir. Bu durum fizyolojik tremor olarak adlandırılır. Risk faktörü olmayan ve nörolojik değerlendirilmesi normal olan bebeklerde ileri tetikler gerekli değildir. Bu bebeklerde tremor emme, uyku veya ekstremitenin sabitlenmesiyle kaybolur. Fizyolojik tremor her zaman yüksek frekanslı ve düşük amplitüdlüdür.

Klinik İpuçları

  • Düşük frekanslı tremorlarda santral patolojiler düşünülmelidir.
  • Tremorlar uyarıyla tetiklenir, ekstremitenin pasif fleksiyonu ile kaybolur.
  • Tremora gözlerde deviyasyon eşlik etmez.
  • Sakin, emen bebekte görülen tremorlar patolojiktir.
  • Hipoglisemi, hipokalsemi ve hipomagnezemi araştırılmalıdır.
  • Annede ilaç bağımlılığı sorgulanmalıdır.

Tedavide allta yatan nedenin düzeltilmesi amaçlanmalıdır. Yenidoğan tremorunun erken süt çocukluğu dönemine uzayabildiği bildirilmiştir. Bu bebeklerin ailelerine sakinleştirici manevraların eğitim verilmelidir.

Yenidoğanın Selim Uyku Myoklonisi

  • Yenidoğanlarda uykuda ortaya çıkan ritmik tekrarlayıcı sıçramalardır.
  • Sıklığı 1-3/1000’dir.
  • Erkeklerde daha sık ?/ Kız erkek sıklığı eşittir.
  • Sadece izlem önerilir.

Yenidoğan döneminde nörolojik etkilenmenin en sık belirtisi epileptik nöbetler olduğu için aile ve hekimlerde endişe yaratan bir durumdur. Bebekler çocuk nörolojisine yönlendirldiğinde çoğu kez ilk merkez tarafından antiepileptik tadvi başlanmış olduğu görülür. Uyku myoklonisi yaşamın ilk 2 haftasında ortaya çıkar, ortalama başlangıç yaşı 5-7 günlerdir. Belirtiler sadece uykuda görülür ve bebeğin uyandırılmasıyla kaybolur. Serotonerjik dengesizlik, beyin sapı matürasyonunun gecikmesi veya servikal spinal jeneratör varlığı patogenezde ileri sürülmüştür.

Klinik İpuçları

  • Myokloniler sadece uykuda ve ekstremite distallerinde ortaya çıkar. Bilateral olabilir, varyasyon gösterebilir.
  • Yüz kaslarını tutmaz.
  • Çoğunlukla 10 dakikadan kısa sürer.
  • Hastaların yaklaşık yarısında 3 ay, büyük çoğunluğunda ise 6 ay içinde myokloniler kaybolur.
  • Uyuşturucu bağımlısı anne bebeklerinde benzer tablo bildirilmiştir.
  • Myoklonilerin şiddeti sesli veya taktil uyarıyla artar. Bebeğin uyandırılımasıyla sona erer.
  • Yenidoğan EEG’sini değerlendirmekte yeterli deneyimine sahip olmayan merkezlerde sıklıkla epileptik nöbet tanısı düşünülür.
  • Fenobarbital myokloni sıklığını artırabilir ve klinik tablonun karışmasına yolaçar.

Selim bir durum olan uyku myoklonisinde sadece izlem yeterlidir. Uzun süreli izlem çalışmalarında migren ve epilepsi gelişim nadiren bildilmiştir. Fakat bu olguların sıklığı toplumsal migren ve epilepsi sıklığına yakındır.

