Zeki Bebekler için 1o İpucu

Comment 1 Standart

  1. Doğum zamanını planlamayın, araştırmalar 39 hafta tamamlanmadan önce yapılan doğumların bebeğin beyin gelişimini etkileyebileceğini gösteriyor.
  2. Hamileliğinizin erken döneminden itibaren, mümkünse öncesinden demir takviyesi kullanın.
  3. Anne sütü
  4. Hamilelikte ve bebeğinizi emzirirken Omega 3 ve Omega 6 yağları içeren yiyecekler tüketin.
  5. Bebeğininiz kaliteli gece uykusu uyumasını sağlayın. Gündüz uykusu gece uykusunun yerini tutmuyor…
  6. Evcil hayvanlar ile oynamanın çocukların sosyal zeka gelişimini desteklediği gösterilmiştir.
  7. Üç yaş altındaki çocukların tek başına uzun süre ekran karşısında kalmamasına özen gösterin.
  8. Bebeğinizle oyun oynayın. Araştırmalar bebeklerin zeka geliştirici oyuncaklar ile oynarken ebeveyn tarafında motive edilmesi gerektiğini göstermiş.
  9. Hamilelik döneminde yoğun trafik olan bölgelerden uzak kalmaya çalışın. Egsoz gazı solumaktan kaçının.
  10. Bebekleri kurşun içeren oyuncaklardan koruyun. Kanda hafif artmış kurşun düzeyleri bile zeka sorunlarına yol açabilir.

Diğer Yazılarım için Tıklayınız

İki Dakikanızı Ayırın!!!! 7 soruda Otizm testi (18-36 ay arası bebekler için).

Comment 1 Standart

otizmtesti, otizm doktorui pediatrik nöroloji, çocuk nörolojisi

  1. Çocuğunuzla bir-iki saniyeden daha uzun süreli göz teması (gözünüzün içine bakması) kurabiliyor musunuz?
  2. Çocuğunuzu ismiyle çağırdığınızda size yanıt verir mi? (Çocuğunuzun dikkatini hareketlerinizle çekmeden, sadece ismiyle çağırdınızda)
  3. Çocuğunuz diğer çocuklarla ilgilenir mi? (Çocuklarla oynar mı, oysa kendi dünyasındaymış gibi mi davranır ?)
  4. Çocuğunuza aynı odada bulunan bir eşyayı (örneğin,oyuncağı)işaret ettiğinizde veya bir şeye baktınızda, gösterdiğiniz eşyaya veya baktığınız noktaya bakar mı? (İşaret ederken elinize bakması geçerli değildir!!)
  5. Çocuğunuz bazı şeyleri (eşyalar, oyuncaklar gibi) göstermek için size getirir mi?
  6. Çocuğunuz sizi taklit eder mi ?
  7. Çocuğunuz hiç hayali oyun oynar mı? (Örneğin telefonu alıp karşısında biri varmış gibi konuşur mu veya oyuncak bebeğinin altını temizler gibi yapar mı?

Bu 7 sorudan 2 yada daha fazlasına HAYIR yanıtı veriyorsanız çocuğunuzun Otizm açısından değerlendirilmesi önerilir.

Doç Dr Barış Ekici

çocuk nörolojisi, pediatrik nöroloji

Monosodyum Glutamat…. Çok lezzetli mi yoksa Otizmle mi İlişkili?

Leave a comment Standart

Endüstri ve para işin içindeyse biraz düşünmek lazım. Sigaranın sağlığa yararlı olduğu, hem de doktorları kullanılarak yıllarca pazarlanabilmişti…

Otizm gıdalar

Boğazınız biraz şenlensin. Taze bir sigara yakın. Doktorunuz da içiyor!

 

Otizmli çocukların ikinci dünya savaşı sonrasında ortaya çıkmaya başladığını biliyoruz. Monosodyum glutamat hazır yiyeceklere tad vermesi için yoğun olarak ikinci dünya savaşı sonrasında kullanılmaya başlanmıştır. Aslında japonların savaşta askerlerinin kumanyalarına lezzet katmak için keşfettikleri bir yöntemdir.

Günümüzde yiyeceklerin tuz İçeriğini azaltmak ve lezzet vermek için hazır gıdaların %95’inde kullanılmaktadır. İçeriğe de çoğu kez soya,  özdeş aroma, tatlandırıcı gibi gizlenerek yazılmaktadır. Endüstrinin desteklediği bilimsel komiteler monosodyum glutamatın tamamen güvenli olduğunu ileri sürmektedir. Beyin kan bariyerini geçemediğini zaten doğada glutaminin bol bulunduğunu anlatmaktadırlar.

Oysa yapılan fare çalışmalarında susuz kalındığında monosodyum glutamatın beyne girebildiği gösterilmiştir. Çocuklar sıklıkla hasta olduklarında sıvı kaybederler. Bu dönemde çoğu kez hazır gıdalar ile beslenmeyi tercih ederler. Otizmde çoğu kez enfeksiyon ile gerileme hikayesi aileler tarafından anlatılmaktadır. Bu gerileme tipik olarak 18-30 aylar arasında ortaya çıkmaktadır. Çocuğun hazır gıdaları keşfettiği dönem…

GAPS gibi diyetler paketlenmiş ürünlerden uzak durmayı öğütlemektedir. Acaba bu diyetler farkında olmadan monosodyum glutamattan uzak tutarak mı fayda gösteriyor? Otizmli çocukların beyninde glutamat fazlalığı olduğu, uyarıcı nörotransmitter fazlalığı artık yerleşik bir bilgidir.

Az sayıda olsada yapılan çalışmalar monosodyum glutamat yanında aspartam gibi nörotoksik olabilecek gıda takviyelerinin alınmasının sinerjistik etki yaptığını iddia ediyor.

Bu konuyu düşünürken hemen akla şu geliyor. Ya çocuğunuzun beyin kan bariyeri iyi çalışmıyorsa. Otizmde beyin kan bariyeri bozukluğu ve barsak geçirgenliğinin benzer mekanizmalara dayandığını düşünen araştırmacılar var.

Son olarak Katherine Reid isimli bir kimyager anne çocuğunda monosodyum glutamat eliminasyon dieti yaptıktan sonra dramatik  farklılıklar gördüğünü anlatıyor. Tek olgu üzerinden fikir yürütmek zor ama bu inekler ve buğdaylar yüzyıllardır var.  Mangal keyfi yapıp hayvancıkları suçlamadan önce gıdalarımıza kattığımız kimyasallara dikkat etmemiz gerekiyor.

İyi pazarlar

Doç Dr Barış Ekici

cocuk-norolojisi.com

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 4: CBD Oil

Comments 2 Standart

Otizm kenevir

Otizmde kenevir yağı (CBD oil) kullanımı

Yazının başında belirtmek isterim ki CBD Oil bir ilaçtır. Basit bir besin takviyesinin ötesinde etkileri vardır. Bir çok farklı marka ve farklı içeriğe sahip preparat piyasadan satın alınabilir. Bunlar farklı birleşimlere sahiptir.  Aynı markanın bile bir çok farklı CBD oil türü olduğunu fark edeceksiniz. Doktorunuzun kontrolü olmadan kullanmayınız.

Cannabis bitkisi 60 farklı cannabinoid içerir bunların bazıları psikoaktif özelliklere sahiptir. En çok bilineni ve bağımlılık ile ilişkili olan THC dir. CBD ise psikoaktif özellikler göstermez. Bağımlılık yaptığı düşünülmemektedir.  THC CB1 ve CB2 reseptörlerine bağlanarak beyinden salgılanan kimyasalları kontrol eder.  Beyin kimyasını değiştirerek özgüven, yükselme hissi, aşırı mutluluk veya tam tersine korku kaydı gibi duygu durum değişikliklerine yol açar. THC epileptik nöbetleri tetikleyebilir.

CBD ise bu reseptörlere bağlanmaz, direk bir etki yerine beyinde salgılanan endocannabinoidleri düzenler. Ayrıca inflamatuar hücrelerdeki reseptörlere bağlanarak beyindeki romatizmayı baskılar. CBD oil’in çocuklarda kullanımı üzerine ilk tecrübelerimiz dirençli epilepsi hastalarından kaynaklanmaktadır.  Bir çok ilaca rağmen sara krizleri durmayan çocuklarda geniş bir doz yelpazesinde cbd oil kullanılmaktadır.  Bu çocuklarun yaklaşık üçte birinde epilepsi nöbetleri belirgin azalmaktadır fakat yüzde 5 ila 10 ‘unda nöbetlerin arttığı fark edilmiştir.

CBD oil tedavisi alan çocukların bazılarında davranışsal sorunların azaldığı, konuşmanın ilerlediği ve uykunun düzene girdiği bildirilen bir diğer gözlemdir. On kadar zihinsel geriliği olan çocukta yapılan bir tedavi denemesinde çocukların saldırgan davranışlarında belirgin azalma gözlemlenmiştir.

Bu sonuçlar ışığında 2017 yılı başında İsrailden bir çocuk nörolojisi kliniği CBD oili otizmde araştıracağını duyurmuş ve hastalarda kullanmaya başlamıştır. Onların ilk gözlemleri yoğun tekrarlayıcı hareketleri ve saldırganlığı azaltığı yönündedir.

Benim tecrübeme göre kullanılan marka ve hazırlanış şekli çok önemlidir. Bazı CBD oil çeşitleri etkili değil. İçerik analizi yapılmış ürün bulmak çok kolay değil. Her hasattan üretilen damla aynı markada olsa farklılık gösteriyor.

Ben CBD oili tedavi protokolümün bir parçası olarak kullanıyorum. Bir hastamdaki yoğun tükürme davranışını keserken, diğer bir hastamda konuşmayı ilerlettiğini söyleyebilirim. Dikkat süresinin uzadığı hastalarım var. Fakat etki etmeyen veya boş gülme tarzı durumların arttığı hastalarım da oldu.

CBD oil gittikçe popülerlik kazanacak bir tedavi seçeneği. Fakat doz, diğer ilaçlarla etkileşim, uygun marka ve uygun hasta seçimi gibi püf noktaları olan bir durum.

http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Merak edenler için:

Campbell CT, Phillips MS, Manasco K. Cannabinoids in Pediatrics. The Journal of Pediatric Pharmacology and Therapeutics : JPPT. 2017;22(3):176-185. doi:10.5863/1551-6776-22.3.176.

 

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 3 Beyin mi Barsaklar mı?

Comment 1 Standart

Otizmde barsaklar

Barsak kolay laf dinleyen bir organ değildir.

Son yıllarda barsaklar-mikrobiota neredeyse her konuda araştırılıyor. Bu modanın başlangıç noktalarından birinin otizm olduğuna kuşku yok. Otizmli çocuklarda artmış barsak sorunları olduğu biliniyor fakat bunun sıklığı üzerinde uzlaşı sağlanamamış durumda. Herşeyin çözümünü barsaklarda arayanlar da var. Kendi hastalarımı düşününce barsak sorunlarının otizmli çocukların yüzde 15 ila 30’unda görüldüğünün söyleyebilirim.  En sık ifade edilen ise kabızlık.

