Otizmli Çocuklara Neden Tarihi Belgelerde Rastlanmıyor?


Otizmli çocuk

Mısırlılar, Antik Yunan, Romalılar ve Osmanlı İmparatorluğu…

Felsefe, tarih, tıp alanında bir çok yazılı belge günümüze ulaşıyor.  İnsanların uzun gözlemler yapabileceği zamanı var.  Bir çok hastalık neredeyse 1000 yıldan uzun süredir tanımlanmış ve çeşitli tedaviler denenmiş. Osmanlıda ruh sağlığına özen gösterildiği, müzikle tedavi gibi modern dönemde de uygulanan yöntemler uygulandığını biliyoruz.

Fakat hiç bir otizmli çocuk tanımlanmıyor. Asperger sendromu olarak adlandırılan tabloya benzer özellikler gösteren tarihi kişilikler var.

Sokrat’ın az yıkandığı, insanlarla empatiye geçmediği, ailesiyle duygusal bağ kurmadığı ve ölüm cezasına kayıtsız kaldığını biliyoruz. Fakat dili kullanmakta usta olduğu kesin. Benzer şekilde Mikelanjelo ve Mozartın tekrarlayıcı hareketleri olduğu, işleri dışında başka bir şeyle ilgilenmedikleri tarihe not düşülmüş.

Fakat bugün sıklıkla karşılaştığımız, yaygın hastalıklardan biri olarak kabul edilebilecek orta-ağır ciddiyette otizm olgusu ilk kez 1800’lü yılların başında bildirilmiştir.

(Bu bölüm alıntılanmıştır. zihinselengellilerintedavitarihcesi.wordpress.com)
Victor, Fransa’nın Aveyron ormanlarında yakalandığı zaman on veya oniki yaşlarındaydı. Çıplak vücudu yara bere içindeydi. Köylüler ona birkaç kez ormanda bitki kökü yerken rastlamışlar ve yakalamaya çalışmışlar ancak Victor hep ellerinden kaçmayı başarmıştı. Sonunda 1799 yılında Victor yakalanmış ve Paris’e getirilmişti.O dönemde bilime ilgi duyan bir bakan, bu olayın insanoğlunun zihinsel işleyiş biçiminin anlaşılmasına yardımı olabileceğini düşünmüş ve çocuk o zamanlar genç bir doktor olan ve yeni hizmete açılan Sağır ve Dilsizler Kurumu’nda çalışan Dr. Itard’ın takibine gönderilmişti. Dr. Itard, Victor’la ilgili ilk gözlemlerini şöyle not etmiştir: “Ürkütücü denecek kadar kirliydi. Krampımsı hareketler sergiliyor ve kafesin içinde bir hayvan gibi durmadan ileri geri sallanıyordu. Kendisine yaklaşan herkesi ısırıyor ve tırmalıyordu. Duygusal hiçbir davranış göstermiyor ve hiçbir şeyi dikkate almıyordu”
Daha sonraları Dr. Itard Victor’la ilgili tuttuğu raporların birinde; Victor’un işitme ve görme duyularını inceler. İnsanlara ve cisimlere direkt bakmayan Victor’un, kafasının hemen arkasında sıkılan bir tabanca sesine hiçbir tepki göstermemesi üzerine “sağır” olduğuna kanaat getirecekken, vazo kırıldığında başını o yöne çevirip tanıdığı bu sesin nereden geldiğini araştırması Victor’un kesinlikle sağır olmadığı kanaatine varmıştır.
Victor, kendisine verilen oyuncaklarla hiç oynamazken, küvetin içindeki suyla oynamaktan büyük bir haz duyuyordu. Etrafındaki insanların ellerinden tutarak, istediği şeye yönlendiriyordu. Çevresinde meydana gelen her türlü değişime direnç gösteriyor ve odadaki eşyaların yerlerini kusursuz biçimde aklında tutabiliyor ve eşyaların her zaman aynı yerde durmalarına büyük özen gösteriyordu. Victor’un en çok şaşkınlık uyandıran özelliklerinden biri de sıcak ve soğuğa karşı tamamen duyarsız olmasıydı. Tıpkı tabanca patlama sesine duyarsızlığı gibi sanki bazı duysal uyaranlar onda tepki oluşturmuyordu.
Victor gibi çocuklara nasıl yaklaşılacağı konusunda o güne dek bir bilgi yoktu. Dr. Itard’ın Victor’u tedavi ederken amacı bütün duyularını kullanabilmesini sağlamaktı. Victor yıllarca Dr. Itard’ın sorumluluğu altında oldu ama “Victor, hiçbir zaman normal bir insan olmadı ve hiç konuşmadı. Fakat sosyal davranışları belirgin bir gelişim gösterdi”

Bu çocuklara vahşi çocuklar deniliyor ve efsane şeklinde anlatılan bu olgu öncesinde de  çocuklar var fakat otizmin bu denli güzel tariflediği ilk olgunun bu olduğunu düşünüyorum.