Katılma Nöbeti

Katılma nöbetleri ağlamayı sessiz ekspirasyon, yüzde renk değişikliği, bilinç değişikliği ve tonik kasılmanın izlemesi şeklinde ortaya çıkar. Siyanotik katılma nöbetleri bu klasik sıralamayı izlerken, pallid katılma nöbetlerinde ise sessiz bir ağlamayı takip eden bilinç değişikliği ve cillte beyazlama vardır. Ülkemizden yayınlanan bir prevelans çalışmasında, sıklık %3.6 olarak saptanmıştır. Yine aynı çalışmada prematürelerde katılma nöbetlerinin çok nadir olduğu, akraba evliliğinin ve anne eğitim düzeyinin ise önemli risk faktörleri olduğu saptanmıştır. Katılma nöbetlerinde aile hikayesi sorgulanmalıdır. Yine bu ailelerde epilepsi sıklığı artmıştır. Katılma nöbetleri çoğu kez bir yaşından önce başlar, nadiren yenidoğan döneminde ortaya çıkar. Altı yaşında sonra devam etmesi beklenmez. Erişkinlikte artmış senkop eğilimi dışında selim nöbetler olarak kabul edilir. Uzun dönem prognoz çalışmalarında bu çocuklarda ilerleyen yaşlarda konsantrasyon sorunları bildirilmiştir. Pallid katılma nöbetlerinde kardiyak ritim bozuklukları prognoza olumsuz etki yapabilir.

Klinik İpuçları

  • Pallid katılma nöbetlerinde kardiyolojik değerlendirme gereklidir, siyanotik nöbetlerde ise kardiyolojik değerlendirmenin yeri tartışmalıdır.
  • Tanıda en önemli yardımcı iyi anamnezdir. Katılma nöbetinin gelişim basamakları çoğu kez aileler tarafından iyi tarif edilir.
  • Katılma nöbeti refleks anoksik nöbet ile sonlanabilir. Çocukların opistotonus postürü aldığı bu durum aileler için olduğu kadar hekimler içinde korkutucudur.
  • Hiperekplesia ayırıcı tanıda düşünülmelidir.

Tedavi

  • Demir replasmanı sütçocuklarının yaklaşık yarısında nöbetlerde anlamlı azalmaya yol açmaktadır. Son dönemlerde demir eksikliği saptanmayan olgularda da demir replasmanının etkili olduğu bildirilmektedir. Bizim klinik tecrübemiz bu hastalarda daha yüksek ferritin değerlerini hedef alan demir tedavisinin oldukça etkili olduğu yolundadır. Yenidoğanlarda ise fenobarbital tedavide ilk tercihdir.

Hiperekpleksia

  • Uyaranlara karşı abartılı irkilme yanıtıdır.

  • Glisin mekanizması veya reseptörüyle ilgili genetik mutasyonlardan kaynaklanır.

  • Tedavide ilk tercih klonazepamdır.

Olgu*

Sorunsuz bir gebelikten sonra, zamanında, normal spontan doğumla doğan ve ilk saatlerinde bir sorunu olmadığı ifade edilen kız bebeğin ilk gün içinde nöbet geçirmeye başlandığı öğrenildi. Öyküsünden parenteral fenobarbital ve fenitoin ile kasılmalarının durmaması üzerine kalsiyum, magnezyum, B6 vitamini verildiği ancak yanıt alınamadığı fenobarbital ve fenitoin alırken klonazepam eklendiği, genel durumunun bozulması üzerine klonazepama devam edilmediği; bu arada yapılan biyokimyasal, kan gazı, metabolik (kanda amonyak, laktat, amino asit), beyinomurilik sıvısı, kranial manyetik resonans görüntüleme incelemelerinde patolojik bulgu saptanmadığı, yirmi bir günlükken, tedaviye cevap vermeyen dirençli konvülsiyonları olduğu gerekçesi ile hastanemize gönderildiği öğrenildi. Fizik muayenesinde hiperirritabilite, canlı Moro refleksi, ses ve dokunma uyarısıyla gelişen miyokloniler ve sıklıkla bunları izleyen jeneralize tonik kasılmalar dışında bir özelliksaptanmadı. Hastanın interiktal ve iktal EEG kayıtlarında epileptiform aktivite belirlenmedi.