Kazensiz, glutensiz diyet ve GAPS diyeti hastalarım tarafından en sık uygulanmaya çalışılan diyetler.  Bu diyetler çoğu kez probiyotiklerle destekleniyor. Bu yaklaşımın kabızlık sorununu çözdüğünü anlatan bir çok hastam var. Diyetler arasında davranışlara en etkili olduğu ifade edilen ise GAPS diyeti.  En belirgin etki ise hareketliğin azalması ve odaklanmanın artması olarak ifade ediliyor.  Diyetlerin davranışa etkili olduğunu bildiren hastalarım ise kabızlığı çözdüğünü söyleyenlere nazaran çok daha küçük bir grup.  Diyet ile tamamamen iyileşen hastam yok. Diyet tedavisinin sonucu beni şaşırtan hastam da yok. Başka tedaviler ile gördüğüm gelişme karşısında şaşırıp mutlu olduğum bir çok hastamı hatırlıyorum fakat diyetler için aynısı söyleyemiyorum, Kabızlık gibi sindirim sorunu olan çocuklara beslenme değişiklikleri ve probiyotik öneriyorum fakat sıkı diyet yöntemleri beni çekmiyor.

Bazen mikrobiota hakkında yeni bir araştırmaya denk geliyorum. Tekrar yoğun bir okuma yapıyorum ama bu barsak işine bir türlü ikna olamıyorum.  Neden mi?

Öncelikle barsaklarımızdaki mikrorganizmaları yani mikrobiotaları değiştirmek o kadar kolay değil. Mikrobiota neredeyse kimlik belgemiz gibi. Barsaklarımızdaki 1 kilodan fazla mikrop yumağını içtiğimiz bir kaşık probiyotikle değiştiremiyoruz. Bu probiyotiklerdeki mikroplar inek barsaklarından üretiliyor. Yani bizim barsaklarımıza zaten yabancılar. Yapılan çalışmalar otizmde en etkili olabilecek mikrop türünün insan barsağında da yaşayan Bactroides Fragilis olduğunu söylüyor. Fakat bu mikrop bizi hasta da edebileceği için bunu içeren bir probiyotik henüz üretilebilmiş değil.

Yine ilginç bir sonuç, bu mikrop çeşitlerini aslında bizim barsaklarımızın yapısı belirliyor.  Siz ne verirseniz verin barsaklar kendi bildiği yoldan gidiyorlar. Bunun için sürekli diyette kalmanız gerekiyor. Probiyotiklerin etkisi cinsiyetten etkilenebiliyor. Dişi farelerde probiyotikler mikrobiotayı değiştirirken erkek farelerde işe yaramıyor.

Bu sorunları çözmenin yolunun fekal transplanttan geçebileceğini düşünen araştırmacılar var.  Bu basitçe zararlı mikrop içermeyen dışkının belirli bir miktarda hastaya yedirilmesi işlemi. İşe yarayabilir fakat bu uygulamanın sürekli devam ettirilmesi gerekiyor. Uygulanabilir bir yöntem olduğunu düşünmüyorum.

Peki barsaklar neden bu kadar önemseniyor? Barsaklarda üretilen toksik maddelerin beyinde inflamasyona yani bir çeşit romatizmaya yol açıp otizmi tetikleyebileceği düşünülüyor. Ben buna katılıyorum ama olayın barsaklardan başladığını düşünmüyorum.

En meşhur konulardan birisi de leaky gut yani geçirgen barsak teorisidir. Şaşırtıcı olarak beyni koruyan beyin kan bariyeri ve barsak bariyeri benzerlikler gösteriyor. Bu yapılarda düzenleyici olarak karşımıza yine mikroglialar çıkıyor. Barsak hareketlerinin düzenleyen ise barsakları saran sinir hücreleri.

Sonuçta otizm bir beyin hastalığıdır. Beyin hücrelerinin benzerleri barsakların etrafında yoğun olarak bulunur. Beyinde etkilenmeye yol açan generik neden barsakların da yapısını bozuyor. Bozulan barsak fonksiyonu nedeniyle çocuklar huzursuz oluyor ve bazı zararlı maddeler beyne ulaşarak otizm yangının üzerine dökülen benzin etkisi yapıyor.

Sıkı diyet ve probiyotikler bazı hastalarda bu benzinin beyne ulaşmasını engelleyerek otizm belirtilerinin daha da alevlenmesini önlüyor.  Bu yöntemi kullanan Nemeck protokolündeki başlangıçtaki colidur bu şekilde faydalı oluyor. Barsakları kısa süreli olsa da temizleyip geçici bir etki oluşturuyor. Colidurun etkisi bitince kısır döngü yine başlıyor.

Barsak protokolleri sorunu çözmek yerine bazı hastalarda hafifletebiliyor. Buradaki sorun sürekli bu diyet ve antibiyotikleri uygulamanın imkansız oluşu.

Akılcı olan ise beyni iyileştirmeye çalışırken barsakların problem çıkarmasını önlemeye çalışmak gibi duruyor.  Stres altında ishal olanlar vardır, buna irritabl barsak diyoruz. Ama ishal olunca hepimiz strese giriyoruz… Oysa otizm her çocukta ortaya çıkmıyor.

Not: Spontan bir yazı olduğu için kaynak önermiyorum. Spesifik literatür istenirse eski okumalarıma bakıp bilgilendireceğim.

http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 2 Mikroglial Teori

Comment 1 Standart

Otizm Mikroglia

Ortada genetik veya epigenetik olarak etkilenmiş Mikroglia, A. Bozulmuş sinir büyümesi B. Sinaptik etkilenme C. Hücre ölümü sorunları D. Artmış Sitokinler (Romatizmal düzenleyici proteinler)

Otizmin bir tür beyin romatizması olduğunu anlatıyorum. Bu ailenin anlayabilmesi için biraz çarpıtılmış bir ifade olsa da aslında anlatmak istediğim Mikroglial Teoridir.

Beyinimizde iki tür hücre var. Sinir hücreleri ve mikroglialar. Uzun yıllar mikrogliaların beynin savunma hücreleri olduğu düşünülmüştür. Bu kısmen doğru olmakla beraber mikrogliaların bir çok başka görevi vardır.

  • Sinir hücrelerinin beyinde doğru yerleşimine rehberlik ederler.
  • Sinir hücrelerinin büyümesini sağlayan nörotropik faktörleri salgılarlar.
  • Sinir hücreleri arasındaki bağlantıları yani sinapsların devamlılığını sağlarlar.
  • Kullanılmayan sinapsları ve ölmesi gereken sinir hücrelerini ortadan kaldırırlar.

Otizmli bireylerden yapılan otopsi çalışmalarında mikroglial hücrelerin aktive oldukları, sayıca ve hacim olarak büyüdükleri bir çok kez gösterilmiştir.  Bu aktivasyonun anne karnında başladığı, yaşamın erken döneminde çevresel faktörler ve enfeksiyonlarla desteklendiğini biliyoruz.

Bu durum otizme yol açan asıl nedene bağlı olabilir. Mikrogliaların sayısının artışı sadece bir sonuç olabilir diye düşünebilirsiniz.  Oysa yeni veriler sorunun temelde mikroglialardan kaynaklandığını düşündürtüyor.

Rett sendromu otizmde artmış glutamat toksisitesinin görüldüğü genetik bir hastalıktır. MeCP2 genindeki bozukluğunu mikrogliaları da etkilediği ve sağlıklı mikroglia nakli sonrasında deney farelerinde iyileşmenin gözlendiği bildirilmiştir. Bu çalışma bize otizmin merkezinde mikrogliaların bozulmuş fonksiyonları olabileceğini gösteriyor.

Gerçekten de  merkeze mikrogliaları aldığınızda otizmde kullanılan bir çok tedavi yönteminin neden işe yaradığını açıklayabiliyorsunuz. Barsaklar ve otizm ilişkisini bile.

Sıra barsaklardaki beyni anlatmaya geliyor.

Detaylı okuma için

1. Edmonson CA, Ziats MN, Rennert OM. A Non-inflammatory Role for Microglia in Autism Spectrum Disorders. Frontiers in Neurology. 2016;7:9. doi:10.3389/fneur.2016.00009.

 

Otizm Nörolojik Bir Hastalıktır 1

Leave a comment Standart

Otizm Nörolojik Yaklaşım

Otizm Doktoru

Otizmli çocuk CDH8 gen bozukluğu olan çocukların yüz özellikleri.

Otizm diğer nörolojik hastalıklar olan epilepsi, kas hastalıkları, nörometabolik durumlar gibi genetik kökenleri olan bir nörolojik hastalıktır. Otizmi anlamak için bakmak gereken yer ise beyindir.

Otizme yol açtığı gösterilen genler ve genetik varvasyonların sayısı hergün artmaktadır. Bu genler içerisinde CHD8 geni sadece otizme yol açmasıyla gelecekte tedavilerin nasıl bulunacağına ışık tutmaktadır.

Otizmli çocuklara genlerine göre bir şurup vereceğimiz günlerin çok uzak olmadığını düşünüyorum.

Otizmli 3780 çocuğun genetik incelemesiyle 15 çocukta CDH8 gen bozukluğu tespit edilmiş, sağlıklı yaklaşık 9000 çocukta ise bu gende bir sorun bulunmamış. CDH8 gen bozukluğunun otizmli çocukların %1’inden azında bulunmasını küçümsememek lazım çünkü en az 80 gen otizmle ilişkilendirilmiştir.  Bir kaç yıl içerisinde otizmli çocukların yarısına yakınında genetik bozukluk olduğunu göstermiş olacağız.

CDH8 bozukluğu olan çocuklarda baş çevresini büyüklüğü, göz kürelerinin ayrıklığı dikkat çekicidir. Ayrıca bu çocuklarda ciddi uyku ve barsak sorunları görülmektedir.  Bu çalışmanın 2. safhasında aynı gen bozukluğu…

View original post 145 kelime daha

Bebeğiniz Dünyayı Nasıl Görüyor?