Düşünün 1800’de böyle bir çocuk toplumda oldukça ilgi uyandırmış. Bu otizmli olguların o dönemde çok nadir olabileceğini akla getiriyor.

Sonrasında benzer olgularda 1940’lara kadar bir artış olmadığı anlaşılıyor. Ne oluyorsa 1938’de Asperger Viyanada çocuklarda otizm benzeri olguları tanımlarken  1943’de Baltimorda Doktor Kanner 11 olguluk seri yayınlamıştır.

Sonrasını ise hepimiz biliyoruz.

Doç Dr Barış Ekici, cocuk-norolojisi.com

Lyme hastalığı ve Otizm: Her duyduğunuza inanmayın!!!


Lyme Otizm, Çocuk Nörolojisi Doktoru

Kansere  bir mikrobun yol açtığını televizyonda Cerrahi Uzmanı olan amcanın (Ben o zaman küçüktüm) iddia etmesinin üzerinde 20 yıldan fazla geçmiştir herhalde…

Süper hipotezdi aslında, bul mikrobu bas antibiyotiği bitsin kanser…

Öyle olmadı, kanser son 20 yılda artmaya devam etti. O amcaya ne oldu ?

Otizme de Lyme hastalığına sebep olan mikrobun yol açtığı iddia edileli yaklaşık 10 yıl olmuştur. Beş hastada antibiyotik tedavisiyle Lyme mikrobunu (B Burdogferi) öldürmüşler ve hastalarda otizmin ana belirtileri gerilemiş.

Allta yatan mantık şuydu…. Lyme hastalığı sinsi bir formda çocukta bebeklik ve fetal dönemde immun aktivasyona yol açıyor ve otizme neden oluyordu.

Otizmli çocukların yüzde yirmisinde Lyme hastalığının olduğu söyleniyor ve tedaviye antibiyotikler ekleniyordu.

Hatta bu mantıktan yürüyen Low Dose İmmuntherapy diye bir tedavi bile uydurmuşlar. Bunu da ne tesadüf ki bir aile hekimi bulmuş.

Bu işler hep böyle oluyor nedense, hiç nörologlar-psikiyatristler bir şey bulamıyor ama hastalıkla ilgisi olmayan hekimler sürekli birşey buluyor.

Neyse 2013 yılında sonunda gerçek bilim adamları işe el atmış ve kontrollü bir çalışma yapmışlar. Sonuç…. Lyme hastalığına dair herhangi bir kanıta ulaşamamışlar.

Bu Lyme işi bitmiş mi peki?

Tabii ki hayır. Ne yazık ki çaresiz insanları dolandırmak çok kolay.

Doç Dr Barış Ekici, Çocuk Nörolojisi Uzmanı, cocuk-norolojisi.com

 

 

 

 

Hamilelikte Doğru Beslenme İle Zeki Bebekler Mümkün mü?

Hamilelikte zeka geliştiren yiyecekler…


Çocuk nörolojisi doktoru
Hamilelikte Zeka Geliştiren Yiyecekler

Gelişmekte olan beynin beslenmesi anne karnında başlıyor. Beslenme sorunu olan bölgelerde bunun bebeklerin zekasına etki ettiği bilinen bir gerçek. Fakat bizim ülkemiz gibi daha iyi şartlara sahip olan bölgelerde bu sorun yanlış beslenme olarak karşımıza çıkıyor. Hamilelikte düşük karbonhidratlı beslenmenin önemi gittikçe daha iyi anlaşılırken, bu temel prensibin yanında özellikle tüketilmesi gereken gıdalar var.

  • Yağlı Balıklar… Haftada iki kez veya daha fazla omega 3 yönünden zengin balıkları tüketen hamilelerin bebeklerinin IQ’su anlamlı derecede yükseliyor.
  • Yumurta… İçerdiği kolin beyin gelişiminde rol oynuyor, ayrıca demir yönünden zengin olması düşük kilolu doğumları önlüyor.
  • Yoğurt… Yüksek protein içeriği ve barsak florasını düzenlemesi önemli. Barsak florası son dönemlerde otizm ile ilişkilendiriliyor.
  • Baklagiller… Kan şekerini ani yükseltmeden düzenliyor ve yüksek demir içeriğiyle beyin gelişimine katkı sağlıyor.
  • Yaban Mersini… Yüksek antioksidan içerdiği için beyin gelişimini destekliyor.
  • Peynirler… D vitamini kaynağı… D vitamini eksikliğinin bir çok beyin hastalığına yol açtığı biliniyor… Güneşlenme de ihmal edilmemeli.
  • İyotlu Tuz.. İyot eksikliğinin zeka gelişimine zarar verdiği biliniyor.Özellikle ilk 3 ay önemli.
  • Yeşil sebzeler… Folik asit içeren ıspanak-pazı gibi sebzeleri tüketilmesi otizm, spina-bifida gibi nörolojik hastalıklara karşı koruyucu.

Doç Dr BarışEkici. www.cocuk-norolojisi.com