Hiperekpleksia taktil, işitsel ve göresl uyaranlara karşı abartılı irkilme yanıtıyla karekterize olan bir tablodur. Belirtiler çoğu kez yeni doğan döneminde ortaya çıkar. Yenidoğanlarda ilk belirti aniden ortaya çıkan tüm vücuttaki katılıktır. Bu atak sırasında apne ve ani ölüm gelişebilir. Yaşamının ilerki dönemlerinde irkilmeler, hasta yürüdükten sonra irkilmeyi takip eden katılık ve düşme şeklindedir. İlk hiperekplesia ailesi 60’lı yıllarda Hollanda’dan tanımlanmıştır. Bu ailenin klinik özellikleri,

  • Otozomal dominant kalıtım

  • Sağlıklı bireylere yanıta yol açmayan uyaranlara abartılı irkilme yanıtı

  • İrkilmenin şiddetinin yorgunluk, stres ve gerginlikle artması

  • İrkilme sırasında bilincin korunması

  • Yenidoğanlarda jeneralize katılık nöbetleri

  • Motor becerilerde yaşıtlarının gerisinde kalmak

  • Yaşla beraber hastalık ciddiyetinde değişim

  • Uykuya geçişte sıçramalar

  • Abartılı beyin sapı refleksleri

  • Artmış inguinal ve umblikal herni sıklığı olarak tariflenmiştir.

İlk tariflenen aileden sonra sporadik olguların da bildirilmesiyle hastalığa yol açan farklı genler tanımlanmıştır. Glisin reseptörü 5 transmembran proteinden oluşur ve post-sinaptik membranda lokalize olur. Aktive olduğunda klor akımıyla hiperpolarizasyona neden olarak spinal kord ve beyin sapında sinaptik engellemeye yapar. GLRA1 geni glisin reseptörünün α1 altünitesi kodlar ve mutasyonu klasik ailevi formdan (otozomal dominant veya ressesif) sorumludur. Ailevi olguların %80’inde bu gende mutasyon saptanır. En sık rastlanan ikinci gen mutasyonu ise presinaptik glisin taşıyıcısını kodlayan SLC6A5’dir. Sporadik olgularda bildirilen diğer genler ise; β alt ünitesini kodlayan GLRB, reseptörünün membran çıpası olarak işlev gören Gephrin (GPHN geni) ve collibistindir (ARHGEF9 geni).

Klinik İpuçları

  • Ataklar yenidoğan döneminde apne ve kardiyak ritim bozukluklarına yol açabilir. Ani bebek ölümü sendromu ile ilişkilendirilen olgular vardır.
  • Yenidoğan döneminde hastalar beslenme sorunları yaşabilir.

  • Bu hastalarda normal bilişsel gelişim beklenir.

  • Yenidoğanlardaki katılık ataklarında kurtarıcı bir manevra tariflenmiştir. Bebeğin başı ve bacaklarını gövdesine doğru katlamak çoğu kez atağın sonlanmasını sağlar.

  • Muayenede buruna veya alına hafifçe vurulmasıyla bebek irkilmeyi takiben tonik bir postür alır.

Tedavide inhibitör nörotrasmitter GABA üzerinden etki gösteren klonazepam ilk tercihtir. Klonazepam yenidoğanlarda hayati tehdit edebilen irkilme atakların sayı ve şiddetini azaltır. Olgu sunumlarında pirasetam, karbamazepin, fenobarbital ve valproik asitin dirençli durumlarda yararlı olabileceği bildirilmiştir. Atak anında Vigevano manevrası, bebeğin zorlu fleksiyona getirilmesi, etkili olabilir. İlerleyen yaşlarda uyaranla düşmeyi engelleyici fiziksel ve psikolojik çalışmalar yardımcıdır.