Leave a comment Standart

 

Doğumda, bebeğinizin görüşü oldukça bulanıktır ancak ışık, büyük şekiller ve hareketi fark edebilir. Yenidoğanlar yaklaşık 15 ila 40 cm uzakta – onları tutan kişinin yüzünü açıkça görebilirler. Yüzünüz yeterlidir, yüzünüz bebeğinizin bu yaşta çok ilgisini çekecektir. Ayrıca bir dama tahtası gibi yüksek kontrastlı nesneler de onun ilgisini çekecektir. Yenidoğanlar dünyayı siyah beyaz görürler.
Bir ya da 2 aylıkken, bebeğiniz doğumdan kısa geçmesine rağmen her iki gözü ile de odaklanmayı öğrenecek ve hareketli bir nesneyi soldan sağa takip edebilecektir. Yüzünün önünden geçen sade bir çıngırakla ilgilidir, yüzüne çok yakınlaşıp başınızı yavaşça yanlara doğru hareket ettirerek gözleri ile sizi takip etmesini sağlayabilirsiniz. Genellikle, gözleri sizinkine kilitlenir.
İkinci aydan başlayarak ve dördüncü ayına kadar devam ederek, renk farklılıkları bebeğiniz için daha net hale gelecektir. Kırmızı, turuncu gibi benzer tonları ayırmaya başlayacaktır. Muhtemelen önce parlak renkler daha sonra ise ayrıntılı ve karmaşık tasarımlar ve şekiller için bir tercih yapmaya başlayacaktır. Onun parlak resimler, fotoğraflar, kitaplar ve oyuncaklara bakmasına izin vererek bunu teşvik edin.
Bebeğiniz 5 ayını tamamladıktan sonra, çok küçük eşyaları bulmada daha iyi olacak ve pastel renklerin arasındaki farkı anlamaya başlayacaktır. Sekizinci aydan sonra ise bebeğinizin vizyonu odanın her yerindeki kişileri ve nesneleri tanıyacak kadar güçlü bir hale gelecektir.

Doç Dr Barış Ekici

GELİŞİMSEL KOORDİNASYON BOZUKLUĞU; SAKAR ÇOCUKLAR

Leave a comment Standart

Sakar Çocuk

Gelişimsel Koordinasyon Bozukluğu

GELİŞİMSEL KOORDİNASYON BOZUKLUĞU NEDİR?
Gelişimsel koordinasyon bozukluğu (GKB), gelişimsel motor becerilerde gecikme ya da koordinasyon gerektiren aktivitelerde zorlanma ve çocuğun günlük işleri yaparken zorlanması ile kendini göstermektedir. Çocuk Nöroloji Uzmanı tarafından GKB tanısı konulmadan önce, hareketlerdeki problemlerin herhangi bir fiziksel, nörolojik ya da davranışsal problemlerden kaynaklanmıyor olması gerekmektedir. Gelişimsel koordinasyon bozukluğu akademik yeteneklerde ya da giyinme, yazı yapma, spor ve oyun aktiviteleri gibi günlük yaşam aktivitelerindeki zorlanmalardan ötürü genellikle çocuğun en yakınında olan kişiler tarafından fark edilmektedir (1).
Gelişimsel koordinasyon bozukluğu okul çağı çocukları arasında erkeklerde daha sık olmak üzere %5-6 oranında görülmektedir (2). GKB kendi başına görülebileceği gibi, öğrenme güçlüğü, dil-konuşma bozukluğu veya dikkat bozukluğu olan çocuklarda da görülebilmektedir.
KOORDİNASYON BOZUKLUKLARI NASIL MEYDANA GELİR?
Koordinasyon bozuklukları pek çok nedenden dolayı ortaya çıkabileceğinden, bu sorunun cevabı basit değildir. Motor koordinasyon problemlerine neyin yol açtığından emin olmadığımız halde, araştırmalar çocukların hareketlerini planlama, organize etme, gerçekleştirme ve/veya modifiye etme konusunda zorluklar yaşadıklarını ileri sürmektedir. Gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklar hakkında kesin olarak bilinen tek şey yeni motor beceriler öğrenmede zorluk yaşadıklarıdır. Hareketlerini düzenlemek adına görsel geri bildirimi diğer geri bildirim türlerinden daha çok kullanırlar bu nedenle de hareketleri küçük yaştaki bir çocuğun hareketleriyle benzerlik gösterir. Gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklar bir durumdan diğerine düzensiz geçişler yaparlar ve başarısız olsalar bile motor becerilerini tekrar ve tekrar aynı şekilde gerçekleştirirler. Tipik olarak GKB olan çocuklar geri bildirimlere bağlıdır ve hareketlerinin sonuçlarını tahmin edemezler. Sonuç olarak hareketler sırasında yaptıkları hataları fark etmez, hatalarından ders çıkarmaz ve yanlışlarını düzeltmezler. Bu karakteristik özellikler nedeniyle araştırmacılar çocuklardaki bu koordinasyon problemlerinin sadece vücudun nasıl hareket ettirileceğini öğrenmekte değil, aynı zamanda motor görevlere yönelik problem çözme becerilerini öğrenmekten kaynaklandığı görüşündedirler. Çünkü motor beceriler bu çocuklarda otomatik olarak gerçekleştirilememektedir, önceden öğrenmiş olsalar bile motor görevler sırasında ekstra çaba ve dikkat göstermek zorundadırlar. GKB olan çocuklar genellikle motor beceriler arasındaki benzerlikleri fark etmezler ve bu nedenle öğrendikleri motor becerileri bir aktiviteden diğerine uyarlamakta sıkıntı yaşarlar (büyük bir topu yakalamak ve ardından küçük bir topu yakalamak). Değişen çevreye uyum sağlamak (hareketli bir topu yakalama ya da vurma) GKB olan çocuklar için ekstra efor gerektirir. Bu problemlerin hepsinde sonuç olarak aynı durum ile karşılaşırız: GKB olan çocuklarda beceriksizlik, hantallık ve yeni motor becerileri öğrenmede zorluk gözleriz (3).

GELİŞİMSEL KOORDİNASYONU OLAN ÇOCUKLARIN ORTAK ÖZELLİKLERİ
FİZİKSEL ÖZELLİKLER
1. Çocuk hareketler sırasında beceriksiz ve hantal olabilir. Eşyalara takılabilir, çarpıp dökebilir.
2. Kaba motor (tüm vücut) ve ince motor (el kullanımı) gerektiren hareketlerde zorluk yaşayabilir.
3. Bazı motor becerileri kazanmasında gecikme olabilir (3 tekerlekli ya da 2 tekerlekli bisiklete binme, top tutma, düğme ilikleme, ayakkabı bağlama)
4. Motor becerileri ve diğer becerilerinin gelişimi farklılık gösterebilir. Örneğin zihinsel becerileri ve konuşma becerisi gelişmiş iken motor becerilerin gelişiminde gecikme görülebilir.
5. Yeni motor becerileri öğrenmede zorluk yaşayabilir. Bir kere öğrendikten sonra motor becerileri gayet düzgün gerçekleştirirken devamında kötü performans gösterebilir.
6. Vücut hareketlerinde ani değişiklik gerektiren ve değişen çevreye adaptasyon gerektiren aktivitelerde zorluk yaşarlar ( basketbol, tenis).
7. İki vücut yarısının koordineli çalışmasını gerektiren aktivitelerde zorluk yaşarlar ( makas ile kesme, engel atlama)
8. Denge gerektiren aktivitelerde postüral kontrolleri ve dengeleri yetersiz olabilir (merdiven çıkmak, ayakta iken giyinmek)
9. Çizme ve yazı yazmada zorluk yaşayabilirler. Bu beceriler çizimi yaparken aynı zamanda bir sonraki hareketi planlamayı gerektirdiği için GKB olan çoğu çocuk için çok zorlayıcı becerilerdir.

DUYGUSAL VE DAVRANIŞSAL ÖZELLİKLER
1. Özellikle fiziksel yanıt gerektiren aktivitelere ilgi duymaz ya da bunlardan kaçınabilirler. Yorgunluk ya da tekrarlanan başarısızlık bu motor görevlere katılmasını engelleyebilir.
2. Çocuk, hayatının her alanında gerekli olan aktivitelerle baş etme güçlüklerinden ötürü, hayal kırıklığı, azalmış özgüven ve motivasyon eksikliği sergileyebilir.
3. Bazı çocuklar daha küçük yaştaki çocuklarla oynamak isterken, diğerleri kendi başlarına oynamak ya da eğitmeni takip etmek isterler. Bu, kendine güvenin azalması veya fiziksel kaçınmaya bağlı olabilir.
4. Kendi performansına yönelik memnuniyetsizlik gösterebilir (yazdıklarını silme, motor aktivitelerdeki performansından dolayı şikayetçi olma)

DİĞER KARAKTERİSTİK ÖZELLİKLER

  1. Çocuğun hızlanma ihtiyacını doğru olma ihtiyacıyla dengelemekte güçlüğü olabilir. Örneğin, el yazısı çok düzgün olabilir, ancak son derece yavaş olabilir.
  2. Çocuk günlük yaşam aktivitelerinde (örneğin giyinme,bıçak ve çatal kullanmak, diş fırçalamak, fermuar çekmek , bir sırt çantasını organize etmek) zorluk çekmesi mümkündür
  3. Çocuğun kendi masasını, dolabını, ödevini ya da bir sayfadaki alanı bile organize etmekte genel zorlukları olabilir.

TEDAVİ YAKLAŞIMLARI

EVDE

  1. Çocuğu, kendisi için ilginç olan ve pratik sağlayan motor aktivitelere ve spor faaliyetleri içeren oyunlara katılmaya teşvik edin. Fiziksel aktivitelerde rekabet yerine eğlencenin vurgulanması gerektiği unutulmamalı.
  2. Çocuğunuzu bağımsız olarak yeni spor aktivitelerini ve oyunları denemeye teşvik edin. Eğer motor becerilere konsantre olamıyorsa kurallara uymayı gerektiren aktiviteler seçin (basketbol, futbol). Anlamasını sağlamak için çocuğa basit sorular sorun ( şimdi topu sana atarsam ne yaparsın?) Grup içerisine girmeden önce özel dersler becerilerini geliştirmek adına yardımcı olabilir.
  3. Okul için giyip çıkarması kolay kıyafetler giymeye yönlendirin (cırt-cırtlı ayakkabı, lastikli pantolon)
  4. Çocuğu, motor görevlerini planlama ve düzenleme becerisini geliştirmeye yardımcı olacak pratik etkinliklere katılmaya teşvik edin. Örneğin, masayı hazırlama, öğle yemeği hazırlama veya sırt çantasını düzenleme.

OKULDA
1. Çocuğun masa başında çalışması için uygun bir yerde oturduğundan emin olun. Çocuğun ayaklarının zemin ile tam temasta olduğundan ve masanın, omuzlar gevşemiş ve kolların masanın üzerinde rahatça desteklendiği bir yükseklikte bulunduğundan emin olun.
2. Gerçekçi kısa dönem hedefler koyun. Bu hem çocuğun hem de eğitimcisinin motivasyonunu korumaya yardımcı olur.
3. İnce motor beceriler için çocuğa ekstra zaman tanıyın (matematik, çizim, hikaye yazmak)
4. Çocuğu hikaye anlatmak, okuduğu kitabı anlatmak ve diyaloglara katılmak konusunda cesaretlendirin.
5. Çocuğun el yazısı zorluklarına uygun kağıt kullanın. Örneğin: yazısı büyükolan çocuk için geniş aralıklı çizgileri olan kağıt.
6. Uzun tesler ve sınavlar için eksta süre sağlayın (4).

http://www.cocuk-norolojisi.com

Kaynaklar
1. Kirby A, Sugden DA. Children with developmental coordination disorders. Journal of the Royal Society of Medicine. 2007;100(4):182-186.
2. Zwicker JG, Missiuna C, Harris SR, Boyd LA. Developmental coordination disorder: a review and update. Eur J Paediatr Neurol. 2012;16(6):573-81.
3. Harris SR, Mickelson EC, Zwicker JG. Diagnosis and management of developmental coordination disorder. CMAJ. 2015;187(9):659-65.
4. https://canchild.ca/en/diagnoses/developmental-coordination-disorder Erişim 23 Ekim 2017

Yeni Kitabımız…. Nöroplay Yöntemini anlatıyoruz.

Leave a comment Standart

Otizm üzerine çalışmaya devam ediyoruz.

Otizm Doktoru

Otizmi Oyuna Getir  Barış Ekici

Otizmde erken müdahale programlarının bir çoğu terapistlerin çocukla yoğun olarak çalışması mantığı üzerine kurulmuştur. Peki ev temelli görece çok daha seyrek terapist ziyareti içeren Nöroplay gibi bir program başarılı olabilir mi? Evet… Nöroplayin etkinliği dikkat çekicidir.
Bu kitap çocuğunuzu otizmden korumak ve otizm tanısı aldıktan sonra bu durumla mücadele etmek için size kıymetli bir yöntem öğretiyor. Ülkemizin en uzak köşesindeki bir çocuğa dahi ulaşabilecek basit ve kolay uygulanabilir bir yöntem. En ince ayrıntısına kadar, biz kliniğimizde nasıl uyguluyorsak öyle yazdık.
Sizi oyuna davet ediyoruz. Doğru oyuna. Nöroplay Yöntemine…

View original post

Çocuk Hekimleriyle Otizm’i Tartıştık.

Leave a comment Standart

39’uncu Pediatri Günlerinde, Gelişimsel Nöroloji Çalıştayı kapsamında Otizm ve otizm tedavisindeki son gelişmeleri tartıştık.

Otizm tanı ve tedavisi sunumuhttp://www.cocuk-norolojisi.com

Otizm Kitabımızdan…

Leave a comment Standart

Çocuk Nörolojisi Doktoru

Bana Biraz Otizmden Bahset

 Açılış Sahnesi

 Herşey fark edince başlar…

Muayene odama kucaklarında 2 yaşlarında erkek bir çocuk olan, genç çift giriyor. Anne ve babanın yüzlerindeki yoğun endişe daha kapıdan girerken fark ediliyor. Anne neredeyse ağlayacak.

Ufaklığı yere bırakmalarını istiyorum. Çocuk yere bırakıldığı gibi hızlıca odamdaki oyuncaklara doğru yöneliyor. Hemen yanımda duran oyuncak evin kapılarını açıp kapatmaya başlıyor. Bir süre kapaklarla meşgul olduktan sonra arkamdan dolaşıp bilgisayara doğru hareketleniyor.

Çocuğu yakalayıp muayene masasına alıyorum ve gıdıklamaya başlıyorum. Gülmeye başlıyor ve ilk kez yüzüme bakıyor. Beni ilk kez fark etmiş olduğunu anlıyorum. Huysuzlanmaya başlayınca onu tekrar yere bırakıyorum, bu sefer odanın diğer ucundaki oyuncaklara yöneliyor. Arkasından ismini sesleniyorum ama dönmüyor.

İsmine dönmeyince annesinin gözleri dolmaya başlıyor. Gergin baba dün gece hiç uyumadığını anlatıyor. İnternette videoları izlemiş. Anne araya giriyor, aslında bunları bir süredir fark ettiğini ama emin olamadığını söylüyor. Son zamanlarda etrafında da dönmeye başladığını, ismine dönmediğini, diğer çocuklarla beraber oyun oynamadığını ekliyor.

Bu sırada ufaklık odanın bir köşesinde kendi kendine oyun oynamaya devam ediyor. Ebeveynlerinin ise tüm dikkatleri benim söyleyeceklerime odaklanmış…

 

 

West Sendromu. Gözden kaçan nöbetler!!!

Leave a comment Standart

West sendromu çoğu kez öncesinde sağlıklı 4-12 aylık bebeklerde başlayan ciddi bir epilepsi (Sara) rahatsızlığıdır. Amerikada yapılan bir çalışma bebeklerin bu nöbetler başladıktan sonra ortalama 24 gün sonra tedaviye alınabildiklerini saptamış.

Nöbetler başladıktan 1 hafta sonra tedavi başlanan bebeklerin oranı sadce %29 olarak bulunmuş. İlginç bir detay, bazı bebeklerde ailelerin durumu sağlık çalışanlarından önce fark etmiş ve çocuk nörolojisine yönlendirilmeyi talep etmişler. Bu çalışma sonrasında Amerikada West Sendromu ve onun tipik nöbet tipi olan infantil spazmın toplum tarafından bilinirliğini artırmaya yönelik etkinlikler yapılmaya başlanmış.

İnfantil spazm denilen nöbetlerde bebek başını hafif geriye atarken  omuz, kol ve bacaklarda öne doğru sıçrama veya kasılma ortaya çıkar. Nöbet esnasında yüzde ekşime ve gözde kayma görülebilir. Nöbetler seriler halinde, özellikle uykuya yakın veya uyandıktan hemen sonra ortaya çıkar. Peş peşe gelen nöbetlerin sayısı 10 veya daha fazla olabilir.

Aşağıdaki videoyu bir kez olsun izleyelim ve farkındalık için paylaşalım. Bu nöbetler geç fark edilirse zeka etkilenmesi riski vardır.

 

Doç Dr Barış Ekici,cocuk-norolojisi.com

Otizmli Çocuklara Neden Tarihi Belgelerde Rastlanmıyor?

Comments 2 Standart

Otizmli çocuk

Mısırlılar, Antik Yunan, Romalılar ve Osmanlı İmparatorluğu…

Felsefe, tarih, tıp alanında bir çok yazılı belge günümüze ulaşıyor.  İnsanların uzun gözlemler yapabileceği zamanı var.  Bir çok hastalık neredeyse 1000 yıldan uzun süredir tanımlanmış ve çeşitli tedaviler denenmiş. Osmanlıda ruh sağlığına özen gösterildiği, müzikle tedavi gibi modern dönemde de uygulanan yöntemler uygulandığını biliyoruz.

Fakat hiç bir otizmli çocuk tanımlanmıyor. Asperger sendromu olarak adlandırılan tabloya benzer özellikler gösteren tarihi kişilikler var.

Sokrat’ın az yıkandığı, insanlarla empatiye geçmediği, ailesiyle duygusal bağ kurmadığı ve ölüm cezasına kayıtsız kaldığını biliyoruz. Fakat dili kullanmakta usta olduğu kesin. Benzer şekilde Mikelanjelo ve Mozartın tekrarlayıcı hareketleri olduğu, işleri dışında başka bir şeyle ilgilenmedikleri tarihe not düşülmüş.

Fakat bugün sıklıkla karşılaştığımız, yaygın hastalıklardan biri olarak kabul edilebilecek orta-ağır ciddiyette otizm olgusu ilk kez 1800’lü yılların başında bildirilmiştir.

(Bu bölüm alıntılanmıştır. zihinselengellilerintedavitarihcesi.wordpress.com)
Victor, Fransa’nın Aveyron ormanlarında yakalandığı zaman on veya oniki yaşlarındaydı. Çıplak vücudu yara bere içindeydi. Köylüler ona birkaç kez ormanda bitki kökü yerken rastlamışlar ve yakalamaya çalışmışlar ancak Victor hep ellerinden kaçmayı başarmıştı. Sonunda 1799 yılında Victor yakalanmış ve Paris’e getirilmişti.O dönemde bilime ilgi duyan bir bakan, bu olayın insanoğlunun zihinsel işleyiş biçiminin anlaşılmasına yardımı olabileceğini düşünmüş ve çocuk o zamanlar genç bir doktor olan ve yeni hizmete açılan Sağır ve Dilsizler Kurumu’nda çalışan Dr. Itard’ın takibine gönderilmişti. Dr. Itard, Victor’la ilgili ilk gözlemlerini şöyle not etmiştir: “Ürkütücü denecek kadar kirliydi. Krampımsı hareketler sergiliyor ve kafesin içinde bir hayvan gibi durmadan ileri geri sallanıyordu. Kendisine yaklaşan herkesi ısırıyor ve tırmalıyordu. Duygusal hiçbir davranış göstermiyor ve hiçbir şeyi dikkate almıyordu”
Daha sonraları Dr. Itard Victor’la ilgili tuttuğu raporların birinde; Victor’un işitme ve görme duyularını inceler. İnsanlara ve cisimlere direkt bakmayan Victor’un, kafasının hemen arkasında sıkılan bir tabanca sesine hiçbir tepki göstermemesi üzerine “sağır” olduğuna kanaat getirecekken, vazo kırıldığında başını o yöne çevirip tanıdığı bu sesin nereden geldiğini araştırması Victor’un kesinlikle sağır olmadığı kanaatine varmıştır.
Victor, kendisine verilen oyuncaklarla hiç oynamazken, küvetin içindeki suyla oynamaktan büyük bir haz duyuyordu. Etrafındaki insanların ellerinden tutarak, istediği şeye yönlendiriyordu. Çevresinde meydana gelen her türlü değişime direnç gösteriyor ve odadaki eşyaların yerlerini kusursuz biçimde aklında tutabiliyor ve eşyaların her zaman aynı yerde durmalarına büyük özen gösteriyordu. Victor’un en çok şaşkınlık uyandıran özelliklerinden biri de sıcak ve soğuğa karşı tamamen duyarsız olmasıydı. Tıpkı tabanca patlama sesine duyarsızlığı gibi sanki bazı duysal uyaranlar onda tepki oluşturmuyordu.
Victor gibi çocuklara nasıl yaklaşılacağı konusunda o güne dek bir bilgi yoktu. Dr. Itard’ın Victor’u tedavi ederken amacı bütün duyularını kullanabilmesini sağlamaktı. Victor yıllarca Dr. Itard’ın sorumluluğu altında oldu ama “Victor, hiçbir zaman normal bir insan olmadı ve hiç konuşmadı. Fakat sosyal davranışları belirgin bir gelişim gösterdi”

Bu çocuklara vahşi çocuklar deniliyor ve efsane şeklinde anlatılan bu olgu öncesinde de  çocuklar var fakat otizmin bu denli güzel tariflediği ilk olgunun bu olduğunu düşünüyorum.

Düşünün 1800’de böyle bir çocuk toplumda oldukça ilgi uyandırmış. Bu otizmli olguların o dönemde çok nadir olabileceğini akla getiriyor.

Sonrasında benzer olgularda 1940’lara kadar bir artış olmadığı anlaşılıyor. Ne oluyorsa 1938’de Asperger Viyanada çocuklarda otizm benzeri olguları tanımlarken  1943’de Baltimorda Doktor Kanner 11 olguluk seri yayınlamıştır.