*Olgu ve şekiller yazarın izniyle alıntılanmıştır. Kutluhan Yılmaz, Burak Tatlı, Yasemin Buran ve ark. Konvülsiyon ayırıcı tanısına hiperekpleksia: İki vakanın takdimi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Dergisi 2005; 48: 61-64

Paroksismal aşırı ağrı bozukluğu

  • Yenidoğan döneminde otonom fenomenler ve tonik kasılmadan oluşan ataklarla ortaya çıkar.
  • Ağrılı kanalopatidir, SCN9A geni sorumlu tutulmaktadır.
  • Tedavide ilk tercih karbamazepindir.

Ataklar genellikle yaşamın ilk günlerinde başlar. Yenidoğan canlandırmasında gluteal bölgeye taktil uyarı sonrasında kalçadan bacaklara hızlıca yayılan kızarıkla ilk atağını geçiren bir olgu bildirilmiştir. Ataklar tipik olarak ciltte kızarıklık ve tonik kasılma ile başlar, bronkospazm ve bradikardi ile devam eder. İlerleyen yaşlarda hastalar kısa süreli aşırı rektal veya oküler ağrı tariflerler. Atağı defekasyon, rektal termometre uygulanması, soğuk rüzgar ve yemek yemek tetikleyebilir. Atak sıklığı adolesan döneme doğru azalırken, atakların senkopla sonlanma ihtimali artar. Paroksismal aşırı ağrı sendromu otozomal dominan katılır, etyolojisinde sodyum kanal geni SCN9A mutasyonları rol oynar. Etkilenmiş aile bireyler arasında klinik farklılıklar sıktır. Hiperekplesi ile ayrımı zor olabilir. Atakların başlangıcında vücudun tek tarafını etkileyen “harlequin” renk değişikliği önemli bir klinik ipucudur. Olgularda nörogelişimsel etkilenme beklenmez. Karbamazepin tedavi ile atakların sıklığının azaltılabileceği bildirilmiştir.

Alternan Hemipleji

  • Vücudun bir yarısında tonus kaybı ve hareket azlığıyla ortaya çıkan tekrarlayıcı ataklar.
  • Yenidoğan döneminde paroksismal göz hareketleriyle karakterizedir
  • Bildirilen sıklık1/1.000.000, fakat genetik tanı olanağı ve artan farkındalık ile önümüzdeki yıllarda artış bekleniyor.
  • ATP1A3 mutasyonu
  • Tedavide ilk tercih flunarizin.

Alternan hemipleji ilerleyici motor ve bilişsel etkilenme ile karakterize olan ve ilk belirtilerini yenidoğan ve erken sütçocukluğunde veren bir durumdur. Plejik ataklar 18 aylıktan önce başlar, vücudun bir yarısına sınırlı kalabilir veya diğer yarıya yayılım gösterebilir. Ataklara bilinç değişikliği eşlik etmezken, distoni veya atetoz ataklarla beraber ya da tek başına görülebilir. Plejik atakaların ortalama başlangıç yaşı altı ay iken, hastaların yaklaşık %80’ninde ilk üç ayda oküler hareket bozuklukları ve distoni bildirilmektedir. Literatürde, üç günlükken sıcak su ile ilişkili epilepsi tanısı alan fakat 4 yaşında iken tipik ataklar nedeniyle alternan hemipleji olduğu anlaşılan monozigot ikizler bildirilmiştir.

Tanı Kriterleri

  • Belirtiler 18 aylıktan önce başlar
  • Vücudun farklı yarılarını tutan tekrarlayıcı plejik ataklar
  • Bilateral plejik veya tetraplejik ataklar, hemiplejik atağın yayılması nedeniyle veya atağın başlangıcınden beri
  • Belirtilerin uykuyla kaybolması
  • Atakla ilişki veya bağımsız olarak ortaya çıkan distoni, oküler hareket bozuklukları ve otonomik bozuklukların varlığı
  • Nörogelişimsel gerilik veya kalıcı nörolojik sorunlar.