Sonrasını ise hepimiz biliyoruz.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

Otizm ve Plasebo Etkisi

Comment 1 Standart

Otizm ve ilaçlar

Plasebo, hastalığı tedavi edecek herhangi bir etkinliği olmayan maddelerin veya nedensiz girişimlerin, hastaların kendilerini daha iyi hissetmelerine neden olan etkilerine verilen isim. (Wikipedi)

Bilim yeterince heyecanlıdır…

Hipokrat ve İbni Sina’nın genç hekimleri ilaçların etkisini değerlendirirken plasebo denilen etkiye dikkat etmeleri konusunda uyardıklarını biliyoruz.

İyileşmeye inanmanın beynin kimyasını değiştirip, hastalıkların belirtilerini hafifletebileceği bir çok durum var. Özellikle kronik ağrı, irritabl barsak hastalığı ve depresyonda bu etkinin yüzde 60’lar düzeyinde olabileceği düşünülüyor. Bu şartlar altında ilaçların etkinliğini göstermek hayli zor olsa gerek.

Doktorun duruşu, hastalık hakkındaki açıklamaları ve güven veren ifadesi plasebo etkisinin başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Otizmli bir çocukta bunların çok işe yarayacağını söylemek zor fakat yine otizm ilaç çalışmalarında plasebo etkisinin yüzde 30 oranında olduğu hesaplanıyor.

Bu durumu şöyle açıklamak mümkün…..

  • Otizm ilaç çalışmalarında etkinliği genellikle ailenin ifadelerine bağlı olarak ölçüyoruz.
  • Ne kadar beklenti yaratırsanız, geri dönüş o kadar olumlu oluyor.
  • Otizmde davranışsal sorunlar dalgalı bir seyir gösteriyor. Hastalar çoğu kez şikayetlerinin en fazla olduğu dönemlerde ilaçları kullanmaya başlıyor.
  • Otizmli çocuklar zamanla ve eğitimle daha iyiye gitme eğilimde oluyorlar. Bu etki çoğu kez ilaca bağlanıyor.
  • Plasebo etkisi daha çok hafif hastalarda ortaya çıkıyor. Bu çocuklarda daha iyi sosyal ve kognitif yeteneği olanlar. Ebeveynlerinin pozitif beklentilerini ve ev ortamındaki olumlu havayı fark ediyorlar.

Bilim adamları da bu etkinin abartılmasında rol oynayabiliyorlar. Herkes çalışmasının olumlu sonuçlanmasını ister!!!!

Otizme faydalı olduğunu iddia ettiğiniz ilaç çalışmasının dergilerce  kabul edilmesinin daha kolay olacağını söylemeye gerek yok…

Yanlışlar çok çabuk birikiyor…….Kötü planlanmış bir çalışmanın başlattığı etkiyi ortadan kaldırmak yıllar alabiliyor.

Otizm ile ilişkilendirilmiş civa ve aşı çalışmalarının yarattığı algı hala kırılabilmiş değil.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

 

 

 

Geç Konuşan Bebekler

Leave a comment Standart

Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özelliklerini ve tedavisini anlattı. (Kadın ve Kadın sitesinden alınmıştır)
Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri

Geç konuşma erkek bebeklerde daha sıktır.

Konuşma geriliğinin erkek çocuklarda çok sık görülen bir tablo olduğunu söyleyen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, genellikle otistik çocuklarda konuşma geriliği görüldüğü için ailelerin bu konuda çok endişelendiğini dile getirdi.

Peki izole konuşma geriliğinin tipik özellikleri ve otizmden ayıran yönleri nelerdir?

İzole konuşma geriliği olan çocukların, genellikle tek erkek çocuklarda görüldüğünü ve ailede de aynı hikayenin görüldüğünü belirten Doç. Dr. Barış Ekici, bu çocukların istedikleri her şeyi parmak işaretleriyle ya da mimikleriyle anlattıklarını vurguladı.

Ne yapmalı

Doç. Dr. Ekici, “İzole konuşma geriliği olan çocuklar, hızlıca kreşe adapte edilmeli, işitme testleri yaptırılmalı, televizyondan uzak tutulmalı ve birlikte müzikler dinlenmeli” dedi.

Çocuklarda konuşma geriliğinin tipik özellikleri – İZLE:

Karnozin(Carnosine) ve Otizm

Comments 2 Standart

Karnozin otizm l carnosine

Karnozin Molekülü

Karnozin vücutta doğal olarak bulunan bir dipeptitdir. İki aminoasitin birleşmesinden meydana gelen bir moleküldür.  Yoğun olark kalp, kaslar ve beyinde bulunur. Güçlü bir antioksidan olmasının yanı sıra beyinde frontal lob fonksiyonlarını artırdığı düşünülmektedir.

Karnozin sentetik olarak üretilebilmekte ve anti-aging desteği olarak satılmaktadır. Otizmli çocuklarda özellikle Amerika’da 15 yıldır kullanılmaktadır. Karnozin tedavisinin dil ve davranışsal faydaları olduğu bildirilmektedir.

Şikagolu bir çocuk nöroloğu olan Micheal G. Chez ve arkadaşlarının yaptığı kontrollü kör bir bilimsel çalışma karnozinin yararlılığını desteklemektedir. Hem çalışmanın dizaynı hemde Doktor Chez’in kişisel popülaritesi karnozin kullanımını yaygınlaştırmıştır.

Dr Chez’in çalışmasında 8 hafta karnozin kullanımıyla çalışmaya alınan çocukların önemli bir bölümünde hem sosyalleşme hemde dil alanında ilerleme saptanmıştır.

Karnozinin bu etkisinin yanında epilepsili hastalarda da EEG bulgularını düzeltebileceğine dair sonuçlar vardır.

İlacın bazı çocuklarda hırçınlık, uykusuzluk gibi yan etkileri olduğu biliniyor. Doktor gözetiminde dozunun ayarlanması öneriliyor.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

 

Otizmde Gerileme Daha Sık mı?

Comment 1 Standart

 

Otizmde gerileme, Otizm tedavisi

Otizmli çocukların yaklaşık üçte birinde 18 ay civarında dil becerilerinde daha belirgin olmak üzere gerileme yaşandığı bir çok çalışma tarafından gösterilmiştir.

Fakat bu gerileme fenomeninin daha yaygın olduğu tartışılmaktadır. Son çalışmalar bebeklerde daha erken dönemlerde motor beceriler ve sosyal ipuçlarını çözme yeteneğinde duraklama ve gerileme olduğunu ortaya koyuyor. Bu değişimler ebeveyn ve doktorlar tarafından fark edilemeyecek derecede hafif olabiliyor.

Otizm tanısı almış çocukların kardeşlerin de yüzde 20-25 arasında otizm gelişme riski olduğu biliniyor. Bu kardeşlerin uzun dönem takip edildiği çalışmalar bize bu alanda veri sağlıyor.

Sinaptik budanma denilen olay öğrenme üzerinde etkili oluyor. Bebekler 3-6 aylıkken bir çok farklı dile benzer yanıtlar verirken 9 aylık olduklarında kendi dillerine özel ilgi göstermeye başlıyorlar. Bu anadile özgün sinapsların(sinir bağlantısı) korunması ve diğer sinapsların budanması ile açıklanıyor.

Peki ya bebeğin öğrendiklerini pekiştirdiği sağlıklı sinapslar budanırsa ne olur. Bu gerilemeyi izah etmek için kullanılan bir teori.

Eken gerilemeyi ölçmek için göz tarama hızı ölçülüyor. Çocuğun sosyal uyaranları yakalama hızı diyebiliriz bu ölçüme. İleride otizm tanısı alacak çocukların yüzde 80’ninde bu hız erken bebeklik döneminde düşmeye başlıyor.

Araştırmacılar otistik gerilemenin bir aydan uzun bir süreç olduğunu da saptamışlar.

Bu çocuklarda yapılan beyin MR çalışmaları ise beynin ilk yıl hızlı büyüdüğü fakat sonrasında hızlı bir küçülme gösterdiğini belirtiyor. Dolayısıyla hızlı budamanın ilk yılın sonunda başlayan bir süreç olduğu düşünülüyor.

NIH 2016 Otizm çalıştayından derlenmiştir.

https://www.autismspeaks.org/science/science-news/researchers-say-regression-autism-common-variable-maybe-universal

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

Çocuklarda Tekrarlayıcı El Çırpma

Comments 7 Standart

otizm belirtileri, dr barış ekici

Kanat çırpma tarzında hareket yapan bir erkek çocuk

Çocuklarda görülen tekrarlayıcı hareketlerin otizm ve mental gerilik ile ilişkili olabileceği toplum tarafından dahi fark edilmiş bir gerçek.

Fakat her tekrarlayıcı hareket yapan çocuk otizmli değildir.

Benim de bir kez dinleme fırsatı bulduğum, John Hopkins Üniversitesi Çocuk Nörolojisi Bölümünden hareket bozuklukları uzmanı Harvey S. Singer’ın bir çalışmasından bahsetmek istiyorum.

Doktor Singer bu hareketleri üçe ayırıyor

  • Yerinde sallanma, eliyle kendine vurma gibi sık görülenler
  • Kafa sallama tarzı hareketler
  • Kanat çırpma, alkış gibi kompleks hareketler

Bu hareketlerin ortak özelliği 3 yaşından önce başlaması. Hareketler çocuklar heyecanlanınca artıyor. Çocuk yorgun ve hasta ise hareketler yine artış gösteriyor.

Otizmli çocuklardan farklı olarak dikkati dağıtıldığında hareketler sonlanıyor. Çocuğun hareketin farkına varması sağlanıp, davranışsal değişiklik üzerinde çalışıldığında olumlu sonuçlar alınıyor.

Tekrarlayıcı hareketler yapan çocuklarda ilerleyen yaşlarda dikkat eksikliği, endişe bozukluğu ve takıntılı davranışlara sık rastlanıyor.

Çalışmanın ilginç sonuçlarından bir diğeri ise ilaçların işe yaramıyor olması ve yaşla beraber bu hareketlerin tam kaybolmasa dahi sıklık ve şiddetlerinde azalma eğiliminin olmasıdır.

Doç Dr Barış Ekici, http://www.cocuk-norolojisi.com

Parasetamol ve Otizm

Comment 1 Standart

Öncelikle belirtmek isterim ki; bu yazının parasetamol kullanımının otizm yaptığı ve bebeklerde kullanılmasının sakıncalı olduğu yönünde bir mesajı yoktur. Yıllarca çocuk hekimliği yapmış biri olarak  tecrübem parasetamolun bir çok yönden güvenilir bir ilaç olduğu yönündedir.

Her hafta otizmle ilgili bir şey yazmaya çalışıyorum. Bu kendi kişisel gelişimimi de tetikliyor, otizm çalışmış oluyorum… Sizinle bir grafik paylaşmak ve ilgi çekici tesadüflere dikkat çekmek istiyorum.

otizm ve parasetamol, otizm tedavisi

Kaliforniya’da doğum yılına göre otizm tanısı alan birey sayısı

İlk dikkat çeken 1977 yılı. 1977 yılında Amerikan İlaç Kurumu parasetamolun karaciğere dokunabileceğini prospektüs bilgisi olarak eklenmesine karar veriyor. Bu yıl dolayısıyla ilacın kullanımı düşüyor.

1980 yılında aspirin kullanımının çocuklarda Reye hastalığı denilen ölümcül bir tabloya yol açtığı uyarısı yayınlanıyor ve parasetamol kullanımı artışa geçiyor.

1982 yılında Şikago’da Tylenol adıyla satılan parasetamol kapsüllerine biri veya birileri siyanür katıyor ve ilacı içen 7 kişinin ölümüne neden oluyor. Ülkede bir panik yaşanıyor ve parasetamol içeren ilaçların kullanımı azalıyor.

1986’da ise Newyork’da bir kadınbenzer şekilde öldürülüyor ve yine parasetamol kullanımı azalıyor.

Bu grafiğin iddiası ise parasetamol kullanımı ile otizm sıklığı arasında bir ilişki olduğudur.

Benim ilgimi çekti…. Yorum sizin.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-nörolojisi.com

Bu Çalışma da Bizden… Otizm ve Uyku Sorunları

Comment 1 Standart

Otizm uyku, otizm d vitamini

Otizmde uyku sorunları ve D vitamini ilişkisi

Meslektaşım Serhat Güler’in önderliğinde yürüttüğümüz çalışmamızda Otizmli çocuklarda uyku sorunlarının sıklığını ve bunları D vitamini düzeyleri ile ilişkisi araştırdık. D vitamini eksikliği ve uyku sorunları arasındaki ilişki daha öncesinde de başka durumlarda bildirilmekteydi.

Bizim çalışmamızda  otizmli çocukların yüzde 68’inde  düşükD vitamini düzeyleri, yüzde 78’inde ise uyku sorunları saptadık.

Tedavi öncesi düşük D vitamini düzeyi olan çocuklarda uyku sorunları daha belirgindi.

Çocuklara yeterli D vitamini tedavisi verdikten sonra ise uyku sorunlarında anlamlı azalma gözlemledik.

Uyku sorunları olan otizmli çocuklarda D vitamini takviyesi ucuz ve zararsız bir tedavi olasılığı olarak gözükmektedir.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

Lyme hastalığı ve Otizm: Her duyduğunuza inanmayın!!!

Comments 3 Standart

Lyme Otizm, Çocuk Nörolojisi Doktoru

Kansere  bir mikrobun yol açtığını televizyonda Cerrahi Uzmanı olan amcanın (Ben o zaman küçüktüm) iddia etmesinin üzerinde 20 yıldan fazla geçmiştir herhalde…

Süper hipotezdi aslında, bul mikrobu bas antibiyotiği bitsin kanser…

Öyle olmadı, kanser son 20 yılda artmaya devam etti. O amcaya ne oldu ?

Otizme de Lyme hastalığına sebep olan mikrobun yol açtığı iddia edileli yaklaşık 10 yıl olmuştur. Beş hastada antibiyotik tedavisiyle Lyme mikrobunu (B Burdogferi) öldürmüşler ve hastalarda otizmin ana belirtileri gerilemiş.

Allta yatan mantık şuydu…. Lyme hastalığı sinsi bir formda çocukta bebeklik ve fetal dönemde immun aktivasyona yol açıyor ve otizme neden oluyordu.

Otizmli çocukların yüzde yirmisinde Lyme hastalığının olduğu söyleniyor ve tedaviye antibiyotikler ekleniyordu.

Hatta bu mantıktan yürüyen Low Dose İmmuntherapy diye bir tedavi bile uydurmuşlar. Bunu da ne tesadüf ki bir aile hekimi bulmuş.

Bu işler hep böyle oluyor nedense, hiç nörologlar-psikiyatristler bir şey bulamıyor ama hastalıkla ilgisi olmayan hekimler sürekli birşey buluyor.

Neyse 2013 yılında sonunda gerçek bilim adamları işe el atmış ve kontrollü bir çalışma yapmışlar. Sonuç…. Lyme hastalığına dair herhangi bir kanıta ulaşamamışlar.

Bu Lyme işi bitmiş mi peki?

Tabii ki hayır. Ne yazık ki çaresiz insanları dolandırmak çok kolay.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, cocuk-norolojisi.com

 

 

 

 

Otizm; Hiçkimsenin Hiçbirşey Bilmediği Hastalık

Comments 2 Standart

Çocuk Nörolojisi Doktoru

Otizm bir hastalık mı?  Yoksa yüzlerce-binlerce hastalığın bir bulgusu mu?

Otizm bir hastalık değil, bir sonuç. Bir çok hastalığın ortaya çıkardığı bir sonuç.

O zaman otizmi nasıl tedavi edebiliriz? Öncelikle hastalığın ne olduğunu bilmek gerekiyor. Sık rastlanan nedenleri, Tuberoskleroz, Rett Sendromu, Nörofibromatozis veya PTEN mutasyonları model alıp üretilen çözümlere baktığımızda karşımıza mTOR mekanizması çıkıyor.

mTOR mekanizması beynin şekillenmesinde görev alıyor. Model hastalık ise Tuberoskleroz. Rapamisin denilen ilaçların türevleri mTOR mekanizmasını yavaşlatıp hastalığın şiddetini azaltmasını bekliyoruz. Herşey teoride tamam fakat klinik uygulamada bu ilaçlar Tuberosklerozun bir çok bulgusuna iyi geliyor fakat otizme  etkisi umulduğu gibi değil.

mTOR mekanizması çok çalışınca otizm gelişiyor. Ama son çalışmalar mTOR az çalışınca da otizmin ortaya çıktığını gösteriyor. Onlara da insulin benzeri büyüme hormonu verelim deniyor. Teoride çok güzel ama mTOR kimde az çalışıyor, kimde çok çalışıyor?

mTOR dışı nedenleri ne yapacağız ? Epilepsiye bağlı otizm gelişenleri. Valproik asit faydalı diyenler var ama gebelikte valproik asit maruziyeti otizme yol açıyor. Başka epilepsi ilaçları? Hiç biri güvenilir tutarlılıkta değil, yani hastadan hastaya çok farklı sonuçlar görüyoruz.

Oksitosini unutmayalım. Teoride oksitosini vereceğiz, çocukların sosyal yetileri artacak çünkü oksitosin sevgiyi düzenleyen hormon. Süpermiş… Hemen verelim bu iş bitsin o zaman. Oksitosinin stabil yani bozulmayan çözeltisini hazırlamak çok zor. Klinik tecrübem hiç bir işe yaradığını göstermiyor. Ama çalışmalara bakarsanız herkes çok faydalı bulmuş.

Tamam sorunu gaba/glutamat dengesizliğiyle açıklayalım. Bu çocuklarda epileptik nöbetlerin de olması lazım. Bu kriterleri karşılayan hastalarımıza bumetanid verelim. Klinik tecrübem bazı hastalarda işe yaradığını düşündürtüyor. Ama diğerlerinde neden işe yaramıyor?

Barsaklar, vitaminler, probiyotikler vs vs vs. Unutmadan kazeinsiz diyetler, GAPS diyeti.Bazen işe yarıyabiliyor. Ama hangi hastada işe yarayacağını ön görmek mümkün durmuyor.

Beni en şaşırtan Arabistandan yapılmış bir çalışma… Deve sütünün otizmli çocuklara çok iyi geldiğini bulmuşlar.

Kafamdaki soru şu: Arabistanda develer değilde keçiler olsaydı, oradaki bilim adamları keçi sütünün faydalı olduğu da gösterebilecek miydi?

Doç Dr Barış Ekici

 

Otizmin Erken Belirtileri (1 yaş öncesi)

Comment 1 Standart

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici

Objelere artmış odaklanma…

Otizmin 1 yaş öncesinde belirtiler verdiğine dair elimizdeki kanıtlar gün geçtikçe artmaktadır. Bu çocuklarda 1 yaş öncesinde motor,duysal ve duygulanım alanlarında farklılıklar olduğu bildiriliyor.

Önce motor yani hareket alanındaki farklılıklara bakalım. 6 aylık bebeklerin oyun aktivitesini değerlendiren araştırmacılar ileride otizm tanısı alacak olan çocukların oyuncakları daha az ve daha düşük beceri ile kavradığını göstermişlerdir. Ayrıca bu bebeklerde desteksiz oturma ve gövde kontrolü daha geç gelişir. 6 aylık bebekler yatar pozisyondan oturur pozisyona doğru kollarından çekildiğinde, kafalarının gövdelerinden geride kaldığı saptanmıştır.

Bu çocukların duysal özelliklerinin değerlendirildiği farklı bir çalışmada ise görsel algılarındaki farklılıklar ortaya konmuştur.Otizmli çocuklar 12 aylıkken, objeleri döndürerek ve gözlerini farklı pozisyonlara getirerek inceleme eğiliminde olmuşlardır.Bu özelliği sonrasında klinik çalışmalarımızda da objelere yan bakma şeklinde görüyoruz.Yine ilginç bir diğer saptama ise 7 aylık olduklarında objelerden kopuş sürelerinin daha uzun oluşudur. Otizmli çocuklar objelere daha yoğun ve daha uzun süre odaklanmakta; farklı bir objeye geçmek için daha uzun süre beklemektedirler.

Duygulanım alanındaki farkların değerlendirildiği bir çalışmada ise 12 aylık olduklarında diğer çocuklara göre mutluluklarını daha az ifade ettikleri ve daha zor sakinleştirildikleri saptanmıştır.Ailelere yönelik yapılan bir anket çalışmasında ise ebeveynler, bu duygulanım paternini 7 aylıktan itibaren fark ettiklerini belirtmişlerdir.

Otizmin ana semptomları olan  bozulmuş sosyal iletişim ve ilgi alanlarının kısıtlanmasından çok daha önce hastalığın öncül belirtilerinin ortaya çıktığını artık biliyoruz.Bilim adamlarının işte bu alanda tüm çabası, hastalığın erken tanınmasına yönelik tarama testlerinin oluşturulmasıdır.

İyi haftalar….

Doç.Dr.Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, cocuk-norolojisi.com

Otizmli Bireyler Dünyayı Nasıl Görüyor?

Comment 1 Standart

otizm tedavisi

Solda otizmli, sağda ise sağlıklı bireyin aynı fotoğrafda odaklandığı noktalar.

Otizmli bireylerin dünyayı yüzler, objeler ve olaylar karmaşası olarak değerlendirdikleri düşünülüyor. Bu yaklaşım onların sosyal iletişim sorunlarını, objelere olan artmış fakat kısıtlı ilgisini açıklıyor. Bebeklerin ilk geliştirdikleri ve en temel sosyal iletişim yolu göz temasıdır. Otizmli çocuklarda ailelerin ilk dikkatini çeken durumlardan birisi de azalmış göz teması oluyor. Otizmli çocuklarda azalmış göz temasının nedeni, yeni bir çalışma ile açıklanıyor.