Hastalığın Evreleri

Evre 1

  1. 0-1 yaş arasındaki dönem
  2. İlk aylarda oküler hareket bozukluğu belirgindir.
  3. Otonomik değişiklikler ve distonik ataklar görülebilir.

Evre 2

  • 1-5 yaş arasındaki dönem
  • Hemiplejik atakların başladığı veya yoğunlaştığı dönemdir.
  • Gelişimsel gerilik, kazanılmış fonksiyonları kaybı ile gider.
  • Ataksi ve ince motor becerilerinde bozulma izlenir.
  • 2 yaşından sonra hastaların yaklaşık yarısında epileptik nöbetler ortaya çıkar.

Evre 3

  • Okul çağı
  • Hemiplejik atakların sıklığı azalır, hastalar diplejik, hemiplejik veya tetraplejik kalabilir
  • Öğrenme ve konuşma sorunları belirginleşir.

Klinik İpuçları

  • Epizodik monooküler nistagmus alternan hemiplejiyi kuvvetle düşündürtmelidir.
  • Epileptik nöbetler hastalığın ileri evresinde ortaya çıkar. Todd paralizisi ön tanısı en sık yapılan yanlıştır.
  • Ataklar uzayabilir. Günlerce süren ataklar bildirilmiştir. Uzayan ataklarda uyku sonrasında belirtilerin tekrar ortaya çıkması beklenmelidir.
  • Hemiplejik tarafta çoğu kez derin tendon refleksleri alınamaz.
  • Hemiplejik atakların yaklaşık yarısında başağrısı eşlik edebilir.
  • Ataklar heyecan, stres, travma, parlak ışık, sıcak banyo, soğuk ve sıcak ile tetiklenebilir.
  • Hemiplejinin şiddeti ataklar arasında ve vücudun farklı yarılarında değişiklik gösterebilir.
  • Görüntüleme yöntemleri ve rutin laboratuar analizleri yönlendirici değildir.

Tanısal Yaklaşım

ATP1A3 mutasyonunun hastaların 3/4’ünde saptanması, bu testin klinik kullanımının artmasıyla tanımlanan olgu sayısında ve hastalık spektrumunda genişlmeye yol açacaktır. CACNA1A, ATP1A2 ve SLC1A3 mutasyonlarının varlığı ailevi hemiplejik migren lehine değerlendirilmelidir.

Prognostik Belirteçler

  • Sporadik olgular ailevi olgulara göre daha ciddi seyretmektedir.
  • Neonatal bulguların varlığı, erken başlangıçlı ve sık hemiplejik ataklar ve status epileptikus kötü prognostik belirteçlerdir.

Tedavi

  • Flunarizin atak sıklığını ve şiddetini azaltığı en sık bildirilen ilaçtır. Bu etkinin kalıcı olmayabileceği bilinmekte ve prognoza etkisi üzerine tartışma sürmektedir. Amantadine ve asetazolamid profilaktif etkinliği bildirilen diğer ilaçlardır.
  • Akut atak tedavisinde uyku tetikleyen ajanlar kloral hidrat, klonazepam veya diyazepam önerilir.
  • Epileptik nöbetlerin tedavisinde topiramat kullanılmasının hastalığı da modifiye edebileceği bildirilmiştir.

Epilepsi (Sara), Otizm, Serebral Palsi, Ketojenik Diyet, Başağrısı, Gelişimsel Gerilik
Çocuk Nöroloji doktoru Doç Dr Barış Ekici’nin bilgilendirici Çocuk Nörolojisi sitesidir.

“Katılma nöbetleri” için 15 yorum

  1. Slm benim oğlum da bir yaşında bana yardım edin doktora gittik hiç bir şey yok beyinde kan da ama kasiliyo r kafasi falan yumuşak oluyor titriyor sonra dan da uyuyor hemen nöbet mi

    Beğen

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç Dr Barış Ekici'den randevu almak için bilgilerinizi bırakın sizi arayalım.

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s