Otizmli bireylere günlük hayatta karşılaşabileceğimiz görüntülerden oluşan fotoğraflar gösterilip, bilgisayar yardımıyla fotoğrafta odaklandıkları noktalar tespit edilmiş.  Otizmli bireyler fotoğrafın ortasına odaklanmayı tercih ediyorlar. Yukarıdaki resimde de görüldüğü üzere sağlıklı birey kırmızı kart gören futbolcunun yüz ifadesine odaklanırken otizmli bireyler resmin ortasında yer alan ve sırtı dönük hakeme odaklanıyorlar.

Çalışmanın ilginç bulgularını şöyle özetleyebiliriz…..

  • Fotoğraflarda ortada obje yoksa bile otizmli bireyler ortaya odaklanmayı tercih ediyor
  • Fotoğraflardaki objelerin köşe ve kenarlarına odaklanmayı tercih ediyorlar
  • İfade içeren fotoğraflarda yüzlere odaklanmayı tercih etmiyorlar
  • Birbirine benzer cansız objeler olan fotoğraflarda daha canlı renkli ve keskin görünen objeye odaklanmayı tercih ediyorlar..

otizm tedavisi, otizm doktoru

Soldaki resimde otizmli bireyin foroğrafın ortasına ve ağacın kenarına odaklandığı görülüyor. Sağdaki örnek ise sağlıklı bireye ait.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

İkiz Bebek Deneyi…

Leave a comment Standart

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Doktoru

1932’de Myrtle  Mc Graw tarafından Johnny ve Jimmy isimli ikizler üzerinde 6 yıllık bir izlem çalışması planlandı.  İkizlerden biri fiziksel egzersizlerle desteklendi. Amaç daha başarılı, atletik bir çocuk yetiştirilmesi idi.

İkizler 2 yaşına geldiklerinde desteklenen bebek Johnny motor performans ve algısal olarak hafif daha başarılı olsa da 6 yaşına geldiklerinde aralarında bir fark kalmamıştı. Kendi doğal gelişimine bırakılan bebek Jimmy sonunda Johnny’i yakalamıştı.Bu çalışma o zaman kamuoyu tarafından ilgiyle izlenmişti.

Küçük bir not: Kaydedilmiş en uzun yakalama refleksiyle kendini taşıma süresi 2.5 dakikadır!!!!!!!!!!!!!!!!!

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, cocuk-norolojisi.com

 

Hastam Muayene Ederken Bana “BABA” Dedi!!!

Leave a comment Standart

Çocuk Nörolojisi Uzmanı Dr Barış Ekici

Çarpıcı başlığın sizi çekerek okuduğunuz bu durum biz çocuk doktorlarının sık başına gelen bir olaydır aslında. Yaşına daha yeni girmiş bir hastamın dil gelişimini sorgularken 2 haftadır “baba” dediği annesi tarafında ifade edilmişti. Ben bu durumun iyi bir gelişme olduğunu onaylayıp bebeği muayane etmeye başladığımda bebek bana dikkatlice odaklandı ve bana bakarak “baba” dedi.

Annesi araya girip….Aslında Erkeklere “baba” diyor diye düzeltti.

Bebekler kelimeleri ilk öğrenirken onlara geniş anlamlar yükleme eğilimindedir. “Baba” kelimesi de ilk başta bebek tarafında “Yetişkin erkek” olarak algılanmıştır. Zaman içinde dil hakimiyeti artacak ve sadece babasına “baba” denildiğini öğrenecektir.

Bunun tam tersinin geçerli olduğu durunlarda mümkündür. Mesela, babasıyla top oynayan bir kız çocuğu babası ona topu attığında “Top” diyerek bir sevinç çığlığı atmıştır. Heyecanlanan baba bu kelimeyi annesinin önünde tekrar etmesi için bebeğe topu göstererek ne olduğunu sorduğunda bebek ona yanıt vermemiştir. Bu olaydan bir kaç gün sonra parkta annesi, bebeğe topu attınca yine “Top” diye bağıracağına şahit olacaktır.

Burada bebek “Top” kelimesine kendine doğru atılan top anlamı yüklemiştir ve “Top” kelimesini bu anlamda kullanmaktadır. İlerleyen zamanda bu kelimenin eyleme değil topa ait olduğunu fark edecektir.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocuk-norolojisi.com

Sakar çocukları jimnastiğe yönlendirin

Comment 1 Standart

Çocuklarda gelişimsel koordinasyon bozukluğunun son dönemlerde sıklıkla arttığını dile getiren Çocuk Nörolojisi Uzmanı Doç. Dr. Barış Ekici, “Aslında bu çocuklar daha önce sakar çocuklar olarak tanınıyor” dedi ve bu durumun erkek çocuklarda daha sık, daha belirgin görüldüğünü söyledi.

Geç yürüme ve konuşma varsa dikkat

Doç. Dr. Barış Ekici, “Gelişimsel koordinasyon bozukluğu, hafif geç yürüme, konuşmada gecikme tablosu ile başlıyor. Sonra aileler, çocuğun sık düştüğünü, arkadaşlarının gerisinde kaldığını, oyunlarda daha az seçildiğini, ince motor becerilerinin biraz geri kaldığını fark ediyorlar” şeklinde konuştu.

Jimnastiğe yönlendirin

Doç. Dr. Ekici, gelişimsel koordinasyon bozukluğu olan çocuklar, erken dönemde fark edilip jimnastiğe ya da piyano çalmaya yönlendirilirse bu koordinasyon sorunlarının çözüldüğünü dile getirdi.

Kadinvekadin.net özel haberidir.

Doç. Dr. Barış Ekici – Gelişimsel koordinasyon bozukluğu İZLE:

http://www.cocuk-norolojisi.com

 

Çocuklarda Kalp Ameliyatları ve Nörolojik Sorunlar

Leave a comment Standart

çocuk kalp hastalıkları, nörolojik sorunlar, çocuk nörolojisi

Kalp Ameliyatı olan çocuklarda Nöroloji

Doğuştan gelen kalp hastalıkları neredeyse her 100 çocuktan birini etkileyecek kadar sıktır. Son yıllarda artan cerrahi başarı ile deneyimli merkezlerde ameliyat sonrası hayatını kaybetme oranları yüzde 1’e kadar düşmüştür. Hayatta kalımın yükselmesine rağmen ameliyat sonrası nörolojik sorunların görülme sıklığı yüzde 2-5 oranında kalmaya devam etmektedir.

Doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarda, örneğin hipoplastik sol kalp hastalığında veya Fallot hastalığında, beyinde de gelişimsel sorunlar görülebilmektedir. Yani bu çocukların bir kısmında ameliyat öncesinde de gelişimsel sorunlar, epilepsi ortaya çıkabilir.

Doğuştan gelen kalp hastalıklarının ameliyatları zor ve karmaşık işlemlerdir. Çoğu kez kan dolaşımında kalp devre dışı bırakılır, vücut soğutularak dolaşımı yavaşlatılır ve beynin kan akımının yönü değiştirilir.

Kan dolaşımı kalp dışından sağlanırken tuturulması gereken hassas ayarlar vardır ve bunlardaki ufak değişiklikler beyinde kan birikmesine yol açabilir.  Beyni korumak için çocuğun vücut ısısı düşülür çünkü bazen kan dolaşımını tamamen durdurmak gerekebilir. Ameliyat sırasında sistemden kaynaklanan hava veya diğer pıhtılar beyne doğru gidebilir.

Ameliyat sonrasında beyin etkilenmesinin ilk belirtisi çocuğun uyanamaması veya epilepsi krizleridir. Ameliyatta kansız kalan veya pıhtı atan beyin şişer. Bu çocuğun bilincini etkiler ve nöbetlere yol açar. Yine etkilenen beyin bölgesine bağlı olarak kollarda veya bacaklarda felç tablosu gelişebilir. Bazen beynin arka bölgesi etkilenerek geçici körlük tablosu ortaya çıkar.

Tüm bu korkutucu tabloya rağmen iyi cerrahi ekiplerde bu riskler yüzde 2’ye kadar düşebilmektedir. Nörolojik sorunları yöneten ameliyat sonrası bakımdır. Kalp hastaları konusunda uzmanlaşmış yoğun bakımlarda erken fark edilen nörolojik sorunların önemli bir bölümü iyileşebilmektedir.

 

Doç Dr Barış Ekici. Çocuk Nörolojisi Uzmanı, http://www.cocuk-norolojisi.com

 

 

 

 

Yüksek Folat Ve B12 düzeyleri Otizm Riskini Artırıyor mu?

Comment 1 Standart

 

çocuk nörolojisi gebelikte alınacak önlemler, çocuk nöroloji doktoru barış ekici

Gebelik ve Otizm

Gebelikle ilişkili klasik öneriler spina bifida denilen doğuştan bel açıklığı hastalığının önlenmesi için gebelik öncesinden başlayarak folik asit takviyesi alınması ve bebeğin beyin gelişimi için özellikle kırmızı etten gelen B12’nin gebelik boyunca gerekirse takviye edilmesi şeklindedir. Çocuk nörologları olarak kendi klinik tecrübelerimiz de özellikle B12 eksikliğinin bebeklerde epileptik nöbetlere kadar ciddi sorunlara yol açabileceğini gösteriyor. Benim yazılarımı takip edenlerin de fark edeceği üzere folik asitin beyinde eksikliğinin otizme yol açabileceğine işaret eden yazılar yazmıştım. Ama ne yazıkki tıp matematiksel olarak işlemiyor. Her zaman 2 ile 2 toplanınca 4 olmuyor…

Yıllarca süren kolesterol tartışmaları, kolesterol ilaçları ile ilgili çelişkili açıklamaları hatırlatmak isterim. Sonuçta biz de kendi tecrübelerimizden bazı hastalara fayda eden ilaçların diğerlerine yaramadığını, hatta bazen kötü bile geldiğini biliyoruz. Konu otizm gibi ne olduğu neredeyse çok az bilinen hastalık olunca farklı bilimsel sonuçlara şaşırmamak gerekiyor.

John Hopkins Üniversitesi Halk Sağlığı Biriminin 1998-2013 yılları arasında doğum yapmış 1391 anneden, doğumda 3 gün içerisinde aldıkları kan örnekleri ve bu annelerin bebeklerinin takibi sonucunda…

  • Annenin kan folat değeri yüksekse bebeğinde otizm gelişme riski 4 kat
  • Annenin Kan B12 değeri yüksekse bebeğinde otizm gelişme riski 3 kat
  • Her ikisi de yüksekse bu riskin 17.6 kat arttığı saptanmış.

 

Araştırmacılar buna yol açanın annenin gebelikte takviye edilmiş yiyecekleri çok tüketmesi olabileceği gibi, genetik bir nedenle bu annelerin yüksek barsak emilimine sahip olması olabileceğinin düşünüyorlar.

Bu yazının mesajı şu an doğru kabul edilen bazı tıbbi uygulamaların gelecekte değişebileceği olarak alınmalıdır. Gebelik öncesinde ve süresince Folik asit ve B12 kullanımının yararı başka hastalıklar açısından bir çok kez kanıtlanmış durumdadır.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

 

 

 

 

 

Nörolojide Diyet Tedavileri

Comment 1 Standart

Gaps diyeti, ketojenik diyet

Gaps Diyeti, Ketojenik Diyet

Son yıllarda nörolojik hastalıklarda beslenme giderek önem kazanıyor. Doğru beslenme, bütün kronik hastalıklarda başarılı tedavinin temel taşıdır. Yapılan çalışmalar şizofreni, epilepsi, otizm, dikkat eksikliği bozukluğu (DEB), dikkat eksikliği bozukluğu ve hiperaktivite (DEHB) vb. hastalıklarda beslenme değişikliklerinin hastalıklar üzerine etkili olacağını gösteriyor.

Sinir hücreleri vücudumuzda beynimizden sonra en yoğun bağırsakta yer alır. Bu iki sistem arasındaki etkileşim son yıllarda gittikçe önem kazanmakta ve ‘beyin bağırsak aksı’ olarak isimlendirilmektedir.

KETOJENİK DİYET

Beslenme ile nörolojik hastalıklar arasındaki ilişkinin en klasik örneği şüphesiz ki ketojenik diyettir.1920’li yıllarda Mayo Clinic’ten Dr.Russel Wilder çocuklarda nöbetlerin sıklığını ve yoğunluğunu azaltmaya yönelik bir diyet oluşturmuştur ve günümüzde ketojenik diyet artık alternatif tedavi yöntemi olmaktan çıkıp rutin uygulamanın bir parçası haline gelmiştir. Kimi uzmanlar west sendromu gibi çocukluk çağının yıkıcı epileptik durumlarında dahi ketojenik diyetin ilk tedavi tercihi olabileceğini öne sürmektedirler.

Beynimiz enerji üretimi için öncelikle şekerleri tercih eder. Fakat açlık durumunda yağların yıkılmasıyla ortaya çıkan keton cisimcikleri de beyinde alternatif bir yakıt olarak kullanabilir. Beynin şekeri ve diğer karbonhidratları kullandığı durumda ortaya çıkan ana metabolitlerin epileptik nöbetleri tetikleyebileceği gösterilmiştir. Oysaki açlık durumunda veya ketojenik diyet altındayken beyin ketonları kullanır ve bu yeni metabolik düzende sinir uyarılırının azaldığı beynin epilepsi üretiminin gerilediği bilinmektedir.

 

Ketojenik diyet karbonhidrat alımını, belirli bir minimum düzeyde tutar. Protein alımı ise koruma ve tamire yeterli olacak şekilde dikkatli ölçülmektedir. Diyetin geri kalanını yağ oluşturmaktadır. Diyet listesi, deneyimli bir diyetisyen tarafından, her hasta için ayrı hazırlanmalıdır. Diyete başlamadan önce hastanın üç günlük yemek kaydının tutulması, yemek tercihlerinin belirlenmesi ve damak tadına uygun liste hazırlanabilmesi açısından önerilmektedir.

 

GAPS DİYETİ

Ketojenik diyet tedavisinin yarattığı etki bilim insanlarının diğer nörolojik hastalıklarda da diyet tedavilerini kullanmaya yönelmesine yol açmıştır. Gaps (Bağırsak ve psikoloji sendromu) diyeti buna bir örnektir.

Bağırsak florasındaki düzensizliklerin beyinde, etkin zararlı toksinlerin üretilmesine yol açtığı bilinmektedir. Özellikle otizmli hastalarda bağırsak florasının sağlıklı çocuklara nazaran bozulduğu, kabızlık, beslenme sorunları, kısıtlı beslenme ve kilo sorunlarının ortaya çıktığını görüyoruz.

Gaps diyetinin amacı, hasta çocukların vücudunu toksinlerden arındırmak, beynin üzerindeki toksik sisi kaldırıp gelişmesine ve doğru işlemesine izin vermektir. Bunun için ilk olarak sindirim yolunu temizleyip iyileştirerek, vücutta toksisitenin en büyük kaynağını ortadan kaldırmak ve olması gerektiği üzere onu beslenmenin kaynağı haline getirmek, ikinci olarak farklı dokularda birikmiş olan toksinleri temizlemek gerekmektedir.

Günümüzde sağlıklı gıdaya ulaşmak zorlaşmaktadır. Gıdaların içine yoğun katkı maddeleri karıştırılmakta, bu da çocukların bağırsak bütünlüğüne zarar vermektedir. Çoğu kez aileler sağlıklı olduğunu düşündükleri zararlı gıdaları çocuklara yoğun olarak vermektedirler.

Gaps beslenme protokolünde; tüm işlenmiş besinler, nişastalı sebzeler, süt şekeri laktoz, soya dahil nişastalı sebzeler ve tüm tahıllar kaçınılması gereken besinlerin arasındadır.

Diyet üç bölümden oluşur. Giriş diyeti, Tam GAPS Diyeti, GAPS Diyetinden Çıkış. Ağır vakalarda tüm aşamaları düzenli bir şekilde yapmak gerekir. 2 yıllık zorlu bir çalışmanın ardından çocuğunuzla ilgili birçok hastalık belirtisinin gerilediğini veya yok olduğunu göreceksiniz.

 

GLUTENSİZ – KAZEİNSİZ DİYET (GKD)

Otizmli hastalarda bir diğer tedavi yöntemi ise glutensiz-kazeinsiz diyettir. Otistik hastaların en az %95’inin sindirim fonksiyonları ağır metal ve toksinlere bağlı olarak bozulmuştur. Bu nedenle kazein (süt pıhtısı, peynir, yoğurdun susuz bölümü), gluten (buğday proteini) ve soya protein yapısındaki büyük moleküller sindirilirken küçük birimleri olan aminoasitlere parçalanamazlar. Bu şekilde kana geçerek bağışıklık sistemi ve beyinin işleyiş tarzını bozarlar. Gıdaların sindirilmemiş protein parçaları kana geçtiklerinde morfin etkisi göstererek vücutta az miktarda üretilen serbest morfin miktarını artırırlar. Diyet ile bu morfinlerin kan düzeyi azalmakta ve klinik bulgular da aynı oranda hafiflemektedir. Otistik hastaların %80 kadarı kazeinsiz-glutensiz diyetten fayda görmektedir.

 

 

Uzm. Dyt.Eftal GEÇGİL, Doç Dr Barış Ekici

      http://www.cocuk-norolojisi.com

Serebral Palsili doğdu, Hacettepe Tıp’ı bitirip TUS’ta derece yaptı.

Leave a comment Standart

Serebral Palsili doğdu, Hacettepe Tıp'ı bitirip TUS'ta derece yaptı

 

Medimagazin sitesinden güzel bir haber!!!

İzmir’de doğduğundan beri Serebral Palsi (Beyin Felci) hastalığı nedeniyle yürüyemeyen Mehmet Servet Şatıroğlu, engelleri aşarak doktor oldu. Koltuk değnekleriyle ayakta durabilen Şatıroğlu, engelli birçok insanı da hayata bağladı. Hiçbir engelin hayatı yaşamaya engel olmadığını söyleyen Şatıroğlu, “Engeller başarının önünde duramaz” dedi.

İzmirli 38 yaşındaki Mehmet Servet Şatıroğlu, doğumunda beynine yeterli oksijen gitmemesi nedeniyle beyin felci geçirdi. 3 büyük ameliyat geçiren Şatıroğlu, lisede yürüyemez hale geldi. Ailesi ve arkadaşlarının kendisinden ümidini kestiği sırada Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazandı. Şatıroğlu, mezun olduktan sonra girdiği Tıpta Uzmanlık Sınavı’nda ilk 300’e girdi. Hayalini kurduğu fizik tedavi uzmanı olan Şatıroğlu, şimdi kendisi gibi engeli bulunanları iyileştirmek için çalışıyor.

‘Geçmiş olsun Doktor Bey’

Hastalarının kendisini koltuk değnekleriyle gördüğünde, “Geçmiş olsun doktor bey” dediğini söyleyen Şatıroğlu, “Çoğu hastam fiziksel engelim olduğunu anlamıyor. Kaza geçirdiğimi düşünüyorlar. Bizim hastalık grubumuz zor. İyileşme için çok emek vermek gerekiyor.
Ama insanların hayata tutunması lazım” dedi. Üniversiteyi kazandığında birçok kişinin kendisine “Yapamazsın” dediğini belirten Şatıroğlu, “Üniversite benim hayata daha sıkı tutunmama yardımcı oldu.
Şu anda koltuk değneği kullanarak sınırlarımı bilerek yaşıyorum” diye konuştu.

Herşey engelliler için

Çocukluğundan beri hastanelerde tedavi gördüğü için doktorluğa ilgi duyduğunu söyleyen Şatıroğlu, “Hem engelim olduğu için, hem de engellilere yardım etmek için fizik tedavi dalını seçtim. Benim daha rahat yapabileceğim bir branş. Hayatımızın kıymetini bilmeliyiz. Sürekli engeli düşünüp depresyona girmek hayatı güzelleştirmiyor. Bir şekilde hayata gülümseyebilmek lazım” dedi.


Serebral Palsi (SP) çocukluk çağında görülen en sık sakatlık nedenidir. Gelişmekte olan beynin etkilenmesi sonucu motor ve postür bozukluğu ile karakterize heterojen bir hastalık grubudur. Yaşamın erken döneminde ortaya çıkan ilerleyici olmayan ancak zaman ile klinik tabloda değişkenlik gösteren statik bir hastalıktır. Daha çok batı kaynaklı çalışmalara göre prevelansı 1000 canlı doğumda 2 ile 3.6 arasındadır. SP oranı erken doğanlarda, zamanında doğanlara göre daha fazladır. Doğum ağırlığı ve gestasyon yaşı azaldıkça oran artmaktadır. SP’nin toplam sayısı 1970 yıllarından beri stabil kalmasına rağmen son yıllarda yoğun bakım ünitelerinin yaygınlaşması ve etkin kullanımı ile bazı çalışmalarda SP prevelansında azalma saptanmıştır. SP’nin etiyolojisi multifaktöryeldir. Son 20 yılda etiyolojik faktörlerde ve bizim bunları anlamamızda radikal değişiklikler olmuştur. Halen bilinen nedenler olguların az bir kısmını oluşturmaktadır. SP’nin bilinen nedenleri risk faktörlerinden ayırt edilmelidir. Tanı, ayrıntılı anamnez, fizik ve nörolojik muayene temelinde yapılmalıdır. Ayırıcı tanıda yavaş ilerleyici dejeneratif hastalıklar ekarte edilmelidir. Turkiye Klinikleri J PM&R-Special Topics 2009;2(2):8-12